SEMİ TEKTAŞ/Türkiye'nin köklü zeytinyağı ihracatçılarından, İzmir Ticaret Borsası Meclis Üyesi Ali Nedim Güreli, İzmir Ticaret Borsası Meclis (İTB) Toplantısı'nda yaptığı konuşmayla zeytinyağı sektörünün içinde bulunduğu ekonomik darboğazı gündeme taşıdı. İhracatçılar birliğinde 10 yıl başkanlık, 10 yıl da başkanvekilliği yaptığını hatırlatan Güreli, meslek hayatında ilk kez bu kadar karamsar olduğunu söyledi. İhracat kısıtlamalarından tarımsal desteklerin yetersizliğine, üretici fiyatlarındaki sert düşüşten sektördeki plansızlığa kadar birçok soruna değinen Güreli, İzmir Ticaret Borsası yönetiminden acil girişimde bulunmasını istedi.
“Hayatımda ilk kez bu kadar bedbin oldum”
Zeytinyağının kendisi için yalnızca ticari bir ürün olmadığını, köklü bir kültürün ve üretim geleneğinin parçası olduğunu belirten Güreli, sektörde yaşanan sorunların artık dayanılmaz boyutlara ulaştığını ifade etti.
Uzun yıllardır zeytinyağı ihracatı yaptığını ve sektörün en deneyimli isimlerinden biri olduğunu dile getiren Güreli, şu ifadeleri kullandı: “Zeytinyağı ihracatçısıyım. Muhtemelen yaşayan en yaşlısı da benim. 10 sene ihracatçılar birliği başkanlığı, 10 sene de başkanvekilliği yaptım. Bizim geldiğimiz yerlerde de zeytin vardır. Zeytinyağı bizim için herkesin olan bir maddedir. Ben hayatımda ilk kez bu kadar bedbin oldum ve Sayın Başkan, sizden yardım istemek için geldim.”
Bugüne kadar katıldığı toplantılarda bürokratlardan ve siyasetçilerden herhangi bir talepte bulunurken yalvaran bir üslup kullanmadığını vurgulayan Güreli, üreticilerin ve ihracatçıların haklarını savunması gerektiğini söyledi.
Güreli, “Ben katıldığım her toplantıda bütün gelen bürokratlardan, politikacılardan hiçbir zaman yalvarır üslupta bir şey istemezdim. Arkadaşlarımıza da 'Bu bizim hakkımız, alttan almayın' derdim” diye konuştu.
“Rakiplerimiz teşvik alırken Türkiye'de ihracata yazık oluyor”
Türkiye'deki tarımsal destekleme politikalarını eleştiren Güreli, 2006 yılında çıkarılan Tarım Kanunu'nda öngörülen destekleme düzeyine ulaşılamadığını savundu.
Tarım sektöründeki sorunların muhalefetin de gündemine geç girdiğini ifade eden Güreli, üreticilerin uzun yıllardır destekleme konusunda sıkıntı yaşadığını belirtti.
Güreli, “Biz tarım sektöründe olan insanlar olarak baktığımız zaman muhalefetin falan yeni aklına geldi. Farkında değildi. 2006'da bu iktidar partisi Tarım Kanunu'nu çıkardı. Orada bütçeye geçirdiğinin dörtte birini, beşte birini ödeyemiyor” ifadelerini kullandı.
Uluslararası rekabette Türk zeytinyağı sektörünün dezavantajlı konuma düştüğünü savunan Güreli, özellikle Avrupa ülkelerinde üreticilere sağlanan desteklerin Türkiye'de yeterince karşılık bulmadığını söyledi.
“Bırakın onu, tüm rakiplerimiz prim alırken, tüm rakiplerimizde üretim teşvikleri varken, rakiplerimiz teşvik edilirken ve özellikle Avrupa ülkelerinde zeytin ağacı ayakta tutulurken Türkiye'de bu üründen çok fazla varken ihracata yazık oluyor” diyen Güreli, zeytinyağının sağlık açısından öneminin giderek daha fazla anlaşılmasına rağmen Türkiye'nin bu fırsatı değerlendiremediğini dile getirdi.
