Manisa'nın Salihli ilçesinde bulunan ve zengin jeolojik mirasıyla bilinen UNESCO Global Jeoparkı, sadece doğaseverlerin değil, geleneksel el sanatlarını yaşatan yerel üreticilerin de en önemli ilham ve ham madde kaynağı olmayı sürdürüyor. Bölgedeki volkanik kayalar, kuşaktan kuşağa aktarılan ve kökleri çok eskilere dayanan çömlekçilik geleneği sayesinde mutfaklarda kullanılan dayanıklı kaplara dönüştürülüyor. Mahalle kültürünün ve imece usulünün en güzel örneklerinden birinin sergilendiği bu üretim sürecinde, doğanın sert yüzü olan taşlar kadim ustalıkla yumuşatılıp estetik bir forma kavuşturuluyor.
Taşın çamura uzanan meşakkatli ve titiz yolculuğu
Mahallede yürütülen üretim süreci, tam anlamıyla kolektif bir emek organizasyonu şeklinde ilerliyor. Jeopark sahasının sarp noktalarından mahalleli erkekler tarafından büyük bir titizlikle çıkarılan volkanik kayalar, evlerdeki özel öğütme makinelerine taşınarak ufalanıyor ve toz haline getiriliyor. Elde edilen bu değerli taş tozu, su yataklarından çıkarılan doğal kille karıştırılarak yoğruluyor ve işlenmeye hazır özel bir çamur elde ediliyor. Hazırlanan ham madde, evlerin avlularında kurulan çarkların başına geçen yetenekli kadınların elinde şekilleniyor. Güveç ve çömlek formuna getirilen ürünlerin kurutulması, fırınlanarak pişirilmesi ve pazara sunulması aşamasını ise yine mahalleli erkekler üstleniyor. Volkanik malzemenin getirdiği doğal dayanıklılık ve kendiliğinden oluşan parlak yüzey, ürünlerde zararlı kimyasallar içeren sırlama işlemi ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor.
Mahalle nüfusunun temel geçim kaynağı haline geldi
Nüfusu 1830 olan mahallede yaklaşık 25 hanenin ana geçim kapısı olan bu ata mesleği, aracı tüccarlar vasıtasıyla Türkiye'nin dört bir yanına ulaştırılıyor. Yüksek ısı dağılımı ve yemeklere kattığı lezzet nedeniyle özellikle Kurban Bayramı öncesinde taleplerde adeta patlama yaşanıyor. Sadece iç piyasayla sınırlı kalmayan bu özel üretim, dayanıklılığı ve doğallığı sayesinde sınırları aşarak yurt dışındaki gastronomi meraklılarının ve alıcıların da sofralarını süslemeye devam ediyor.
Usta kadınlar ata mesleğini yaşatmak için direniyor
Baba ocağında öğrendiği zanaatı yaklaşık 30 yıldır aralıksız sürdüren çömlek ustası Emine Tangüç, üretim sürecindeki zorluklara rağmen mesleğine büyük bir tutkuyla bağlı olduğunu dile getiriyor. Bu işin mahallede asırlardır kadınların omzunda yükselen paha biçilmez bir miras olduğunu belirten Tangüç, biçimlendirdikleri her kapta sabır ve göz nuru bulunduğunu vurguluyor. Sabahın ilk ışıklarıyla tezgah başına geçtiklerini ifade eden usta kadın, meşakkatli süreçten şikayet etmediklerini, emeklerinin karşılığını alarak geçimlerini sağladıkları için halden memnun olduklarını aktarıyor.
Sektörün bir diğer kıdemli ismi olan Sabriye Balkan ise küçük yaşlarda babasından devraldığı bu zanaatın geleceğine dair derin bir endişe taşıyor. Gün boyu çamurla uğraşmanın büyük güç ve sabır gerektirdiğini aktaran Balkan, genç kuşakların zahmetli işler yerine masa başı veya hazır sektörlere yöneldiğini belirtiyor. Çocuklarının ve torunlarının bu geleneksel üretimi sürdürmek istemediğini üzüntüyle ifade eden kıdemli usta, elleri tuttuğu sürece bu ata mesleğini yaşatmak için çarkın başında durmaya devam edeceğini vurguluyor.




