Seferihisar'da bir kişinin yaşamını yitirdiği ayı saldırısının ardından bölgede endişeli bekleyiş sürüyor. Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ekipleri, vatandaşların can güvenliğini sağlamak amacıyla ayıyı uyuşturucu iğneyle yakalayarak doğal yaşam alanına nakletmek için arama çalışmalarını sürdürüyor.
İkinci ayı görüldü
Ayıyı yakalama çalışmaları sürerken, bugün aynı bölgede sahile yakın bir yazlık sitenin çevresinde ikinci bir ayının görüldüğü iddiası paniği daha da artırdı. İhbar üzerine ekipler bölgeye sevk edilirken, ilk ayının henüz yakalanamamış olması nedeniyle yazlık sitelerde tatil yapan vatandaşların tedirgin bekleyişi devam ediyor.

Çözüm hayvanı hedef göstermek ya da öldürmek değil
Seferihisar Doğa ve Hayvan Dostları Derneği (SAHAYDER) Başkanı Fevziye Özkan, ayı saldırısı sonucu bir vatandaşın yaşamını yitirmesinin kendilerini de derinden üzdüğünü belirterek, olayın yalnızca bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda doğaya yapılan müdahalelerin sonucu olduğuna dikkat çekti.
Özkan açıklamasında, "Seferihisar'da önce Payamlı, ardından Kavakdere, Doğanbey ve Ömür beldesinde yanan ormanlık alanlarda günlerdir mahalle aralarında görülen bu ayı için üzerinde düşünülmesi gereken bir gerçek var. Ayının görüldüğü bölge, geçtiğimiz yıl yaşanan büyük Seferihisar orman yangınından etkilenen alanın yakınında bulunuyor. Yangın sadece ağaçları değil, o ormanda yaşayan sayısız canlının yuvasını ve besin kaynaklarını da yok etti" dedi.

Görgü tanıklarının aktarımlarına göre ayının iki yavrusu olduğunu ve onları aradığının düşünüldüğünü ifade eden Özkan, "Bu bilgi henüz resmi olarak doğrulanmış değil. Ancak doğruysa, anne ayının yerleşim alanına yaklaşmasının nedeni saldırganlık değil, yavrularına ulaşma çabası olabilir" diye konuştu.
Yaban hayvanlarının keyiflerinden insanların yaşadığı alanlara gelmediğini vurgulayan Özkan, "Habitatları daraldığında, besin bulamadıklarında ya da yönlerini kaybettiklerinde bu tür karşılaşmalar yaşanabiliyor. Bu nedenle çözüm, hayvanı hedef göstermek ya da öldürmek değil; vatandaşların can güvenliğini sağlarken konuyu uzman ekiplerin bilimsel yöntemlerle yönetmesine destek olmaktır. Bu olay bize bir kez daha gösteriyor ki doğayı korumak, yalnızca ağaçları değil, o ekosistemde yaşayan tüm canlıların yaşam hakkını korumaktır" ifadelerini kullandı.

"AYI BİZİM MAHALLEYE GELMEDİ"
Özkan açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:
"Ayı mahallemize gelmedi, biz onun küçülen yaşam alanının sınırına geldik. Bu olay sadece bir ayı hikâyesi değil. Doğaya yaptığımız her müdahalenin bir bedeli olduğunu gösteren önemli bir uyarıdır. Ormanları daraltıyor, yaşam alanlarını bölüyor, kent ekosistemini oluşturan hayvanları plansız şekilde ortadan kaldırıyoruz. Sonra da yabani hayvanlar mahallelerimize geldiğinde şaşırıyoruz. Oysa doğa, yaptığımız her müdahalenin bir karşılığı olduğunu bize hatırlatıyor."
Geçtiğimiz yıl Seferihisar'ın büyük orman yangınları yaşadığını hatırlatan Özkan, yangınların büyük bölümünün insan kaynaklı olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
"Geçen yıl yüzlerce yaban hayvanı yangından kaçamayarak alevlerin arasında can verdi. Ormanda kalan son hayvanları kurtarmak için yanan alanlara gittiğimizde gördüğümüz manzara korkunçtu. Bu da yetmezmiş gibi, yangından kaçmayı başaran hayvanlar için sürek avı izni verildi.
Doğa insansız yaşayabilir ama insan doğasız yaşayamaz. İnsan, son kalan ormanlara gözü gibi bakmalı. Siz onların yaşam alanlarını tehdit ederseniz, onlar da insanların yaşam alanlarına inmek zorunda kalır. Artık sadece domuzlar sahillere inmiyor; karınlarını doyurabilmek için kent merkezlerine kadar geliyorlar. Buna rağmen sosyal medyada domuzların öldürülmesi yönünde kampanyalar düzenleniyor."





