AYDIN ÇETİNKAYA/ İzmir’de hayvan hakları savunucuları, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’nde sokak hayvanlarının yaşam hakkına dikkat çekmek ve mevcut uygulamalara tepki göstermek amacıyla eylem düzenledi. İzmir Yaşam Hakları Savunucuları öncülüğündeki eylem, saat 19.00’da Konak ilçesindeki Alsancak Tren Garı önünde başladı. Eyleme Türkiye İşçi Partisi (TİP) İzmir İl Örgütü, Halkçı Doğa ve Hayvanseverler, Ege Fikir Ortaklığı Derneği, Urla Hayvan Hakları Hareketi ve Seferihisar Doğa ve Hayvan Dostları Derneği’nin yanı sıra çeşitli hayvan hakları savunucuları destek verdi.
Gar önünden Kıbrıs Şehitleri’ne yürüdüler
Alsancak Garı önünde toplanan grup, basın açıklamasının ardından Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ne yürüdü. Yürüyüş boyunca sokak hayvanlarının toplanmasına ve bakımevlerindeki uygulamalara tepki gösteren sloganlar atıldı, dövizler taşındı. Eylemciler, hükümetin hayvan haklarına ilişkin politikalarının yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi ve CHP yönetimine yönelik de sloganlar attı. Katılımcılar, hayvanların sokaklardan toplanarak bakımevlerinde tutulmasına karşı olduklarını belirterek kısırlaştırma, aşılama, yerinde yaşatma ve sahiplendirme odaklı politikaların uygulanmasını istedi. Hayvan hakları savunucuları, kamuoyunda “katliam yasası” olarak adlandırılan 7527 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un yürürlükten kaldırılması çağrısını da yineledi. İzmir’deki eylem çağrısında da sokak hayvanlarının yaşam hakkından vazgeçilmeyeceği vurgulanmıştı.
Barodan “yeni yasa” çağrısı
Aynı gün İzmir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu adına Av. Melike Özdemir Ballı da 4 Ekim nedeniyle bir açıklama yaptı. Ballı, mevcut düzenlemenin hayvanları koruma amacını yitirdiğini savunarak yeni bir yasa hazırlanması çağrısında bulundu.

Ballı’nın açıklaması şöyle: “Dünya’da hayvanları koruma günü olarak kutlanan 4 Ekim’i kutlamıyoruz. Çünkü bugün Türkiye’de hayvanlar korunmuyor, sokaklarından, mahallelerinden, yaşam alanlarından koparılıyor, kapatılıyor ve öldürülüyor. 2 Ağustos 2024 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme, hayvanları koruma iddiasını çoktan yitirmiştir. Ülkenin dört bir yanında köpekler acımasız yöntemlerle toplanırken yaralanıyor ve ölüyor, kapasitesi, personeli ve veterinerlik hizmetleri yetersiz bakımevlerinde açlığa, hastalığa ve şiddete terk ediliyor. Tedavi edilmesi gereken hayvanların öldürüldüğü, ölümlerin ‘hastalık’ denilerek geçiştirildiği iddiaları karşısında dahi etkili denetim ve hesap verebilirlik sağlanmıyor.
Bunun adı hayvanları korumak değildir.
Bir ülkenin sokaklarındaki hayvanları ortadan kaldırmayı çözüm olarak gören hiçbir politika insani, bilimsel ve hukuki kabul edilemez. Yaşam hakkı, bütçe, kapasite, siyasi tercih ya da toplumsal algı gerekçe gösterilerek ortadan kaldırılamaz. Bu nedenle artık mevcut düzenlemenin düzeltilmesini değil, hayvanları gerçekten koruyan yeni bir yasa istiyoruz. Kısırlaştırmayı, aşılamayı ve yerinde yaşatmayı esas alan, terk etmeyi engelleyen, üretim ve ticareti yasaklayan, belediyelere açık sorumluluk yükleyen, ihlalleri cezasız bırakmayan ve hiçbir hayvanın yaşamını idarenin keyfiyetine terk etmeyen, tüm tür hayvanların hak ve özgürlüklerini koruyan bir yasa istiyoruz. Hayvanları değil, onları ölüme sürükleyen bu sistemi ortadan kaldırın. 4 Ekim’de tek talebimiz var, toplayan değil koruyan, kapatan değil yaşatan, öldürmeyi değil yaşamı esas alan ve adı Hayvan Hakları Kanunu olan yeni bir yasa istiyoruz. Bu ülkenin hayvanları yalnız ve savunmasız değildir. Yaşam haklarından vazgeçmeyeceğiz.”
Yaşam hakkı taleplerini yinelediler
Eylemciler, yürüyüşün ardından hayvanların yaşam hakkına ilişkin taleplerini yineleyerek etkinliği sonlandırdı.

























