İzmir, 30 Ekim 2020'de yaşadığı büyük felaketin altıncı yıl dönümünde bir kez daha deprem gerçeğiyle yüzleşiyor. Saat 14.51'de Ege Denizi'nde meydana gelen ve AFAD tarafından 6,6 büyüklüğünde açıklanan deprem, özellikle Bayraklı ve Bornova'da ağır yıkıma neden olmuştu. Merkez üssünden yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki binaların yıkılması, İzmir'de yalnızca fay hatlarının değil, zemin yapısının ve yapı güvenliğinin de hayati önem taşıdığını ortaya koydu. Aradan geçen 6 yılın ardından Prof. Dr. Naci Görür'ün 7 ve üzeri büyüklükte deprem üretebilecek faylara ilişkin açıklamaları, kentin geleceğine yönelik tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Naci Görür'den İzmir'e 7 büyüklüğünde deprem uyarısı
Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, 11 Mart 2024'te İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde düzenlenen Deprem ve Dirençli Kentler söyleşisinde, İzmir'in çevresindeki fayların büyük deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu açıklamıştı. Görür, İzmir'in yalnızca deniz içinde değil, kara kesiminde de çok sayıda aktif fayla çevrili olduğunu belirterek, bu fayların 7 ve üzerinde büyüklükte depremler üretebileceği uyarısında bulunmuştu. Görür'ün en çarpıcı değerlendirmesi ise olası büyük bir depremin kent üzerindeki sonuçlarına ilişkindi:
"Bunlar deprem üretirse İzmir'i felç eder."
Görür, 2025 yılında yaptığı başka bir değerlendirmede de İzmir ve çevresinde 7 ve üzeri büyüklükte deprem üretme potansiyeli bulunan en az 15 fay olduğuna dikkat çekti. Bu fayların ne zaman kırılacağının kesin olarak bilinmediğini vurgulayan Görür, bilimsel araştırmaların ve depreme hazırlık çalışmalarının önemini anlattı. Uzmanların uyarıları, İzmir'de yakın zamanda kesinlikle 7 büyüklüğünde deprem olacağı anlamına gelmiyor. Ancak kentin büyük deprem üretme potansiyeli bulunan çok sayıda aktif fayın etkisi altında olduğunu gösteriyor.
İzmir'i tehdit eden faylar hangileri?
Görür'ün daha önceki açıklamalarında özellikle Çeşme, Gülbahçe, Seferihisar, Tuzla, Gediz grabeni ve Manisa çevresindeki fay sistemleri öne çıkıyor.
İzmir'i etkileyebilecek başlıca deprem kaynakları şöyle sıralanıyor:
-
Tuzla Fayı: Menderes ve güney İzmir çevresindeki deprem tehlikesi açısından önem taşıyor.
-
Seferihisar Fayı: Seferihisar ve yarımadanın güney kesimindeki aktif tektonik yapıların arasında yer alıyor.
-
Gülbahçe Fayı: Urla ve Gülbahçe çevresinde araştırılan önemli fay sistemlerinden biri.
-
Çeşme Fayı: İzmir Yarımadası'nın batı ucundaki deprem kaynakları arasında bulunuyor.
-
İzmir Fayı: Kent merkezinin güney kesimindeki tektonik yapısı nedeniyle dikkat çekiyor.
-
Gediz grabeni ve Manisa çevresindeki faylar: İzmir'i etkileyebilecek bölgesel deprem kaynakları arasında gösteriliyor.
Bu fayların tamamının aynı büyüklükte deprem üreteceği veya eş zamanlı kırılacağı söylenemez. Her fayın uzunluğu, geometrisi, kırılma geçmişi ve deprem potansiyeli ayrı bilimsel araştırmalar gerektiriyor.
Bayraklı'da bu mahallelere dikkat! 2020 depreminin acı bilançosu
İzmir'de deprem riski denildiğinde ilk akla gelen ilçelerden biri Bayraklı. 30 Ekim 2020 depreminde yıkımın büyük bölümünün bu ilçede yaşanması, özellikle Bornova Ovası'nın devamı niteliğindeki alüvyon zeminleri yeniden tartışmaya açtı. Bilimsel araştırmalarda Bayraklı'nın özellikle Mansuroğlu, Manavkuyu ve Adalet mahallelerinin ova kesimleri dikkat çekiyor. Yumuşak ve kalın alüvyon tabakaları, deprem dalgalarının belirli frekanslarda büyümesine ve binaların daha güçlü sarsılmasına neden olabiliyor. Bayraklı'nın mahallelerini inceleyen akademik bir risk analizinde ise bina hasar görebilirliği açısından Mansuroğlu, Manavkuyu, Adalet, Yamanlar, Org. Nafiz Gürman ve Onur mahalleleri öne çıktı. Ancak bu araştırma, söz konusu mahallelerdeki bütün binaların güvensiz olduğu anlamına gelmiyor. Her yapının taşıyıcı sistemi ve bulunduğu parselin zemin koşulları ayrı değerlendirilmeli.
