43 kiloya düşen Tuğçenur Özbay'ın, cezaevlerinde uygulanan 'Tutuklu Kimlik Kartı' zorunluluğuna karşı başlattığı süresiz açlık grevi 142'inci gününe ulaştı. İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi'nde tutulan Tuğçenur Özbay‘ın sağlık durumunun ağırlaştığı ifade edilirken, vasisi Emir Karakum ve avukatı Arman Atılgan cezaevi yönetimi ile Adalet Bakanlığı'na çağrıda bulundu.
Sağlık durumu ağırlaştı
Özbay'ın vasisi Emir Karakum, açlık grevinin kritik bir aşamaya geldiğini belirterek şunları söyledi:
"Tuğçenur'un sağlık durumu her geçen gün kötüye gidiyor. Ellerinde kararmalar, sırtında kabuklanmalar ve dizlerinde morarmalar oluyor. En son 27 Mayıs'ta, Kurban Bayramı'nın birinci günü tartıldığında 43 kilo geldi.
4 Haziran 2026 tarihinde Adalet Bakanlığı'na bağlı Menemen İnsan Hakları Cezaevi İzleme Kurulu, Tuğçenur Özbay'ı ziyaret etti. Heyet, talepleri Bakanlığa ileteceklerini söyledi. 12 Haziran Cuma günü Cezaevi Savcısıyla görüştüm. Cezaevi Savcısı, Tuğçenur'un kritik günlere geldiğini ancak 'kimlik kartı' uygulamasının kaldırılması konusunda yetkinin Adalet Bakanlığı'nda olduğunu söyledi. Tuğçenur'un bürokratik prosedürleri bekleyecek zamanı kalmadı."

“Ortada bir hak gaspı var”
Özbay'ın avukatı Arman Atılgan ise cezaevi yönetiminin uygulamasının İnfaz Kanunu'na aykırı olduğunu savunarak şunları söyledi:
“Tutsak kimlik kartı aslında tüm hapishanelerde var olan bir uygulamadır. İnfaz Kanunu, hükümlülere kimlik kartı verilmesini düzenlemektedir. Ancak İzmir Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi idaresi, tutsak kimlik kartının alınmaması halinde tutsakları aile, arkadaş, telefon ve avukat görüşüne çıkarmama kararı almıştır. Tutsaklar kimlik kartı almadıkları takdirde kendilerine gönderilen kargoları dahi alamamaktadır. Oysa İnfaz Kanunu, kimlik kartının alınmaması halinde verilecek cezanın 'kınama' disiplin cezası olduğunu ifade etmektedir.
Tuğçenur Özbay süresiz açlık grevine ailesiyle görüşebilmek, telefonla görüşebilmek, vasisiyle görüşebilmek, avukatlarıyla görüşebilmek ve kargolarını alabilmek talebiyle başladı. Bugün süresiz açlık grevinin 140. gününde olan Tuğçenur'un eklemlerinde ağrı, ellerde kararma ve ayak yanmaları başlamış durumda.
Hapishane idaresi topu Adalet Bakanlığı'nın üzerine atarak sorumluluktan kaçıyor. Oysaki infaz kanununa aykırı bir şekilde keyfi uygulamalar hayata geçiriyorlar. Bir tutsağın kimlik kartını almadığı gerekçesiyle ailesiyle görüştürülmemesinin açıklanabilir bir tarafı yok.
Süreç başladığında hapishane idaresi, avukatları dahi kimlik kartı almayan tutsaklarla görüştürmüyordu. Ancak daha sonra bu keyfiliklerinden geri adım attılar. Bu durum, söz konusu yasağın ne kadar hukuksuz ve keyfi olduğunu da gösteriyor.
Müvekkil süresiz açlık grevinde olduğundan muayeneyi kabul etmiyor. Hasta değil, direnişçi olduğunu ifade ediyor.
Aslında ifade ettiğimiz gibi İnfaz Kanunu'nun maddesi açık; hapishane kimlik kartını kabul etmeyen tutsağa ancak kınama disiplin cezası verilebilir. Kanunda geçmeyen bir cezayı uygulamaya ne hapishane idaresi ne de Adalet Bakanlığı yetkilidir. Ancak bürokrasi ve alt-üst hiyerarşisi her yere o kadar sirayet etmiş ki herkes en ufak işte kendi üstlerine bakıyor. Kendi başlarına adım atamıyor. Biz de diyoruz ki Adalet Bakanlığı kanunların üzerinde değildir.
Müvekkil Tuğçenur Özbay ailesiyle görüşebilmek, telefonla görüş yapabilmek, vasisiyle görüşebilmek istiyor. Sırf bunları istedi diye 140 gündür açlık grevinde olması dahi sorunun vahametini gösteriyor. Ortada bir hak gaspı var. Bu hak gaspı sona ermeli ve müvekkil ailesiyle görüşebilmelidir. Bu bakımdan müvekkillerin basit ve kabul edilebilir talepleri derhal kabul edilmelidir.”

İzmir Barosu'ndan hukuka aykırılık vurgusu
İzmir Barosu da Şakran Kadın Kapalı Cezaevi'nde kadın mahpuslara yönelik uygulanan kimlik kartı taşıma zorunluluğunun hukuka aykırı olduğunu belirterek, bu uygulama nedeniyle bir mahpusun uzun süredir süresiz açlık grevinde olduğunu açıkladı.
Barodan yapılan açıklamada, cezaevi idaresinin 2025 yılının aralık ayından itibaren kadın mahpuslara hapishane kimliğini sürekli yanlarında taşıma zorunluluğu getirdiği belirtildi. Kimlik kartını yanında bulundurmayan mahpusların revire, hastaneye, ziyaretçi ve avukat görüşlerine çıkarılmadığı, ayrıca kitap ve mektup gönderilerinin kendilerine verilmediği ifade edildi.
İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Ceren Şen Tosun ise şu değerlendir
mede bulundu:
“İnsan onuruna aykırı olup yaşam hakkı, kötü muamele yasağı, adil yargılanma hakkı ve ayrımcılık yasağını ihlal etmektedir. Cezaevinde yaşanan hukuka ve usule aykırı uygulamalar nedeniyle Tuğçenur Özbay süresiz açlık grevine başlamıştır. 43 kiloya düşmüş olup hayatını kaybetme ihtimali ciddi bir tehlike haline gelmiştir. İzmir Barosu olarak cezaevlerinde herhangi bir ölüm yaşanmaması, infaz şartlarının usul ve yasaya uygun yürütülmesi ve tespit ettiğimiz sorunların düzeltilmesi için gerekli kurum ve kuruluşlara başvuruları yapmış bulunuyoruz. Bu başvuruların sonuç vermesi, tutuklu ve hükümlülerin cezaevinde açlık grevinde hayatlarını kaybetmemeleri için hem sivil toplumun hem de yetkili/görevli kurum ve kuruluşların harekete geçmesi gerektiğini düşünüyoruz.”




