SEMİ TEKTAŞ/CHP’nin 38’inci Kurultay’ının iptal edilmesiyle beraber parti içi bir kriz başladı. 2,5 yıl sonra Genel Başkanlık koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu, partiyi Kurultay’a götürmemesi tartışma yaratmıştı. CHP Grup Başkanı ve Manisa Milletvekili Özgür Özel ise buna karşın delegelerden Olağanüstü Kurultay çağrısıyla imza toplamaya başlamıştı. Kurultay'da Özgür Özel'i destekleyen İzmir Delegesi Hüseyin Saygılı ise sürece destek vermeyeceğini açıkladı.

İmamoğlu'ndan dikkat çeken çağrı: 'Teslim olma değil, kararlılıkla yürüme zamanı'
İmamoğlu'ndan dikkat çeken çağrı: 'Teslim olma değil, kararlılıkla yürüme zamanı'
İçeriği Görüntüle

Saygılı açıklamasında partinin bölünmesi durumunda ise CHP çatısı altında siyaset yapmaya devam edeceğini açıkladı.

Saygılı’nın açıklaması şu şekilde;

Kamuoyuna ve Cumhuriyet Halk Partisi Örgütüne

Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde bulunduğu sürecin son derece zor ve yıpratıcı olduğunu biliyorum. Ancak ne kadar zor olursa olsun, toplum ve ülke yararını her şeyin üzerinde tutan partimizin bu krizden çıkabilecek akılcı bir yol bulabileceğine dair yurttaşlarımıza umut verebilmemiz gerekir.

Bugün ortaya çıkan tablo yalnızca hukuki ya da siyasi bir tartışma değildir. Aynı zamanda partimizin birlik ve bütünlüğünü, toplumdaki güven duygusunu ve iktidar alternatifi olma iddiasını

etkileyen bir sorundur. Bu nedenle, farklı görüşlerin ortaya çıktığı bu süreçte kalıcı çözümün yolu, tarafların öncelikle birbirlerini anlamaya çalışmasından, karşılıklı önyargıları terk ederek ortak akılda buluşmasından geçmektedir.

Mutlak butlan tartışmalarının, partimizin 38. Olağan Kurultayı’nı tartışmalı hale getirdiğini ve hepimizi üzen sonuçlar doğurduğunu görmek zorundayız. Bu süreçte haklı ya da haksız ayrımı yapmadan ifade etmek gerekir ki, sorunun bugünlere taşınmasında geçmiş ve mevcut yöneticilerimizin çeşitli düzeylerde sorumlulukları bulunmaktadır. Sorunları görmezden gelmek ya da bütün sorumluluğu tek bir kesime yüklemek çözüm üretmeyecektir.

Ben bir kurultay delegesi olarak 38. Olağan Kurultay’da Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na oy verdim. Sonrasında yapılan iki olağanüstü kurultayda ve 39. Olağan Kurultay sürecinde ise Sayın Özgür Özel’i destekledim. Hatta olağanüstü kurultayın toplanabilmesi için noterden imza vererek bu sürece katkı sundum.

Bugün geldiğimiz noktada görüyorum ki yapılan kurultaylar sorunun çözümüne beklenen katkıyı sağlayamamıştır. Parti yöneticilerimizin önemli bir bölümü, yaşanan krizin temel nedenlerini anlamak ve gidermek yerine, şekli prosedürlerle meselenin çözülebileceğine inanmıştır. Oysa siyasi ve örgütsel sorunlar yalnızca hukuki veya teknik yöntemlerle değil, güven, diyalog, samimiyet ve öz eleştiriyle aşılabilir.

Şimdi yeniden kurultay çağrıları yapılmakta ve imza toplanmaktadır. Ancak geçmiş deneyimler göstermiştir ki peş peşe yapılan kurultaylar partimizi birleştirmek yerine zaman zaman daha da ayrıştırmış, enerjimizi iç tartışmalara yönlendirmiştir. Bu nedenle yeni bir kurultayın tek başına çözüm olacağı kanaatini taşımıyorum ve bu amaçla yürütülen imza kampanyasına destek vermeyeceğim. Yeni kurultay sorunların üzerini örten, ayrışmanın, yeni bir partinin kurulması için gerekçe yapılacaksa bu yolun çözüm olmadığını yaşayarak gördük.

Bunun yerine, öz eleştiri kültürünü işletmeli, partimizi bölünme noktasına taşıyan sorunları cesaretle masaya yatırmalı ve kimsenin dışlanmadığı bir diyalog zemini oluşturmalıyız. Kurultay tartışmalarının ötesine geçerek örgütümüzün, delegelerimizin, belediye başkanlarımızın, milletvekillerimizin ve geçmişte görev yapmış bütün yol arkadaşlarımızın katkı sunabileceği bir ortak akıl süreci başlatılmalıdır.

Cumhuriyet Halk Partisi, kişilerin değil ilkelerin partisidir. Bu partinin gerçek sahibi üyelerimiz, örgütümüz ve ona umut bağlayan milyonlarca yurttaştır. Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey yeni kamplaşmalar değil, demokrasiye, hukuka, sosyal demokrasiye ve halkın değişim umuduna sahip çıkan güçlü bir birlikteliktir.

Olası bir ayrışma ya da bölünme durumunda da tavrım nettir. Mücadelemi Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında sürdürmeye devam edeceğim. Ayrışmanın, bölünmenin ve partimizi zayıflatacak girişimlerin tarafı olmayacağım. Yanlış gördüğüm her tutum ve uygulamaya karşı demokratik mücadelemi partimin içinde vermeyi sürdüreceğim. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi, Mustafa Kemal Atatürk’ün milletimize emanet ettiği bir çınardır. Bu mirasa sahip çıkmanın yolu, zorluklar karşısında partiyi terk etmekten değil, partinin değerlerine, ilkelerine ve tarihsel sorumluluğuna sahip çıkarak mücadele etmeye devam etmekten geçmektedir.

Ülkemizin yaşadığı ekonomik, sosyal ve hukuki sorunlar karşısında CHP’nin tarihi sorumluluğu her zamankinden daha büyüktür. Bu nedenle enerjimizi birbirimizle mücadeleye değil, Türkiye’nin sorunlarını çözmeye yöneltmek zorundayız.

Sağduyuya, diyaloğa, öz eleştiriye ve ortak akla her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz. İnanıyorum ki Cumhuriyet Halk Partisi bu sınavı da demokratik olgunlukla aşacak, birlik ve beraberliğini koruyarak toplumun umudu olmaya devam edecektir."

Muhabir: SEMİ TEKTAŞ