Bornova'da ova zemini alarm veriyor
Bornova da 2020 depreminde hasarın yoğunlaştığı bölgeler arasında yer aldı. İlçenin özellikle ova kesimlerinde bulunan alüvyon tabakaları, deprem sırasında zemin büyütmesi açısından önem taşıyor. Kazımdirik, Erzene ve Yeşilova mahallelerinin ova üzerinde bulunan kesimleri, ayrıntılı zemin araştırmaları bakımından dikkat çeken bölgeler arasında bulunuyor. Bornova Havzası'ndaki deprem dalgalarının davranışı, yalnızca zeminin yüzeydeki özellikleriyle değil, derinlerdeki jeolojik tabakaların yapısıyla da ilişkili. Bu nedenle aynı büyüklükteki deprem, birbirine yakın mahallelerde farklı şiddette hissedilebiliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen mikrobölgeleme çalışmaları da bu havzanın özelliklerinin daha ayrıntılı ortaya çıkarılmasını amaçlıyor.
Karşıyaka'da Mavişehir ve Bostanlı neden gündemde?
İzmir Körfezi'nin kuzey kıyısındaki Karşıyaka'da özellikle kıyıya yakın ve gevşek zemin tabakalarının bulunduğu alanlar dikkat çekiyor. Mavişehir ve Bostanlı'nın kıyı kesimleri, yeraltı suyu seviyesi, alüvyon birikimleri ve olası zemin sıvılaşması açısından değerlendirilmesi gereken bölgeler arasında yer alıyor. Zemin sıvılaşması, suya doygun bazı kumlu zeminlerin kuvvetli sarsıntı sırasında taşıma gücünü kaybetmesiyle ortaya çıkabiliyor. Böyle bir durumda binaların temellerinde oturma, yatma ve çeşitli yapısal hasarlar gelişebiliyor. Ancak sıvılaşma tehlikesi bulunduğunun söylenebilmesi için parsel bazında jeoteknik inceleme yapılması gerekiyor. Mavişehir ve Bostanlı'nın tamamını aynı risk kategorisinde değerlendirmek bilimsel açıdan doğru değil.
Konak'ta Alsancak ve kıyı dolguları dikkat çekiyor
İzmir'in en yoğun yapılaşma ve ticaret bölgelerinden Konak'ta da deprem sırasında zemin davranışı önemli bir başlık olarak öne çıkıyor. Özellikle Alsancak'ın kıyıya yakın dolgu ve alüvyon alanlarında zemin büyütmesi, yeraltı suyu koşulları ve yapıların deprem performansı üzerinde duruluyor. Konak'ın bütün mahallelerinin aynı jeolojik koşullara sahip olmaması, risk değerlendirmesinin bölgesel ölçekte yapılmasını zorunlu kılıyor. Birkaç sokak mesafede bile zemin tabakalarının kalınlığı ve mühendislik özellikleri değişebiliyor.
Seferihisar, Urla, Menderes ve Çeşme için fay uyarısı
İzmir'in güney ve batı kesimlerinde riskin önemli bir bölümünü aktif fay sistemleri oluşturuyor. Seferihisar ve çevresinde Seferihisar Fayı, Urla ve Gülbahçe çevresinde Gülbahçe Fayı, Menderes ve güney İzmir'de Tuzla Fayı ile Çeşme Yarımadası'ndaki faylar ayrıntılı olarak incelenmesi gereken deprem kaynakları arasında bulunuyor. Ayrıca 2020 depreminde Seferihisar'ın Sığacık Mahallesi'nde yaşanan tsunami, İzmir kıyılarının yalnızca sarsıntı açısından değil, deniz kaynaklı afetler bakımından da hazırlıklı olması gerektiğini göstermişti. Bu bölgelerde faylara yakınlık kadar yapıların dayanıklılığı, yerel zemin özellikleri ve kıyı yerleşimlerindeki tsunami tehlikesi de önem taşıyor.
İşte İzmir'de deprem açısından dikkat çeken ilçeler ve mahalleler
Aşağıdaki alanlar, mevcut zemin araştırmaları, 2020 depremindeki hasarlar ve aktif fayların konumları dikkate alınarak derlenmiştir. Resmî bir mahalle risk sıralaması değildir.
|
İlçe |
Dikkat çeken mahalle veya bölge |
Başlıca tehlike |
|---|---|---|
|
Bayraklı |
Mansuroğlu, Manavkuyu, Adalet |
Zemin büyütmesi, yapı hasar görebilirliği |
|
Bayraklı |
Yamanlar, Onur, Org. Nafiz Gürman |
Akademik çalışmada öne çıkan yapı hasar görebilirliği |
|
Bornova |
Kazımdirik, Erzene, Yeşilova'nın ova kesimleri |
Alüvyon zemin, havza etkisi |
|
Karşıyaka |
Mavişehir, Bostanlı kıyı kesimleri |
Yerel sıvılaşma potansiyeli, yeraltı suyu |
|
Konak |
Alsancak kıyı ve dolgu alanları |
Dolgu özellikleri, zemin büyütmesi |
|
Seferihisar |
Sığacık ve kıyı kesimleri |
Deprem ve tsunami |
|
Urla |
Gülbahçe çevresi |
Aktif fay kaynaklı deprem tehlikesi |
|
Menderes |
Tuzla Fayı çevresi |
Fay kaynaklı sarsıntı tehlikesi |
|
Çeşme |
Yarımadanın faylara yakın kesimleri |
Aktif fay tehlikesi |
|
Bergama |
Bergama Fayı çevresi |
Fay kaynaklı deprem tehlikesi |
Bu bölgelerin dışında kalan mahalleler de deprem tehlikesinden muaf değil. Bir binanın gerçek deprem riski, yalnızca bulunduğu ilçeye veya mahalleye bakılarak belirlenemiyor.