“7,5 euroyken yasak koyuldu, çiftçi 3 euroya satmaya çalışıyor”
Zeytinyağı ihracatına geçmiş dönemlerde getirilen kısıtlamaların sektördeki fiyat dengesini olumsuz etkilediğini savunan Güreli, alınan kararların gerekçelerinin ihracatçılara yeterince açıklanmadığını ileri sürdü.
İzmir Ticaret Borsası'nın özellikle Tarım ve Orman Bakanlığı nezdinde önemli bir ağırlığa sahip olduğunu belirten Güreli, kurumun bu gücünü sektörün sorunlarının çözümü için kullanmasını istedi.
Güreli, “Ben borsaya saygı duyuyorum. Ayrıca bir ağırlığı var, özellikle Tarım Bakanlığı üzerinde. Biz öğrenemedik niye yasak koydunuz mesela? 7,5 euroyken yasak koyuldu, 3 euroya satmaya çalışıyor çiftçi” dedi.
Yaşanan gelişmeler karşısında sektörün ortak hareket etme kabiliyetini kaybettiğini düşündüğünü ifade eden Güreli, “İlk defa kendi sektörümü çok aciz ve dezorganize hissediyorum. Gidip de bakan yardımcısına 'Ne olur ver abi' durumuna gelmedim daha ama sektöre yardım edin, sektör yanıyor” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
“Bir ay sonra çoğu insan iflas etmiş olacak”
Konuşmasının en dikkat çekici bölümünde sektörün geleceğine ilişkin ciddi uyarılarda bulunan Güreli, üreticilerin maliyetlerinin altında satış yapmak zorunda kaldığını söyledi.
Söz almakta amacının kendisini ön plana çıkarmak olmadığını belirten Güreli, sorunların aciliyeti nedeniyle konuşma ihtiyacı duyduğunu ifade etti.
“Benim niyetim söz alıp kendimi göstermek değil. O kadar çok konuştuk ki. İşin aciliyetine binaen söz aldım. Bir ay sonraki toplantıda çoğu insan iflas etmiş olacak. Bir üretici düşünün ki mal ettiği fiyatın çok daha altına satmak zorunda” diyen Güreli, fiyatlardaki düşüşün hem üreticileri hem de ihracatçıları zor durumda bıraktığını kaydetti.
Sektörün en büyük alıcılarından biri olduğunu ve bazı yıllarda ihracat sıralamasında birinci, bazı yıllarda üçüncü olduğunu anlatan Güreli, içinde bulunduğu durumu şu sözlerle aktardı:
“Ben en büyük alıcılardan biriyim. Bazı sene ihracat birincisi, bazı sene üçüncü oluyorum. Yaptığım işten utanıyorum. Maalesef oğlum da kendi işimi seçti.”
“250 liraya aldığım yağ bugün 190 lira”
Zeytinyağı piyasasında yaşanan fiyat düşüşünü kendi ticari faaliyetlerinden örnek vererek anlatan Güreli, kısa süre içerisinde ciddi değer kayıpları yaşandığını söyledi.
Üç hafta önce ihracat yükümlülüklerini karşılamak amacıyla sızma zeytinyağı satın aldığını belirten Güreli, fiyatların daha da gerileyeceğini öngörmesine rağmen alım yapmak zorunda kaldığını ifade etti.
Güreli, “Üç hafta önce benim sızma yağ ihtiyacım vardı, ihracatta eksiğim vardı. Düşeceğini biliyordum, 250 liraya aldım. Bugün 190 lira. Ben 160-150'ye düşeceğine eminim. Bunun karşısında kim ayakta kalabilir?” diye konuştu.
Güreli'nin verdiği rakamlara göre üç haftada kilogram başına 60 liralık düşüş yaşanırken, bu değişim yaklaşık yüzde 24'lük değer kaybına karşılık geliyor. Güreli'nin öngördüğü 150-160 liralık seviyelerin gerçekleşmesi halinde ise alım yaptığı 250 liralık fiyatla arasındaki farkın daha da büyüyeceğine dikkat çekildi.
“80 milyon zeytin ağacı 200 milyona çıktı”
Türkiye'de zeytin ağacı varlığının yıllar içerisinde önemli ölçüde arttığını belirten Güreli, bu gelişmede mevcut iktidarın uyguladığı teşvik politikalarının da etkili olduğunu söyledi.
