SEMİ TEKTAŞ/DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, CHP’de gündeme gelen mutlak butlan tartışması, muhalefetin geleceği ve yaklaşan seçim sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. CHP’deki süreci bir parti içi mesele olarak görmediklerini belirten Akın, “Bu Türkiye’nin demokrasi meselesidir” ifadelerini kullandı. Akın, cumhurbaşkanlığı seçiminde 2023 deneyiminin tekrarlanmayacağını belirterek, “Herkes aday gösterecek, biz de bu koşullarda aday göstereceğiz” dedi.

10 Ekim anması bu kez İzmir'de yapıldı: Barış mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz
10 Ekim anması bu kez İzmir'de yapıldı: Barış mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz
İçeriği Görüntüle

“İç mesele olarak görmüyoruz”

Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan mutlak butlan meselesi hakkında konuşan Akın, kararı iktidarın muhalefete müdahalesi olduğunu ifade etti. Akın,

“Mutlak butlan meselesi, Türkiye’de ilk kez yaşanan bir hikâye. Normalde partilerin seçimlerine bakan bir mahkeme yok. Hukukçular açısından bakıldığında da bakılacak bir durum değil. Bu tamamen CHP’nin iktidar karşısında bir alternatif seçenek haline gelmesiyle ilgili. Özgür Özel bu konuda ilk kez AKP’nin mevcut oylarından daha yüksek bir oyla tercih edilir hale gelmişti. Bu, anladığımız kadarıyla iktidar için bir sorun haline geliyor. Dolayısıyla yıllardır süren, iki kez kongre yapılmış ve üzerinden seçimler geçmiş bir kongrenin iptaliyle Kılıçdaroğlu’nu oraya getirmiş oldular. Kılıçdaroğlu ve ekibinin durumunu biz bir iç mesele gibi algılamıyoruz. Bu bence Türkiye’nin demokrasi meselesi. Dolayısıyla oraya geliş biçimi ve yaşadığımız pratiklerin hepsi, aslında demokratik siyaset zeminine ne kadar müdahale edildiğinin göstergesi. Burada gördüğümüz şu: İktidar, kendi inisiyatifiyle elde edemediği siyasal ve toplumsal alanlardaki, STK’lardaki inisiyatifini yargı yoluyla ve operasyonlarla almak istiyor. Dolayısıyla muhalefet zeminini dağıtarak bir dönem daha kalmak istiyor. Benim gördüğüm hesabı kitabı bu” diye konuştu.

“Bazen yüzde 10, yüzde 40’tan daha etkili oluyor”

“Türkiye’de şu anda başka türlü bir rejim inşa ediliyor” diyen Akın, DEM Parti’nin siyaset alanı içindeki durumunu şöyle ifade etti:

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi çerçevesinde parlamento neredeyse işlevsiz hale getirilmiş durumda. Artık tek adam rejimi diye bahsedilen, tek imzayla her türlü kararı alabilen bir durum var. Bunların değiştirilmesi zaman alacak ve bir süreç gerektirecek. Dolayısıyla parlamento seçimleri kadar Cumhurbaşkanlığı seçimleri de çok kritik bir seçim. Kimin olacağı, o imzayı nasıl kullanacağı ve dönüşüm sürecinin nasıl yapılacağı da çok önemli. Bu bakımdan bütün muhalefetlerin ortak hareket etmesi lazım. Bazen yüzde 10, yüzde 40’tan daha etkili oluyor. Bizim rolümüz bu bakımdan önemli. Herkes aslında DEM Parti’yi mümkün olduğu kadar bu belirleyici rolden çıkarmak için siyaset yapıyor. Muhalefette sağ/milliyetçi çevreler de AKP de.”

“Kendi adayımızı göstereceğiz”

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendi adaylarını çıkaracaklarını söyleyen Akın, ikinci turdaki tutumlarını ise şöyle açıkladı:

