Karaburun’a bağlı Mordoğan Mahallesi’nde Yeşilyurt Demir Çelik Endüstri ve Liman İşletmeleri A.Ş. tarafından yapılması planlanan 240 odalı “Turizm Konaklama Tesisi ve Tatil Köyü” projesi tartışma yarattı. TMMOB Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası İzmir şubeleri, Karaburun-Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içerisindeki projeye ilişkin ortak açıklama yaptı. Meslek odaları, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanan imar planlarının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle 22 Haziran 2026'da açtıkları davanın sürdüğünü hatırlattı.

Koruma statüsü değiştirildi

Açıklamada, Mordoğan Mahallesi 510 ada 6, 7, 8 parseller ile 512 ada 1 parsele ilişkin Bakanlığın 9 Eylül 2024 tarihli kararıyla “Hassas B Zonu” statüsünün “Tampon Zon” olarak değiştirildiği belirtildi. Bu değişiklikle yapılaşmanın önünün açıldığı savunuldu. Bakanlığın 23 Şubat 2026 tarihinde onayladığı 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği, 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı ile arazinin “Tarım Alanı” kullanımından “Turizm Alanı” kullanımına dönüştürüldüğü aktarıldı.
Meslek odaları, planların bilimsel esaslardan uzak, parçacıl ve rant odaklı hazırlandığını savunarak, “Böylesine korunması gereken hassas bir alanda, bölgenin turizm potansiyelini önceliklendiren planlama anlayışı ile plan kararları üretilmesi şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırıdır” açıklamasında bulundu.

İzmir Körfezi’nde şaşırtan an: Oltadan deniz atı çıktı
İzmir Körfezi’nde şaşırtan an: Oltadan deniz atı çıktı
İçeriği Görüntüle

“Koruma adı altında işlenen bir kent suçu”

İmar planlarına karşı açılan dava devam ederken 7 Temmuz 2026 tarihinde parselasyon planının askıya çıkarıldığı ve tapuya işlendiği belirtildi. Daha önce tarım alanı olarak belirlenen parsellerin tapuda “arsa” niteliği kazandığına dikkat çekildi.
Yeni oluşturulan 948 ada 1 parselin 146 bin 760 metrekarelik yüzölçümünün, tatil köyü için planlanan alanla birebir örtüştüğü ifade edildi. Yeşilyurt Demir Çelik tarafından 12 Ekim'de yapılan ÇED başvurusunun da 510 ada 32, 33, 35, 36 ile 947 ada 1 ve 948 ada 1 parseller üzerinden gerçekleştirildiği aktarıldı. Meslek odaları, kamu yararının ve yerel katılımın dışlandığını belirterek planlama sürecini “koruma adı altında işlenen bir kent suçu” olarak nitelendirdi.

“Kapsamlı ÇED süreci işletilmeli”

Projenin Özel Çevre Koruma Bölgesi içerisinde bulunmasına rağmen ÇED sürecinin yalnızca idari bir prosedür olarak yürütüldüğü ileri sürüldü. Açıklamada, “Türkiye’de koruma ve planlama mevzuatı, kurumların mevzuatın arkasından dolanması ile delinmektedir” denildi. Meslek odaları, “Ekolojik açıdan bu denli hassas bir alanda Proje Tanıtım Dosyası ile yetinilmemeli, kapsamlı bir ÇED süreci işletilmelidir” ifadelerini kullandı.

Kuraklık ve ekolojik yıkım uyarısı

240 odalı tesisin su ihtiyacının bölgede kuraklığı derinleştirebileceği belirtilirken, trafik yoğunluğu, atık sulardan kaynaklanabilecek koku sorunları, tarım alanları ve zeytinlik kaybı ile kıyı ve dere ekosistemlerinde oluşabilecek tahribata dikkat çekildi. Açıklamada, “Karaburun-Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi'nde ekolojik yıkım geri dönülemez bir noktaya ulaşmadan, bu yıkımın acilen durdurulması konusunda yetkili kurum ve kuruluşları sorumlu davranmaya, 'koruma' adı altında yürütülen talan projelerinden vazgeçmeye çağırıyoruz” denildi. Olası çevresel sorunların doğal afet olarak açıklanamayacağı vurgulanarak, “Bu sorunların sorumluluğu, kararların altında imzası bulunanlara ait olacaktır” ifadelerine yer verildi.

“Hukuki mücadelenin takipçisiyiz”

Meslek odaları, doğal alanların sermaye gruplarının yatırım talepleri doğrultusunda şekillendirilmesine karşı olduklarını belirterek, “Doğayı sömürülmesi gereken bir meta olarak gören bu aklı gayet iyi tanıyoruz” açıklamasında bulundu. İzmir'in geleceğinin bilim, teknik ve kamu yararı doğrultusunda korunması gerektiği vurgulanarak, “Geleceğe bırakacağımız en değerli miras, yaşanabilir bir kent ve korunmuş bir doğadır” denildi.
Tüm İzmirliler kent mücadelesine destek vermeye çağrılırken, “İzmir’in geleceğinin, bütüncül planlama ilkeleri yerine sermaye gruplarının noktasal yatırım taleplerine göre şekillendirilmesine izin vermeyeceğimizi, hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz” ifadeleri kullanıldı.

Kaynak: HABER MERKEZİ