Çeşme Alaçatı’da yıllardır kumsalı kapatarak faaliyet gösteren lüks işletmenin, şimdi de gözünü denize diktiği belgelendi. Alaçatı 18010. Sokak sonunda faaliyet gösteren bir beach club işletmesinin, kıyı kenar çizgisini aşarak denizin içine ağır iş makineleri indirdiği ve izinsiz bir iskele/platform yapımına başladığı ortaya çıktı.

Çeşme Kent Konseyi ve Çeşme Yarımadası Çevre Derneği (ÇEŞÇEP) Başkanı Dr. Ahmet Güler, işletmenin önündeki hazine arazisini ve deniz alanını işgal ettiği gerekçesiyle CİMER’e suç duyurusunda bulundu. Ayrıca Alaçatı'nın yüksek bütçeli mekânlarından biri olan söz konusu işletmenin, içeriye giriş için kişi başı 3 bin liralık harcama şartı koyduğu, bu yolla kamusal alanı fiilen ücretli hale getirdiği belirtiliyor.
ÇEŞÇEP Başkanı Ahmet Güler, başvurusunda tesisin fuzuli şagil konumunda olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Kıyılarımız ortak kamu malıdır; hiçbir işletmenin halkı kendi sahilinden ücretle dışlama, denizi ve kumsalı çitleyerek özel mülk gibi kullanma hakkı yoktur.
İşletme yıllardır, Anayasa’nın 43. maddesi gereği Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyıyı, kumsalı ve sıfır hazine arazisini fiilen işgal etmekte; kıyı kenar çizgisi içinde kalan bu kamu malı alanı, özel kullanımına özgülemektedir. Halk, kamuya ait olan bu kıyı ve kumsala ancak işletmeye giriş ücreti ödeyerek girebilmekte; ücret ödemeyen yurttaşlar, kıyıdan ve denizden eşit ve serbest yararlanma haklarından fiilen men ediliyor. Bu durum, kıyının kamusal niteliğine ve halkın serbest yararlanma hakkına doğrudan aykırı.
İşletme tarafından kıyıya/denize ağır iş makineleri getirilmiş ve deniz içine, variller üzerine oturtulmuş çelik konstrüksiyon kirişlerle kalıcı nitelikte iskele/platform/dolgu yapısı inşa edilmeye başlanmıştır. Bu faaliyet, kıyı kenar çizgisi içinde, hiçbir yasal izne dayanmaksızın sürdürülmektedir"
Ahmet Güler, kıyıların kullanım esaslarının anayasal ve yasal olarak şüpheye yer bırakmayacak netlikte olduğunu hatırlattı. Giriş ücreti adı altında yapılan tahsilatların mevzuata aykırı olduğunu belirten Güler, şu saptamalarda bulundu:

"Yaz geldi, kıyılarımız yeniden işgal altında”
Şezlonglarla kapatılan kumsallar, biletle ya da turnikeyle girilen plajlar, çitlerle çevrilen sahiller ve halktan cebren alınan giriş ücretleri; Anayasa’nın 43. maddesiyle güvence altına alınmış en temel hakkımızı kıyıdan eşit ve serbest yararlanma hakkını fiilen ortadan kaldırıyor. Son yıllarda yurttaşın denize ulaşması her geçen sezon biraz daha zorlaştı.
Anayasa m.43: “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.” Kıyılar kamu malıdır; özel mülkiyete konu edilemez. 3621 sayılı Kıyı Kanunu m.5 ve m.6: kıyı herkesin eşit ve serbest yararlanmasına açık ve buralarda “hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz.” Hüküm tartışmasızdır.
Burada kritik bir ayrım var: Bir işletme yalnızca verdiği hizmet için şezlong, şemsiye, yiyecek-içecek için ücret alabilir. Ancak hiçbir işletme, hiçbir otel, hatta hiçbir belediye, yurttaşın kıyıya yaya olarak ulaşmasını ve denize girmesini ücrete, bilete veya turnikeye bağlayamaz. Hizmet bedeli ile giriş bedelinin birbirine karıştırıldığı her yerde, sessiz bir hak gaspı yaşanmakta."

"İzmir’e yayılan bir işgal düzeni var”
Kıyı ihlallerinin sadece Çeşme ile sınırlı kalmayıp tüm İzmir körfez hattına yayıldığına dikkat çeken Güler, yetkili idari kurumları göreve, vatandaşları ise sivil takibe çağırdı:
Çeşme Alaçatı’da “Monarch” adlı beach club, kamu kıyısını ve denize sıfır hazine arazisini yıllardır işgal etmekte iken bu defa geçen hafta denize ağır iş makineleriyle izinsiz iskele/dolgu inşaatına girişmiştir. Bu, tek örnek değil. Güzelbahçe’de kamuoyuna yansıyan turnikeli/biletli plaj tartışmaları; Seferihisar Akkum ve Akarca’da kamusal kumsalları daraltan şezlong yoğunluğu ile genişleyen işletme kullanımları, hep aynı zihniyetin ürünü: Kamuya ait bir varlığı, bir avuç ticari menfaatin arka bahçesine çevirme alışkanlığı. Mesele tek bir işletme değil; Ege’nin denize basan tüm İzmir ilçelerine yayılmış bir işgal düzeni.
Sorun, kuralın eksikliği değil; kural net. Sorun, kuralın uygulanmamasıdır. İhlal göz önündedir; ne var ki kıyı işgalleri neredeyse hiçbir resmi kurum tarafından ciddiyetle denetlenmemekte, ihlaller yıllarca sürmekte. Bu denetimsizlik, işgali cesaretlendirmektedir. Yurttaşlarımıza çağrımız. Erişiminizin engellendiği, ücret dayatıldığı her plajı; fotoğraf ve konum bilgisiyle ve ilgili resmi kurumlara bildirin. Hakkın takipçisi olmak, onu kullanmakla başlar. Kıyılar bir avuç işletmenin arka bahçesi değil; bu ülkenin tüm yurttaşlarının ortak ve devredilemez malıdır. Çeşme Kent Konseyi ve ÇEŞÇEP olarak, kıyılarımız özgürleşene kadar bu mücadelenin takipçisi olacağız."





