Türkiye'nin uluslararası yatırımcı çekme politikaları kapsamında yürürlükte bulunan 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu çerçevesindeki uygulamalar, usulsüzlük girişimlerine karşı sıkı bir denetim mekanizmasıyla takip ediliyor. Yabancı uyruklu şahısların yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanma talepleri; başvuru, denetim, ekspertiz ve güvenlik tahkikatı olmak üzere çok kademeli bir bürokratik elekten geçiriliyor. İlgili bakanlıklar ve denetim organları tarafından yürütülen bu hassas süreçte, yatırımcı adaylarının öncelikle taşınmaz veya finansal araçlar üzerinden yatırım uygunluk belgelerini temin etmesi şart koşuluyor.

Belgelerin ibraz edilmesinin ardından devletin güvenlik mimarisi devreye giriyor. Emniyet Genel Müdürlüğü ile Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) tarafından başvuru sahipleri ve aile fertleri hakkında detaylı güvenlik soruşturması ile arşiv araştırması yürütülüyor. Ancak tüm bu kademelerde sunulan evrakların sıhhati ve taşınmaz değerleme raporlarının gerçekliği, adli ve mali birimlerce geriye dönük olarak da taranmaya devam ediyor. Yapılan bu titiz takip, sistemi suistimal etmek isteyen organize yapıları ve usulsüz başvuru sahiplerini tek tek ortaya çıkarıyor.

Sahte ekspertiz raporları ve muvazaalı satışlar mercek altına alındı

İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan resmi bilgilendirmede, vatandaşlık edinim sürecini hileli yöntemlerle aşmaya çalışan odaklara karşı yürütülen adli ve idari operasyonların bilançosu açıklandı. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ve emniyet birimlerinin ortaklaşa yürüttüğü saha ve dosya incelemelerinde, emlak değerlerini olduğundan yüksek gösteren sahte ekspertiz raporları tespit edildi. Şeffaflık ilkelerine aykırı şekilde hazırlanan bu belgeler üzerinden yapılan vatandaşlık başvuruları birer birer tespiti yapılarak askıya alındı ve hukuki süreç başlatıldı.

Rüzgarın büyüttüğü alevlere havadan ve karadan müdahale ediliyor!
Rüzgarın büyüttüğü alevlere havadan ve karadan müdahale ediliyor!
İçeriği Görüntüle

Ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda yürütülen soruşturma derinleştirildiğinde, usulsüzlüğün sadece evrakta sahtecilikle sınırlı kalmadığı görüldü. Gayrimenkullerin kağıt üzerinde el değiştirdiği muvazaalı gayrimenkul satışları vasıtasıyla mevzuattaki alt sınırların etrafından dolaşılmaya çalışıldığı belirlendi. Tapu devirlerinde gerçek bir finansal akışın bulunmadığı, aynı taşınmazların farklı kişiler arasında dönerli şekilde gösterildiği saptanan durumlar, adli makamların radarına takıldı.

Binlerce kişinin vatandaşlık kararı iptal edildi ve geri alındı

Yürütülen idari denetimler ve soruşturmalar sonucunda hileli yollarla Türk vatandaşlığı hakkı kazandığı belirlenen kişilere yönelik yaptırımlar kararlılıkla uygulandı. Bakanlık verilerine göre, incelemeler neticesinde 1.150 ana yatırımcının yatırım uygunluk belgesi doğrudan iptal edildi. Bu yatırımcıların süreçten faydalanan aile bireyleri de hesaba katıldığında, toplamda 5 bin 391 kişinin vatandaşlık kararı tamamen hükümsüz kılındı.

Süreç bununla da sınırlı kalmadı; vatandaşlık ünvanını kazandıktan sonraki süreçte kamu düzeni ve millî güvenlik açısından sakıncalı eylem veya bağlantıları tespit edilen şahıslara karşı da adım atıldı. Bu kapsamda sakıncalı görülen 263 yatırımcı ile bunların aile fertlerinden oluşan 743 kişinin vatandaşlık hakkı geriye dönük olarak iptal edildi. Böylece idari incelemelerin genel toplamında 1.413 ana yatırımcı ve aile üyeleriyle birlikte 6 bin 134 kişinin vatandaşlık kararı yetkili makamlarca kaldırılmış oldu.

Başsavcılık soruşturmasında usulsüzlük ağının bilançosu netleşti

Yıl içerisinde devam eden güvenlik kontrollerinde takvimler 21 Eylül 2026 tarihini gösterdiğinde, İstanbul merkezli yürütülen adli tahkikatta yeni bulgulara ulaşıldı. Başsavcılık tarafından yürütülen dosya kapsamında, muvazaalı satışlar üzerinden hak kazanmış 263'ü ana yatırımcı, 807'si aile ferdi olmak üzere toplam 1.070 kişinin durumu netleştirildi. Bu şahıslardan 1.015'inin karar tarihinde, 55 çocuğun ise karar tarihinden sonraki süreçte kimlik tescili aldığı belirlendi.

Aynı incelemede vatandaşlık süreci henüz nihayete ermemiş 11 aday da yakın takibe alındı. Başvuru aşamasındaki bu kişilerden 1'i hakkında verilen kararın geri alınması, 3'ü hakkında ise vatandaşlık başvurusu talebinin doğrudan reddedilmesi işlemi uygulandı. Geride kalan 7 kişinin ise sistemde resmi bir başvurusu bulunmadığı kaydedildi. Bakanlık, sahtecilik girişimlerinin tamamen başvuru öncesi belgelere dayandığını, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü personelinin görev tanımı dahilinde herhangi bir ihmal veya zafiyetinin bulunmadığını, suç teşkil eden tüm eylemlerin adli yargıya teslim edildiğini vurguladı.

Kaynak: HABER MERKEZİ