6 yıl sonra yeni uyarı: İzmir'deki 4 fay öne çıktı
30 Ekim depreminin altıncı yıl dönümü öncesinde, 29 Ekim 2026'da Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir de dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Sözbilir, İzmir'de son yıllarda yürütülen bilimsel araştırmalarda Tuzla, Gülbahçe, Seferihisar ve Bergama faylarının belirli ölçülerde deprem tehlikesi taşıdığının ortaya konulduğunu belirtti. İzmir Fayı'nın yanı sıra söz konusu fayların da deprem üretme potansiyeline dikkat çeken Sözbilir, araştırmaların kentteki yapı stokunun güvenliği açısından önemli olduğunu vurguladı. Sözbilir'in açıklamasındaki en çarpıcı değerlendirmelerden biri ise İzmir'in yapı stokuna ilişkindi. Kentte 1 milyonun üzerinde yapı bulunduğunu belirten Sözbilir, mevcut yapı stokunun yaklaşık yüzde 50'sinin sorunlu olabileceği değerlendirmesini yaptı. Bu oran, bütün bu yapıların ağır hasarlı olduğu veya yıkılacağı anlamına gelmiyor. Ancak kent genelinde kapsamlı bina incelemelerinin ve risk azaltma çalışmalarının önemini ortaya koyuyor.
Naci Görür 2020 depreminden sonra ne demişti?
Prof. Dr. Naci Görür, 30 Ekim 2020 depreminden sonra yaptığı değerlendirmelerde, Ege Denizi'nde meydana gelen sarsıntının İzmir Yarımadası'ndaki diğer faylarda gerilme değişikliklerine neden olabileceğini ifade etmişti. Özellikle Tuzla ve Seferihisar faylarındaki gerilme değişimlerinin bilimsel olarak araştırılması gerektiğini belirten Görür, 2020'de yaşanan depremin İzmir'i etkileyebilecek bütün deprem kaynaklarının tehlikesini ortadan kaldırmadığını vurgulamıştı. Bir faydaki depremin komşu fayları nasıl etkilediğinin belirlenmesi, fayların geometrik ilişkilerinin ve gerilme değişimlerinin ayrıntılı analizini gerektiriyor. Bu nedenle 2020 depreminden hareketle yeni bir depremin tarihini veya büyüklüğünü kesin olarak söylemek mümkün değil.
İzmir 7 büyüklüğünde bir depreme hazır mı?
30 Ekim 2020 depremi İzmir açısından önemli bir gerçeği ortaya çıkardı: Merkez üssü kent merkezinden uzak olsa bile zayıf zeminler ve dayanıksız yapılar nedeniyle ağır can kayıpları yaşanabiliyor. Uzmanların değerlendirmelerine göre kentin büyük depremlere hazırlanabilmesi için aktif fay araştırmalarının tamamlanması, yapı stokunun incelenmesi, riskli binaların güçlendirilmesi veya yenilenmesi ve kritik altyapının dayanıklılığının artırılması gerekiyor. Prof. Dr. Hasan Sözbilir de altıncı yıl dönümü öncesindeki açıklamasında, İzmir'de deprem araştırmalarının son beş yılda hız kazandığını ancak kentin henüz depreme hazır olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.
117 canın ardından aynı soru: İzmir bir sonraki depreme hazır olacak mı?
30 Ekim 2020'de saat 14.51'de duran hayatlar, İzmir'de deprem güvenliğinin ertelenemeyecek bir mesele olduğunu bir kez daha gösterdi. Bayraklı'da yıkılan apartmanlar, Bornova'da yaşanan hasarlar ve Sığacık'ta sokaklara kadar ulaşan deniz suyu, felaketin farklı boyutlarını kentin hafızasına kazıdı. Altı yıl sonra bilim insanları aynı temel noktaya dikkat çekiyor: İzmir'de büyük deprem oluşturabilecek faylar bulunuyor ve bu fayların ne zaman kırılacağı kesin olarak bilinmiyor. Prof. Dr. Naci Görür'ün 7 ve üzeri büyüklükte deprem uyarısı, İzmir için bir tarih tahmini değil, hazırlık çağrısı niteliği taşıyor. Kentin geleceği açısından belirleyici olan ise olası depremin ne zaman meydana geleceğinden çok, o güne kadar binaların, altyapının ve yaşam alanlarının ne kadar güvenli hale getirilebildiği olacak.