Üretim kapasitesinin artmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendiren Güreli, buna karşılık üretim artışına uygun pazarlama ve ihracat politikalarının oluşturulamadığını savundu.
“Bu kadar büyük mahsule vardık, bu kadar ağaç dikildi. Bu iktidar sayesinde dikildi bu ağaçlar. 1999'da 80 milyon olan ağaç şimdi 200 milyon oldu. Ciddi teşvik verdiler. 'Bunun gününü göreceğiz' dediğimiz bir rekolte oldu” ifadelerini kullanan Güreli, artan üretimin sektör için fırsat olması gerekirken ekonomik sıkıntıya dönüştüğünü anlattı.
Üretimdeki bolluğun doğru yönetilemediğini savunan Güreli, “Biz bereketten kuraklığa döktük bu işi. Bir ürünün planlaması, ağaçların yok olmasıyla mı var olur? Sektör ciddi olarak can çekişiyor” sözleriyle tarımsal planlamaya yönelik eleştirilerini dile getirdi.
“600 bin ton yağ olacak, ürün ağaçta kalacak demeye hakkı var mı?”
Sektör temsilcilerinin kamuoyuna yaptığı açıklamaların da piyasayı etkilediğini belirten Güreli, özellikle yüksek rekolte tahminlerinin sorumsuzca dile getirilmemesi gerektiğini savundu.
Geçmişte sektöre zarar verebilecek açıklamalarda bulunan kişilerin kendi kurumları tarafından uyarıldığını hatırlatan Güreli, büyük bir kooperatifin yönetim kurulu üyesinin üretime ilişkin açıklamalarını eleştirdi.
Güreli, “Sizden şunu rica ediyorum. Burada üyeleriniz var. Eskiden bizde öyleydi, sektöre zarar verenler uyarılıyordu. Çok ciddi bir kooperatifin yönetim kurulu üyesi beyanat veriyor, '600 bin ton yağ olacak, ürün ağaçta kalacak' diye. Böyle bir şey demeye hakkı oluyor mu?” ifadelerini kullandı.
Devletin sektör temsilcilerine yaklaşımında eşit davranması gerektiğini belirten Güreli, “Devlet kendine yakın insanları uyarmayıp diğerlerini uyarmakla mı mükellef?” sorusunu yöneltti.
“Politikacılara doğruyu gösterin, sektör çöküyor”
Konuşmasının son bölümünde İzmir Ticaret Borsası yönetimine doğrudan seslenen Güreli, siyasetçilere sektörün gerçek durumunun anlatılması gerektiğini söyledi.
Siyasi temsilcilerin çevrelerinden sürekli olumlu değerlendirmeler duymasının yanlış politikaların sürmesine neden olabileceğini savunan Güreli, kurumların bu noktada daha etkin rol üstlenmesini istedi.
“Rica ediyorum, politikacılara doğruyu gösterin. Her gittikleri politikacılara iltifat ettikleri için doğruyu yaptıklarını sanıyorlar. Çöküyor sektör, bize yardım edin. En acil şekilde sektörüme yardım” ifadelerini kullanan Güreli, sektörün daha fazla zaman kaybetmeden desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
“Politikacılara yakarmıyorum ama size yakarıyorum”
Uzun yıllardır faaliyet gösterdiği zeytinyağı sektöründen başka bir iş bilmediğini ifade eden Güreli, kişisel olarak borç sorunu bulunmamasına rağmen sektörün geleceği konusunda büyük endişe duyduğunu söyledi.
Konuşmasını İzmir Ticaret Borsası yönetimine yönelik duygusal bir çağrıyla tamamlayan Güreli, şu ifadeleri kullandı: “Benim borcum yok ama başka bir iş bilmiyorum. Politikacılara yakarmıyorum ama size yakarıyorum. Bu kurumun mensubuyum ben.”
Güreli'nin açıklamaları, zeytinyağı sektöründe düşen fiyatlar, üretim maliyetleri, ihracat politikaları ve tarımsal destekler konusunda yaşanan sorunların acilen ele alınması gerektiğine yönelik güçlü bir uyarı niteliği taşıdı.