“2023 pratiğinin artık tekrar edilebileceğini düşünmüyoruz. Çünkü işlevini yitirdiğini düşünüyoruz. Başka bir deneyime ihtiyaç var. Bence hiç kimse mevcut sistemde tek başına yüzde 51’i alamayacak. Dolayısıyla ikinci tura kalacak bir seçim var. Herkes aday gösterecek. Biz de bu koşullarda aday göstereceğiz. Özellikle kendi politikalarımızı anlatmak, entegre olan ve birini destekleyen politika ister istemez kendi politikanı anlatamaz hale getiriyor. 2023 seçimlerinde Yeşil Sol Parti olarak bir seçime girmiştik. “Bir oy Kılıçdaroğlu’na, bir oy Yeşil Sol Parti’ye” çalışması yaptık. Kılıçdaroğlu’nu destekledik. Ama şu anda görüyorum ki herkes bunun için çok ciddi ızdırap çekiyor. Böyle bir gerçeklik var hayatın içerisinde. Dolayısıyla tekrar aynı duruma gelmeyelim. İkinci turda tabii ki biz demokrasiden yana tutum alacağız. Eşitlikten yana tutum alacağız. Bu ülkenin gerçekten halklarının ihtiyacı için siyaset yapanları destekleyeceğiz. O zaman ortaya çıkan adaya bakacağız. Parti de önemli ama aday da burada önemli. Muhtemelen ikinci tura kalacak bir seçimde tercihimizin konuşulacağını düşünüyorum.”

Kayyum ve görevden uzaklaştırmalar

İzmir’de CHP’li belediyelere yönelik başlatılan soruşturmalar kapsamında 4 ilçe belediye başkanın görevden uzaklaştırılması hakkında değerlendirmelerde bulunan Akın,

“Kayyum ve görevden uzaklaştırmalar iktidarın 2024 seçimlerine karşı öfkesinin ifadesi. Şu anda benim gördüğüm, aslında ellerindeki olanakların tüketilmesine bağlı olarak, büyükşehirlerden başlayarak belediyelerdeki iradeyi kırmak istiyorlar. Yerel yönetimde muhalefet iktidar, merkezi yönetimde ise devlet şu anda hükümetçi iktidar demiştik. Buna bile tahammül edemiyorlar ve bunun için bir sürü yasa çıkardılar. Belediyelerin bütün olanaklarını aslında tırpanladılar. Bunu açıkçası 2025 yılından bu yana görüyoruz. Çok net bir şekilde bunun hazırlığını yaptılar. Artık süreç öyle bir noktaya geldi ki hukuksuzluk ve kuralsızlık normalleşmeye başladı. Balçova dahil olmak üzere Seferihisar ve diğer il ve ilçeler belediye başkanları sonuçta yargılanıyorlar. Peşin hükümle hepsini topyekûn değerlendiremeyebiliriz. Belediyelerde eksik de olabilir, yanlış da olabilir ama bunun böyle olmasının hiçbir karşılığı yok. Fiilen operasyon yapıyorlar, el koyma işi yapıyorlar. Sadece belediyelerde de yapmıyorlar, şirketlerde, üniversitelerde, muhtara bile kayyum atadılar. Peki, bu normal mi? Elbette hiç normal değil. Hukuki mi? Değil. En temel hak olarak seçme ve seçilme hakkının bile gasp edildiği bir pratik aslında kayyım meselesi. Bizim bu dönemde tek yapabileceğimiz şey bence hâlâ AKP karşısında güçlü bir itiraz olduğunu göstermek. Deniz Göktaş’ın başına gelenlere baktığınızda bu çok net gözüküyor. Dolayısıyla iktidar da bundan korkuyor aslında bakarsanız. Toplumsal bir rıza üretemiyor. Sadece baskı ve devlet eliyle ürettiriyorlar” diye konuştu.

“Önümüzdeki yıl seçim olabilir”

Erken seçim tartışmaları hakkında konuşan Akın,

“Seçimlere kadar kısmen bu işi yapıp, seçimlerde bizden destek almaya çalışacaklar gibi gözüküyor. Desteği de bizden alamayacaklar. Uluslararası finans güçleri bunları destekliyor şu anda. NATO meselesinde eğer Orta Doğu’da Türkiye’yi daha özel bir role yerleştirmek isterlerse, muhtemelen Amerika birtakım finansman destekleri yapacak. Şu andaki ekonomik sıkıntıyı aşmak için biraz refah sağlamaya çalışacaklar. Emeklileri ve çalışanları kısmen daha iyi bir noktaya getirmek için hareket edecekler ama bunu kısa sürede yapmaları mümkün değil. İnandırmaları da mümkün değil bence. Baskın seçim tartışması yapılıyor ama muhtemelen önümüzdeki yıl seçim olabilir. Bu yıl zor olur. Pek olası değil” diyerek sözlerini tamamladı.

Muhabir: Semi Tektas