Okullara saldırı planlıyorlardı: 22 ilde dev siber operasyon
Okullara saldırı planlıyorlardı: 22 ilde dev siber operasyon
İçeriği Görüntüle

İzmir'in Bornova ilçesinde 24 Ekim 2006 tarihinde, Ramazan Bayramı'nın ilk günü ailesiyle bayramlaşmaya hazırlanırken ekmek almak amacıyla evinden çıkan 21 yaşındaki Semih Dizbay, sırra kadem bastı. Genç adamdan bir daha haber alamayan ailesinin vakit kaybetmeksizin emniyet birimlerine yaptığı kayıp ihbarının ardından kent genelinde geniş çaplı arama çalışmaları başlatıldı. Günler ve aylar süren endişeli bekleyiş, 21 Ocak 2008 günü Bornova’daki ormanlık alanda bulunan acı bir bulguyla son buldu. Bölgede yapılan incelemelerde tespit edilen kalıntıların ve elbiselerin, iki yıldır aranan Semih Dizbay’a ait olduğu adli tıp incelemeleri sonucunda kesinleşti.

Olayın ardından cinayet şüphesi üzerine araştırmalarını derinleştiren asayiş ekipleri, soruşturmayı maktulün ikametine ve cesedin bulunduğu alana yakın noktalarda yoğunlaştırdı. Semih Dizbay ile aynı semtte ikamet eden ve talihsiz gencin cesedinin bulunduğu bölgeye yaklaşık 760 metre mesafedeki bir at çiftliğinde çalışan Muharrem H. ile akrabası Hakan H. şüpheli sıfatıyla gözaltına alındı. Şüphelilerin sorgulama süreçlerinin ardından adli makamlara sevk edilmesiyle, yılları aşan çetin bir yargılama sürecinin ilk adımı atıldı.

İki kez beraat kararı çıkan dosyada yıllar sonra müebbet hapis verildi

Cinayet suçlamasıyla açılan davada yargılama süreci oldukça karmaşık bir hukuki seyir izledi. İlk derece mahkemesinde yapılan yargılamalarda sanıklar Muharrem H. ve Hakan H. hakkında somut ve inandırıcı delil bulunamadığı gerekçesiyle iki kez delil yetersizliği sebebiyle beraat kararı verildi. Ancak yerel mahkemenin bu kararları temyiz incelemesi üzerine Yargıtay tarafından bozuldu ve dosya yeniden alt mahkemeye gönderildi. Yıllar süren yargılamanın ardından İzmir 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi, 31 Mart 2023 tarihinde görülen karar duruşmasında tartışmalı bir karara imza attı.

Mahkeme heyeti, baz istasyonu sinyalleri ve tanık beyanlarına dayanarak sanık Muharrem H. hakkında müebbet hapis cezası verilmesine hükmetti. Diğer sanık Hakan H. ise beraat etti. Yerel mahkemenin verdiği mahkumiyet kararı, istinaf mahkemesinin ardından Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi’ne taşındı. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, 5 Şubat 2024 tarihinde 3'e 2 oy çokluğuyla yerel mahkemenin mahkumiyet kararını onadı. Karara muhalif kalan üyelerin muhalefet şerhine rağmen cezanın kesinleşmesi üzerine Muharrem H. cezaevine gönderildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu dosyada son noktayı koydu

Sanık hakkındaki müebbet hapis cezasının Yargıtay tarafından onanmasının ardından savunma makamı hukuki mücadeleyi sürdürdü. Sanık Muharrem H. savunmasını üstlenen Avukat Ozan Dora, davanın temelini oluşturan iddialara karşı olağanüstü kanun yolu mekanizmasını işletti. Dosyada maktulün kaybolduğu iddia edilen gün öldürüldüğünü kanıtlayan doğrudan bir tıbbi ve somut delil bulunmadığını belirten Dora, kesinleşmiş mahkumiyet kararına karşı itiraz başvurusunda bulundu.

Yapılan itiraz üzerine dosya, Türk ceza hukukunun en üst karar organlarından biri olan Yargıtay Ceza Genel Kurulu gündemine taşındı. Dosyayı baştan sona, tüm deliller ve detaylarıyla yeniden inceleyen Ceza Genel Kurulu, dikkat çekici bir hukuki değerlendirmede bulundu. Genel kurul, cinayet suçunun sanık Muharrem H. tarafından işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir kanıt bulunmadığına kanaat getirerek kesinleşmiş mahkumiyet kararını bozdu. Kurul, sanığın beraat etmesi gerektiğine hükmetti.

Şüpheden sanık yararlanır ilkesi hukuki mücadelenin seyrini değiştirdi

Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından verilen bozma kararının ardından vakit kaybetmeksizin adli işlemler başlatıldı. Müebbet hapis cezasının infazı durdurulan sanık Muharrem H., cezaevinden tahliye edildi. Dava dosyası, Yargıtay'ın bozma ilamı doğrultusunda yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi makamına gönderildi. Kararın ardından dava süreci, Türk ceza hukukunun en temel esaslarından biri olan şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması bakımından emsal nitelik kazandı.

Süreç hakkında hukuki değerlendirmelerde bulunan sanık müdafii Avukat Ozan Dora, ceza yargılamasında şüphenin sanık aleyhine yorumlanamayacağını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Kesinleşmiş mahkeme kararlarına karşı olağanüstü kanun yolu mekanizmalarına başvurmanın ne kadar hayati olduğunu bu somut olayda bir kez daha tecrübe ettik. Müvekkilimiz hakkında somut delil bulunmaksızın verilen ceza, evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde üst kurul tarafından bozulmuştur. Ceza yargılamasının temel amacı masum bir insanın cezalandırılmasını önlemektir." Yıllar sonra tahliye olan sanığın yeniden yargılanmasına önümüzdeki günlerde yerel mahkemede başlanacak.

Kaynak: DHA