Esat Erçetingöz/Folkart tarafından Kültürpark Atlas Pavyonu’nda düzenlenen “Nâzım Hikmet-Romantika: Bir Ömrün Seyrüseferi” sergisi, Nâzım Hikmet’in az bilinen yönlerini ziyaretçilerle buluşturuyor. Serginin dikkat çeken bölümlerinden biri de dünya çapında tanınan şairin resim sanatına duyduğu ilgiyi ve bu alandaki çalışmalarını konu alıyor.

“Şiirlerinden ilham aldığı resimler yapan, resimlerinden ilham aldığı şiirler yazan” Nâzım Hikmet’in portreleri, desenleri ve el emeği eserleri, sanatçının yaratıcı dünyasının farklı bir boyutunu ortaya koyuyor. Nâzım Hikmet’in resme olan ilgisinin temelinde, annesi Celile Hanım’ın ressam olması ve ailesinin sanatla kurduğu güçlü bağ bulunuyor. Paris’te resim eğitimi alan Celile Hanım, tablolarıyla tanınan dönemin önemli kadın ressamları arasında yer aldı. Nâzım Hikmet ile Münevver Andaç’ın oğlu Memet Nâzım da yaşamını Paris’te sürdürerek resim alanında eserler üretti. Böylece resim sanatı, ailenin üç kuşağında da kendisine yer buldu.

Cezaevi yıllarında üretmeyi sürdürdü
Nâzım Hikmet, İstanbul Tevkifhanesi ve Ankara Merkez Komutanlığı Cezaevi’nde başlayan, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde devam eden hapislik yıllarında çok sayıda resim ve desen hazırladı. Büyük bölümü portrelerden oluşan çalışmalarının yanı sıra küçük çizimler yaptı, şiir sayfalarına desenler çizdi. Cevizden kutular, yüzükler ve kalemlikler hazırlayan Nâzım Hikmet, cezaevinin sınırlı koşullarında sanatla bağını korudu. Ortaya koyduğu eserler, yalnızca zaman geçirmek amacıyla yapılan çalışmaların ötesine geçti. Portrelerdeki ayrıntılar, çizgilerdeki gözlem gücü ve kullandığı imgeler, Nâzım Hikmet’in resim sanatına bilinçli ve yaratıcı bir yaklaşımla yöneldiğini gösterdi.

Nâzım Hikmet’in resim sanatına katkısı yalnızca kendi eserleriyle sınırlı kalmadı. Bursa Cezaevi’nde tanıştığı İbrahim Balaban’ın yeteneğini keşfeden usta şair, onu resim yapmaya teşvik ederek sanat dünyasına kazandırdı. Balaban’ın sanatsal gelişiminde önemli bir rol üstlenen Nâzım Hikmet, bilgi ve birikimini paylaşarak genç ressamın özgün bir sanatçı kimliği oluşturmasına katkı sağladı.

Orhan Kemal’in günlüğüne yansıdı
Nâzım Hikmet’in cezaevinde resim yaptığı anlara, aynı dönemde birlikte kaldığı Orhan Kemal de tanıklık etti. Orhan Kemal, günlüğünde usta şairi annesinin hediye ettiği suluboyalarla beyaz taş üzerine lale çizerken izlediğini anlattı. Nâzım Hikmet’in resim yaparken ıslık çaldığını belirten Orhan Kemal, çalışmanın ince ayrıntılarına geldiğinde ıslığın yavaşladığını aktardı. Bu anlatım, Nâzım Hikmet’in resim yapmayı yalnızca bir uğraş olarak görmediğini, sanatın bu dalından da büyük bir haz aldığını ortaya koydu.






