Doğu edebiyatından Ünal Ersözlü’ye özel dosya
Doğu edebiyatından Ünal Ersözlü’ye özel dosya
İçeriği Görüntüle

Ege bölgesinin en köklü tarihsel miraslarından biri olan ve İzmir'in Bayraklı ilçesinde yükselen Smyrna Höyüğü, insanlık tarihinin karanlıkta kalan dönemlerini aydınlatmaya devam ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü iş birliğinde yürütülen ve İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından desteklenen arkeolojik kazı çalışmaları, kentin ilk kuruluş yıllarına ve savunma sistemlerinin gelişimine dair ezber bozan veriler sunuyor. Binlerce yıllık bir kentsel geçmişin izlerini taşıyan antik yerleşim alanında sürdürülen son dönem araştırmaları, İzmir'in tarihsel derinliğinin daha önceden tahmin edilenden çok daha eski dönemlere uzandığını somut kanıtlarla belgeliyor.

A A 20261014 42749003 42749001 S M Y R N A H O Y U G U N D E 5 B I N Y I L L I K Y E R L E S I M I Z L E R I A R A S T I R I L I Y O R

Tarihin derinliklerine uzanan beş bin yıllık katmanlar

Kazı başkanı Prof. Dr. Aylin Ümit Erdem önderliğinde yürütülen son bilimsel çalışmalar, Smyrna Höyüğü bünyesindeki Erken Tunç Çağı tabakalarında oldukça önemli yenilikleri ortaya koydu. Geçmiş yıllarda yapılan değerlendirmelerde iki evreli olduğu tahmin edilen Erken Tunç Çağı yerleşiminde, sürdürülen titiz kazı teknikleri ve tahliller sayesinde altı farklı mimari evrenin varlığı tespit edildi. Bölgeden elde edilen organik kalıntılar üzerinde uygulanan radyokarbon tarihleme yöntemi ile antik yerleşimin tarihinin MÖ 3'üncü bin yıla, yani günümüzden yaklaşık 5 bin yıl öncesine kadar kesintisiz uzandığı bilimsel olarak belgelendi.

Bu yılki saha çalışmalarının odak noktasında Tunç Çağı alanında yer alan ve MÖ 4'üncü yüzyıla tarihlenen görkemli bir kamu yapısı bulunuyor. Kazı ekibi, kentin kuzey bölgesinde konumlanan savunma hattı üzerinde de yoğun bir çalışma yürütüyor. Antik kentin doğu kesimindeki savunma duvarı ve anıtsal giriş kapısının daha önceki yıllarda başarıyla gün yüzüne çıkarıldığını hatırlatan arkeologlar, kentin kuzey, güney ve batı yönlerindeki sınırlarını ve kale surlarının evrelerini netleştirmeyi amaçlıyor. Yapılan bu çok yönlü araştırmalar, kentin askeri stratejisini ve zaman içindeki büyüme sınırlarını haritalandırmada hayati bir role sahip.

A A 20261014 42749003 42749001 S M Y R N A H O Y U G U N D E 5 B I N Y I L L I K Y E R L E S I M I Z L E R I A R A S T I R I L I Y O RA A 20261014 42749003 42748997 S M Y R N A H O Y U G U N D E 5 B I N Y I L L I K Y E R L E S I M I Z L E R I A R A S T I R I L I Y O R

Antik kentin ızgara planı ve su kanalları dikkat çekiyor

Antik Smyrna yerleşimi, özellikle MÖ 7'nci yüzyıldan itibaren uygulanmaya başlanan gelişmiş ve mülkiyet sınırları belirgin şehir planı ile erken dönem kentleşme örnekleri arasında ayrıcalıklı bir yere sahip bulunuyor. Birbirini dik açıyla kesen muntazam sokak mimarisi, kamusal hizmetlere ayrılmış özel yapı alanları, ticari üretim mekanları ve konut alanları, yerleşimde son derece disiplinli ve kolektif bir mimari anlayışın varlığını gösteriyor. Antik kentin en görkemli arterlerinden biri olan ve adını görkemli tapınaktan alan Athena Caddesi, MÖ 7'nci yüzyıldan MÖ 4'üncü yüzyılın sonuna kadar aynı doğrultu ve aksta kesintisiz bir biçimde kullanılarak kentsel istikrarın simgesi haline gelmiş durumda.

