ÖZGE UYANIK- Türkiye'de eğitim sisteminde köklü bir değişiklik daha gündemde. Milli Eğitim Bakanlığı, 12 yıllık zorunlu eğitim süresinin kısaltılması ve lise eğitiminin üç yıla düşürülmesi yönünde yeni bir sistem değişikliği önerisini gündeme getirdi. Bakan Yusuf Tekin, "Çocukları bu kadar uzun süre standart bir eğitime tabi tutmak doğru olmayabilir" dedi.

Bu açıklamanın ardından Enderun Özgün Eğitimciler Derneği, Maarif Platformu ve Medeniyet Enstitüsü tarafından "Türk Eğitim Sistemi ve Zorunlu Eğitimin Yansımaları" başlıklı bir çalıştay düzenlendi. Çalıştay sonrasında yayınlanan raporda, lise eğitiminin üç yıla düşürülmesi ve 4+4+3 sistemine geçilmesi önerildi.

Necati Kalafat 1

"Eğitimi Dinsel ve Ticarî Amaçlara Araç Ediyorlar"

Hükümetin eğitim politikasına tepkiler gecikmedi. Veli-Der İzmir Şube Başkanı Necati Kalafat, bu girişimi "danışıklı dövüş" olarak nitelendirerek şu ifadeleri kullandı:

“Milli Eğitim Bakanı’nın böyle bir açıklama yapmasının ardından tarikat ve cemaatler hızla bu durumu sahiplenerek bir çalıştay hazırladılar. Mesela, karma eğitimle ilgili bakanın ağzından bir şey çıkıyor, ardından Türkiye'de tanımlanmış tarikatlar ve cemaatler büyük bir çalıştay yaparak bunu desteklediklerini açıklıyorlar. Aslında bir danışıklı dövüşten bahsediyoruz. Biz, "12 yıllık zorunlu eğitim" diye tanımlanan yapının Türkiye eğitim sisteminin temel gerçekliği olduğunu düşünüyoruz.

Oysa iktidar bloku, 12 yıllık zorunlu eğitimi pedagojik bir yaklaşımla değil; İmam Hatip ortaokulları ve ardından İmam Hatip liselerinin devamlılığı için, hatta okullarda türban serbestliği için kurguladı. Yani eğitimi el birliğiyle dinsel motiflerle gericileştirmek ve laik eğitimden uzaklaştırmak için bir politika izlediler. Bu ülkede 20 milyon çocuk var ve bu çocukların en azından 18 yaşına kadar devlet güvencesinde, eşit, özgür, demokratik ve bilimsel eğitim almalarını savunuyoruz.”

Kalafat, lise eğitiminin zorunlu olmaktan çıkarılmasının bir sonraki aşamasının karma eğitimin sonlandırılması olacağını vurgulayarak şunları ekledi:

“Şimdi ise diyorlar ki artık 12 yıllık eğitime gerek yok. Artık lise eğitimi zorunlu olmasın, şimdilik 3 yıla indirilsin diyorlar. Bunun bir sonraki adımı ise karma eğitimin kaldırılması. Kızlar bir okula, erkekler bir okula gitsin istiyorlar.

Gerçekten ortaçağ karanlığının yaklaşım tarzıyla bir eğitim felsefesi ve pedagojik anlayış ortaya koyuyorlar. Açıklamaları da şu: Gençler aile kuramıyormuş, çocuklar evlenemiyormuş. Bakanın kendi ağzından çıkan sözlere bakarsak, 17 yaşındaki çocukların evlenememe gerekçesini okula gitmelerine bağlıyorlar.

Bu gerici yaklaşım bir yana, asıl tehlikeli kısım ise şu: Lise eğitimi kalksın, yerine meslekî eğitim merkezleri (MESEM) artırılsın diyorlar. Çocuklar, sermaye gruplarına 13-14 yaşından itibaren ucuz iş gücü olarak sunulsun istiyorlar. Çünkü meslekî eğitim merkezleri artık ortaokul seviyesine kadar indirildi. Çocuklar haftanın beş günü günde sekiz saat çalıştırılacak. Adına da meslek eğitimi denilecek. 5-6 bin lira gibi komik rakamlar ödenecek. Maddi sıkıntı içindeki çocuklar da bu duruma kanacak.

Bu, çocuk işçiliğini meşrulaştırmak ve çocukların emeğini sömürmek anlamına gelir. Böyle bir eğitim politikası kabul edilemez. Devletin kamusal eğitim niteliği bu olmamalı. Eğitim, çocuk ve insan merkezli olmalı. Ama nedense ya din merkezli ya da sermaye sınıflarının ucuz iş gücünü karşılamak için şekillendiriliyor. Eğitimi dinsel motiflerle ve sermaye sınıflarına peşkeş çekme anlayışıyla düzenleyen bu politikalara karşı duracağız. Çocuklarımızı bu düzene teslim etmeyeceğimizi herkesin bilmesini isteriz"

Ozgur Sen Min

Eğitim İş Sendikası İzmir Şube Başkanı Özgür Şen tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi:  

Eğitim-İş Sendikası İzmir Şube Başkanı Özgür Şen de zorunlu eğitimin kısaltılmasının ardında ekonomik gerekçeler olduğuna dikkat çekti. Şen, meslekî eğitim merkezlerinin (MESEM) yaygınlaştırılmasıyla öğrencilerin ucuz iş gücü haline getirildiğini öne sürerek şu açıklamayı yaptı:

Eğitim de bilimsellikten, laiklikten ve çağdaşlıktan, sorgulayan, araştıran nesiller yetiştirmekten uzak, uygulanabilirliği tartışma konusu olan Maarif Modeli sancılarını bu yıl Eğitim emekçileri ve öğrenciler olarak yaşarken şimdi de zorunlu eğitim tartışmaları gündeme gelmiştir. Burada ki amacın çocuğu okuldan uzaklaştırmak olduğu açık bir şekilde ortadadır. Zaten uygulamaya konulan tarikat ve cemaatlerle yapılan protokollerde de görülecek ki okul dışında yapılan etkinlik faaliyetleri ile öğrencinin okul dışına çıkarılması amaçlanmaktadır. Yine MESEM’ler ile öğrenci haftanın en 4 günü ki çoğunda bu çocuklarımız 6 gün işletmelerde çalıştırılmakta sadece haftanın 1 günü okula gitmektedirler. Yine açık lise uygulaması ile de öğrenciler okul dışına çıkmaktadır. Şu an ekonomik veya başka sebeplerle öğrenciler okuldan uzaklaşmaktadırlar ama bunun nedeni zorunlu eğitim değil yukarıda bahsettiğim uygulamalardır.

Bizler Eğitim İş olarak öğrencilerin 18 yaşına kadar okullarda olmasını savunuyoruz. Çünkü okullar güvenlidir. Çocuklarımızı dış tehlikelere karşı korur. Bu nedenle okul öncesi eğitiminde zorunlu eğitim kapsamına alınması gerekmektedir.

Korunamayan kadınlar, gelmeyen adalet! Korunamayan kadınlar, gelmeyen adalet!

Eğitim, Devletin kontrolünde çağdaş, laik, bilimsel ve kamusal olmalıdır. İlkokul, Ortaokul ve Lise eğitimi çocukları meslek kazandırma yerleri değil, mesleğe yönlendirme yerleridir.”

Kaynak: özge uyanık