Dünya Kupası’nın gelecekteki gelirleri yatırımcılara açılacaktı
FIFA tarafından hazırlanan plan, Dünya Kupası’nın mülkiyetinin devredilmesini değil; yayın, sponsorluk, bilet, lisans ve pazarlama gelirlerinin yeni kurulacak ticari bir şirkette toplanmasını öngörüyordu.
Yaklaşık 20 milyar dolar değer biçilen şirketin yüzde 20’sinin özel yatırımcılara satılmasıyla FIFA’nın 4,2 milyar dolara kadar kaynak sağlaması planlanıyordu. FIFA çoğunluk hissesini koruyacak olsa da yatırımcılar Dünya Kupası, Kadınlar Dünya Kupası ve Kulüpler Dünya Kupası gibi organizasyonların gelecekteki gelirlerine ortak olacaktı.
Infantino yönetimi, elde edilecek paranın FIFA’ya bağlı 211 üye federasyona futbol geliştirme programları aracılığıyla dağıtılacağını savundu. Ancak projenin yeterli kurumsal istişare yapılmadan hazırlanması, yatırımcıların kimliği ve özel sermayenin sportif kararlar üzerindeki olası etkileri ciddi tepki çekti.
UEFA’nın 55 üyesiyle birlikte karşı çıktığı plan, diğer konfederasyonlardan gelen itirazların ardından geri çekildi. Tartışmaların merkezinde ise FIFA’nın borç krizi yaşayan bir kurum olmamasına rağmen gelecekteki gelirlerini neden bugünden yatırımcılara açmak istediği sorusu yer aldı.
Özel yatırım fonlarının kulüplere, liglere, yayın şirketlerine ve futbol gruplarına ortak olması yeni bir uygulama değil. Ancak FIFA’nın planı, tek bir kulübü ya da ulusal ligi değil, dünya futbolunun en değerli organizasyonlarının gelirlerini kapsaması nedeniyle diğer yatırımlardan ayrılıyordu.
Planın uygulanması halinde yatırımcıların gelir beklentisinin daha fazla maç, genişletilmiş turnuvalar, pahalı biletler ve ticari beklentilere göre düzenlenen fikstürler üzerindeki baskıyı artırabileceği değerlendirildi.
FIFA’nın geçmişinde yayın ve pazarlama haklarının dağıtılması üzerinden yaşanan büyük yolsuzluklar, yeni girişimin sıradan bir finansman projesi olarak değerlendirilmesini de zorlaştırdı.
FIFA tarihini değiştiren 2015 operasyonu
FIFA’ya yönelik en büyük yolsuzluk operasyonu, 27 Mayıs 2015’te İsviçre’nin Zürih kentinde gerçekleştirildi. FIFA Kongresi için ülkede bulunan üst düzey futbol yöneticileri, ABD Adalet Bakanlığının talebi üzerine İsviçre polisi tarafından kaldıkları otellerde gözaltına alındı.
New York Doğu Bölgesi Federal Savcılığı, dokuz futbol yöneticisi ile beş spor pazarlama şirketi yöneticisi hakkında iddianame hazırladı. Soruşturmanın merkezinde Amerika kıtasındaki futbol organizasyonlarının medya, yayın, sponsorluk ve pazarlama haklarının rüşvet karşılığında belirli şirketlere verilmesi bulunuyordu.
İlk iddianamede futbol yöneticilerinin 1991 yılından itibaren 150 milyon doların üzerinde rüşvet ve yasa dışı komisyon almak için birlikte hareket ettiği ileri sürüldü. Aralık 2015’te 16 futbol yöneticisinin daha suçlanmasıyla dosyanın kapsamı genişledi. Savcılar, yolsuzluk ağındaki toplam tutarın 200 milyon doları aştığını açıkladı.