Arkeolojik kazılar esnasında ortaya çıkarılan mühendislik harikası altyapı tesisleri de dönemin gelişmişlik düzeyini gözler önüne seriyor. Sivil konutların içinden geçen su kanallarının yanı sıra anıtsal giriş kapısının alt tabakasında inşa edilmiş olan devasa su kanalı, antik çağda su yönetimi ve hijyen konusuna verilen önemi kanıtlıyor. Şehrin temiz su ihtiyacını karşılamak ve yağmur sularını tahliye etmek üzere tasarlanan bu kanallar, İzmir'in binlerce yıl öncesine dayanan mühendislik birikimini günümüze taşıyor.

Harç kullanılmadan inşa edilen anıtsal savunma hatları

Smyrna Höyüğü'nde sürdürülen ayrıntılı katman analizlerinde, MÖ 9, 8 ve 7'nci yüzyıllara tarihlenen üç farklı savunma duvarı evresi gün ışığına çıkarıldı. Günümüz inşaat teknolojilerine taş çıkartan bu sur yapılarında harç maddesi kullanılmadan, devasa taş blokların birbirine kenetlenmesi tekniği uygulandı. Dönemin savunma mimarisi ve taş işçiliği hakkında eşsiz veriler sunan bu kenetli bloklar, kentin dışarıdan gelebilecek olası istilalara karşı son derece korunaklı bir sur sistemiyle çevrelendiğini kanıtlıyor.

Yerleşimin zengin geçmişine ışık tutan en heyecan verici buluntulardan biri de 2019 yılındaki kazı sezonunda keşfedilen ve yaklaşık 406 gram ağırlığa sahip olan gümüş takı hazinesi oldu. Bu eşsiz define, antik kentin o dönemki ekonomik refah düzeyini, maden işleme zanaatındaki ustalığı ve Akdeniz ticaret ağları içerisindeki stratejik rolünü açıkça ortaya koyuyor. Bulunan değerli ziynet eşyaları ve arkeolojik objeler, kentin sadece askeri ve idari bir merkez olmadığını, aynı zamanda yüksek nitelikli zanaatkarların yaşadığı bir cazibe merkezi olduğunu kanıtlıyor.

A A 20261014 42749003 42749001 S M Y R N A H O Y U G U N D E 5 B I N Y I L L I K Y E R L E S I M I Z L E R I A R A S T I R I L I Y O RA A 20261014 42749003 42748997 S M Y R N A H O Y U G U N D E 5 B I N Y I L L I K Y E R L E S I M I Z L E R I A R A S T I R I L I Y O RA A 20261014 42749003 42749002 S M Y R N A H O Y U G U N D E 5 B I N Y I L L I K Y E R L E S I M I Z L E R I A R A S T I R I L I Y O R

Homeros'un izinde yeni arkeolojik keşifler

Antik edebiyat ve tarih kaynaklarında, dünya edebiyatının kurucu metinlerinden İlyada ve Odysseia destanlarının efsanevi ozanı Homeros'un yaşadığı kentler arasında İzmir ve Smyrna özel bir vurguyla anılıyor. Bu antik aktarımlar, Smyrna Höyüğü alanına sadece arkeolojik değil, aynı zamanda uluslararası ölçekte muazzam bir kültürel ve edebi değer kazandırıyor. Homeros'un ayak bastığı ve destanlarına ilham veren bu topraklarda sürdürülen her yeni kazı çalışması, kentin dünya kültür mirasındaki yerini perçinliyor.

Smyrna Höyüğü Kazı Başkanı Prof. Dr. Aylin Ümit Erdem, kentin savunma sistemlerinin tüm yönleriyle haritalandırılması ve sınırların net olarak çizilmesi amacıyla çalışmaların genişletilerek devam edeceğini vurguluyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve yerel yönetimlerin desteğiyle yürütülen bu uzun soluklu kazı maratonu, İzmir'in tarih öncesi dönemlerden günümüze uzanan kesintisiz kentleşme öyküsünü aydınlatmaya devam edecek.

Kaynak: AA