Futbol yöneticilerine doğrudan ABD federal rüşvet suçlamaları yöneltilmedi. Bunun yerine organize suç örgütü kurma, elektronik dolandırıcılık, kara para aklama ve çeşitli komplo suçları üzerinden dava açıldı. Savcılar, FIFA ve bağlı konfederasyonlarda iki kuşak futbol yöneticisinin görevlerini kişisel çıkarları için kullandığını ileri sürdü.
Aynı gün İsviçre Federal Başsavcılığı da ayrı bir ceza soruşturması başlattı. İsviçre makamları, 2018 Dünya Kupası’nın Rusya’ya ve 2022 Dünya Kupası’nın Katar’a verilmesine ilişkin ev sahipliği süreçlerini mercek altına aldı.
Savcılar, “suç teşkil eden kötü yönetim” ve kara para aklama şüphesiyle FIFA’nın Zürih’teki genel merkezinde arama yaptı. Elektronik veriler, yazışmalar, ihale belgeleri ve çok sayıda dijital kayda el konuldu. Aralık 2010’da Rusya ve Katar lehine oy kullanan FIFA İcra Kurulu üyelerinin büyük bölümü incelemeye alındı.
Aynı gün başlayan ABD ve İsviçre soruşturmaları kamuoyunda sık sık birbirine karıştırıldı. ABD soruşturması ağırlıklı olarak Amerika kıtasındaki yayın ve pazarlama hakları karşılığında verilen rüşvetlere odaklanırken İsviçre soruşturması, Rusya ve Katar’ın Dünya Kupası ev sahipliği seçimlerinde usulsüzlük yapılıp yapılmadığını araştırıyordu.
İki dosyanın ortak noktası ise FIFA’nın karar alma mekanizmalarında uzun yıllardır ciddi şeffaflık ve denetim sorunları bulunduğu iddiasıydı.
Operasyonun ardından dönemin FIFA Başkanı Sepp Blatter üzerindeki baskı giderek arttı. Blatter, operasyonun hemen ardından yapılan seçimde yeniden başkan seçilmesine rağmen birkaç gün sonra görevini bırakacağını açıkladı.
Copa América ve 100 milyon dolarlık rüşvet anlaşması
Soruşturmanın en büyük bölümlerinden biri Copa América turnuvaları ile 2016 yılında ABD’de düzenlenen Copa América Centenario’nun ticari haklarıyla ilgiliydi.
İddianameye göre Datisa adlı spor pazarlama ortaklığı, Copa América’nın 2015, 2016, 2019 ve 2023 organizasyonlarına ait hakları almak için Güney Amerika Futbol Konfederasyonu yöneticilerine toplam 100 milyon dolar rüşvet ödemeyi kabul etti.
Plan kapsamında sözleşme imzalandığında 20 milyon dolar, dört turnuvanın her biri için de ayrı ayrı 20 milyon dolar ödenmesi kararlaştırıldı. Copa América Centenario ile bağlantılı farklı ticari anlaşmalar da hesaba katıldığında dönemin ABD Başsavcısı Loretta Lynch, organizasyonla ilişkili rüşvetlerin yaklaşık 110 milyon dolarlık bir yapıya ulaştığını açıkladı.
Soruşturmanın kilit isimlerinden biri eski CONCACAF Genel Sekreteri ve FIFA İcra Kurulu Üyesi Chuck Blazer oldu. ABD makamları başlangıçta Blazer’ın gelir vergisi beyannamelerini vermediğini ve yabancı banka hesaplarını bildirmediğini araştırıyordu.
Vergi suçlamaları ve yasa dışı gelirlerle karşı karşıya kalan Blazer, federal makamlarla işbirliği yapmayı kabul etti. Kasım 2013’te organize suç komplosu, elektronik dolandırıcılık, kara para aklama, vergi kaçakçılığı ve yabancı banka hesaplarını bildirmeme dahil 10 ayrı suçlamayı kabul etti.
Blazer’ın verdiği bilgiler ve diğer FIFA yöneticileriyle yaptığı gizli görüşmelerin kayıtları, soruşturmanın genişlemesinde önemli rol oynadı. ABD Adalet Bakanlığı, Blazer’ın suçunu kabul ederken 1,9 milyon dolardan fazla mal varlığından vazgeçtiğini açıkladı.
İddianamelere göre rüşvet ödemelerini gizlemek için ABD ve diğer ülkelerdeki banka hesapları, paravan şirketler, danışmanlık sözleşmeleri ve üçüncü kişiler kullanıldı. Ödemeler, doğrudan futbol yöneticilerinin hesaplarına gönderilmek yerine spor pazarlama şirketleri veya bağlantılı kuruluşlar üzerinden aktarıldı.
Paralar danışmanlık ücreti, komisyon veya ticari hizmet bedeli gibi gösterildi. İşlemlerin bir bölümünün ABD bankacılık sisteminden geçmesi, Amerikan makamlarının soruşturmayı elektronik dolandırıcılık, kara para aklama ve organize suç yasaları kapsamında yürütmesini sağladı.
Sponsorluklar ve Dünya Kupası ev sahipliği dosyaları
İddianamede büyük bir Amerikan spor giyim şirketinin 1996’da Brezilya Milli Takımı’nın forma, ayakkabı ve ekipman tedarikçisi olmak için 10 yıllık, 160 milyon dolarlık anlaşma yaptığı belirtildi.
Şirketin kimliği iddianamede açıklanmasa da anlaşmanın ayrıntıları nedeniyle birçok kaynak söz konusu şirketin Nike olduğunu yazdı. Nike ise yasa dışı ödeme yapıldığını bildiği yönündeki iddiaları reddetti.
Dosyaya göre sponsorluk sözleşmesine ek olarak Traffic bağlantılı bir şirkete 40 milyon dolarlık pazarlama ücreti ödenmesi kararlaştırıldı. Bu miktarın yaklaşık 30 milyon doları Traffic’in kurucusu José Hawilla tarafından kontrol edilen bir İsviçre hesabına aktarıldı.
Savcılar, paranın bir bölümünün futbol yöneticilerine rüşvet ve komisyon olarak dağıtıldığını ileri sürdü. Hawilla, organize suç komplosu, elektronik dolandırıcılık, kara para aklama ve adaleti engelleme suçlarını kabul ederek 151 milyon dolardan fazla mal varlığından vazgeçmeyi kabul etti.
2010 Dünya Kupası’nın Güney Afrika’ya verilmesiyle bağlantılı 10 milyon dolarlık ödeme de soruşturmanın önemli başlıklarından biri oldu.
Savcılara göre Güney Afrika kaynaklı para, FIFA üzerinden dönemin CONCACAF Başkanı ve FIFA Başkan Yardımcısı Jack Warner’ın kontrolündeki hesaplara gönderildi. Güney Afrikalı yetkililer ödemenin Karayipler’de futbolun geliştirilmesi amacıyla yapıldığını savundu.
ABD iddianamesi ise ödemenin 2010 Dünya Kupası ev sahipliği oylamasında Güney Afrika lehine destek sağlanması karşılığında verilen rüşvetin parçası olduğunu ileri sürdü. Dosyaya göre paranın 750 bin dolardan fazlası Chuck Blazer’a aktarılırken Warner, başka bölümleri kişisel borçları ve bağlantılı işlemler için kullandı.
Katar’ın 2022 Dünya Kupası’na ev sahipliği süreci hakkında da çok sayıda rüşvet iddiası ortaya atıldı. Katar’ın adaylık ekibinde görev alan Phaedra Al-Majid, üç Afrikalı FIFA yöneticisine Katar lehine oy vermeleri için kişi başı 1,5 milyon dolar teklif edildiğini iddia etti.
Al-Majid daha sonra medya ilgisi çekmek amacıyla anlatımını uydurduğunu söyledi. Ardından güvenliği nedeniyle iddialarını geri çekmek zorunda kaldığını savunarak ilk anlatımına geri döndü. Bu nedenle beyanları geniş yankı uyandırsa da çelişkili ifadeleri nedeniyle tek başına kesinleşmiş bir yolsuzluk kanıtı olarak kabul edilmedi.
Infantino dönemi ve şeffaflık tartışmaları
Gianni Infantino, Şubat 2016’da FIFA Başkanlığına seçildiğinde yolsuzluk dönemini sona erdirme, kurumun itibarını düzeltme ve daha şeffaf bir yönetim kurma sözü verdi.
Infantino’nun doğrudan rüşvet aldığına, kara para akladığına veya 2015 dosyasındaki gibi bir suç örgütünü yönettiğine ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmuyor. Ancak görev süresi boyunca etik denetimin bağımsızlığı, siyasi ilişkiler, insan hakları ve karar alma süreçleri hakkında ciddi eleştiriler gündeme geldi.
Infantino dönemindeki en önemli hukuki tartışmalardan biri, FIFA hakkındaki soruşturmaları yöneten dönemin İsviçre Başsavcısı Michael Lauber ile yaptığı kamuya açıklanmayan görüşmeler oldu.
Görüşmelerin resmi kayıtlara geçirilmemesi ve tarafların bazı toplantıların içeriğini hatırlamadıklarını söylemesi, soruşturmanın bağımsızlığı konusunda kuşku yarattı. Infantino hakkında kamu görevini kötüye kullanmaya teşvik ve resmi gizliliğin ihlaline iştirak ihtimaliyle ceza soruşturması açıldı. Ancak özel savcılar 2023 yılında dosyayı kapattı.
Dolayısıyla olay ciddi bir şeffaflık tartışması yaratmasına rağmen Infantino hakkında mahkûmiyet kararı çıkmadı.
Infantino’nun devlet liderleriyle yakın ilişkileri de eleştirilerin odağında yer aldı. FIFA Başkanının ev sahibi ülkelerin yöneticileriyle temas kurması görevinin bir parçası olarak kabul edilse de bazı ilişkilerin kurumsal diplomasinin ötesine geçtiği savunuldu.
Özellikle Donald Trump ile yakın ilişkisi, birlikte verdikleri görüntüler ve Infantino’nun Trump hakkındaki olumlu açıklamaları nedeniyle siyasi tarafsızlığı ihlal ettiği iddiasıyla etik başvuruları yapıldı. Ancak bu şikâyetler, Infantino’nun rüşvet veya yolsuzluk yaptığına ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı anlamına gelmiyor.
Katar 2022’de insan hakları ve ifade özgürlüğü tartışmaları
2022 Katar Dünya Kupası’nın ev sahipliği Blatter döneminde verilmiş olsa da organizasyonun hazırlanması ve düzenlenmesi Infantino döneminde gerçekleşti.
İnsan hakları örgütleri, Katar’daki göçmen işçilerin ücretlerinin ödenmemesi, pasaportlarına el konulması, iş değiştirmelerinin engellenmesi, aşırı sıcakta çalıştırılmaları, sağlıksız yaşam koşulları ve işçi ölümleri nedeniyle FIFA’yı yıllarca uyardı.
FIFA, Katar’ın iş hukukunda reformlar yaptığını savundu. İnsan hakları kuruluşları ise reformların uygulamada yetersiz kaldığını, çok sayıda işçinin ücretini veya tazminatını alamadığını ve ölüm vakalarının yeterince araştırılmadığını belirtti.
Eleştirilerin odağında FIFA’nın Katar üzerindeki ekonomik ve siyasi etkisini işçiler lehine yeterince kullanmadığı görüşü yer aldı.
Infantino, turnuvanın başlamasından bir gün önce yaptığı basın toplantısında Katar’a yönelik eleştirilerin büyük bölümünü haksız bulduğunu söyledi. Avrupa ülkelerini geçmişteki uygulamaları nedeniyle ikiyüzlülükle suçladı ve kendisini göçmen işçiler ile ayrımcılığa maruz kalan kesimlerle özdeşleştiren ifadeler kullandı.
İnsan hakları örgütleri, bu konuşmanın Katar’daki somut ihlallere yanıt vermek yerine tartışmayı Avrupa’nın tarihine yönlendirdiğini savundu.
FIFA, Katar 2022’yi kapsayan dört yıllık dönemde 7,5 milyar dolar gelir elde ettiğini açıkladı. Buna rağmen göçmen işçiler ve aileleri için talep edilen kapsamlı tazminat fonunun oluşturulmaması, FIFA’nın ticari gelirleri insan haklarının önünde tuttuğu eleştirilerini güçlendirdi.
Turnuva sırasında ifade özgürlüğü ve LGBTİ+ hakları da tartışıldı. Bazı Avrupa ülkelerinin takım kaptanları, ayrımcılığa karşı OneLove kol bandı takmak istedi. FIFA’nın oyunculara sportif yaptırım uygulanabileceği uyarısının ardından federasyonlar eylemden vazgeçti.
Bu karar, FIFA’nın insan haklarını savunan sembolik bir mesajı dahi engellediği şeklinde yorumlandı. FIFA ise turnuva kuralları ile forma ve ekipman düzenlemelerinin uygulanmasını gerekçe gösterdi.
Kişisel kazanç değil, kurumsal güç tartışması
FIFA’nın yeni ticari şirket planından Infantino’nun kişisel hisse, komisyon veya doğrudan gelir elde edeceğine ilişkin doğrulanmış bir kanıt bulunmuyor.
Infantino açısından olası kazancın kişisel servetten çok siyasi ve yönetsel güç olacağı değerlendiriliyor. Şirket satışından elde edilecek milyarlarca doların FIFA’nın 211 üye federasyonuna dağıtılması, özellikle FIFA desteğine ekonomik olarak bağımlı federasyonlarda Infantino’nun etkisini artırabilirdi.
FIFA başkanlık seçimlerinde her federasyonun bir oy hakkına sahip olması, geliştirme fonlarının aynı zamanda başkanlık siyasetinin önemli araçlarından biri olduğu eleştirilerini beraberinde getiriyor.
Bu nedenle Infantino’nun kişisel maddi kazanç elde edeceği kanıtlanmış olmasa da daha fazla kaynak dağıtan bir FIFA’nın başkanı olarak kurumsal gücünü ve yeniden seçilme şansını artırabileceği değerlendiriliyor.
2015 soruşturması, FIFA’nın yayın, sponsorluk ve pazarlama haklarının yasa dışı ödemeler karşılığında dağıtıldığını ortaya koydu. Bugünkü özel sermaye planı ise aynı türden bir ceza dosyası değil. Ancak tartışmaların merkezinde yine FIFA’nın ticari hakları bulunuyor.
Blatter döneminde pazarlama şirketlerinin yöneticilere rüşvet ödemesi gündemdeydi. Infantino döneminde ise gelecekteki gelirlerin yatırımcılara açılması, kararların yeterince şeffaf hazırlanıp hazırlanmadığı ve özel sermayenin futbol üzerindeki etkisi tartışılıyor.
Infantino’yu 2015 yılında suçlanan FIFA yöneticileriyle aynı hukuki konumda göstermek doğru değil. Ancak kurumun geçmişi, FIFA’nın milyarlarca dolarlık her ticari hamlesinin şüpheyle karşılanmasına neden oluyor.
Dünya Kupası gelirlerini yatırımcılara açma planı geri çekilmiş olsa da temel tartışma kapanmadı: Dünya futbolunun en değerli varlıkları kim tarafından, hangi denetim altında ve kimin çıkarı için yönetilecek?




