İzmir'in Konak ilçesi Alsancak semtinde, 12 Temmuz 2024 tarihinde yaşanan şiddetli sağanak yağış sonrası Enver Dündar Başar Sokak'ta oluşan su birikintisinden karşıya geçmeye çalışan tıp fakültesi öğrencisi Özge Ceren Deniz ile İnanç Öktemay, yer altından sızan elektrik akımına kapılarak trajik bir şekilde hayatını kaybetmişti. Tüm Türkiye'yi yasa boğan ve kamuoyunda büyük infial yaratan bu olayın ardından başlatılan adli soruşturmada çok sayıda kişi tutuklanmıştı.
İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen davanın ilk duruşmasında, asayiş ve kriminoloji raporlarında adları geçen üst düzey bürokratlar hazır bulundu. Sanık kürsüsünde yer alan isimler arasında mevcut İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, eski İZSU Genel Müdürü Ali Hıdır Köseoğlu, İZSU Genel Müdür Yardımcısı Serdar Sadi, Kanalizasyon Dairesi Başkanı Barış Koç, Kanalizasyon Dairesi Şube Müdürü Ömer Karabilgin ile Kanalizasyon Dairesi Bölge Mühendisi Ezgi Nazaroğlu yer aldı. Cumhuriyet savcısının iddianameyi okumasının ardından, bilinçli taksirli yaralama ve öldürme suçlamasıyla yargılanan sanıkların savunmalarına geçildi.
Bürokratlar sorumluluğun kendilerinde olmadığını iddia etti
Duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) vasıtasıyla katılan eski İZSU Genel Müdürü Ali Hıdır Köseoğlu, trajedinin yaşandığı tarihten önce görevinden ayrıldığını belirterek suçlamaları reddetti. Mazgal yapımı ve altyapı çalışmalarının elektrik şebekesiyle bir bağı olmadığını öne süren Köseoğlu, "“Benim sorumluluk alanıma girmediği, ızgaranın yapılmasında İZSU’nun değil Gdz’in yetkisi olduğunu ifademde söylemiştim. Görevden de ayrılmıştım o tarihte. Dosyamızın ayrılmasının ardından bilirkişi raporlarında yönetici olmam nedeniyle söz konusu olayın sorumluluk alanıma girmediği sabittir. Ben beraatımı istiyorum” dedi.
Kanalizasyon Daire Başkanı Barış Koç ise savunmasında, mahkeme heyeti tarafından olay yerinde yaptırılan keşfe ve tıp/mühendislik otoritelerinin raporlarına atıfta bulundu. Elektrik şebekesindeki izolasyon hatasının facianın asıl nedeni olduğunu savunan Koç, “9 Aralık 2024 tarihinde yapılan keşifte Prof. Dr. İsmail Kaşıkçı da ‘Bu ızgaralar burada olmasaydı da bu elektrik burada ölüm getirecekti’ dedi. İzolasyonun sıfır olduğu, bilirkişi raporlarında İnanç Öktemay’ın ızgaraya basmadan karşıya geçtiği, Özge Ceren Deniz iki ızgaranın arasından geçerken akıma kapıldığı açıktır. Bizim müdahale şansımız olmadığı da sabittir, Gdz personeli onarımı yaparken, geçici olduğunu, kapsamlı ekibin gelerek onarım yapması gerektiğini bildirdiği de sabittir yazışmalarda” ifadelerini kullanarak faturayı elektrik şirketine kesti.
Müfettiş raporları ve imza yetkileri duruşmada tartışıldı
Davanın en çok dikkat çeken savunmalarından birini ise mevcut İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan yaptı. İçişleri Bakanlığı tarafından görevlendirilen mülkiye müfettişlerinin hazırladığı kurumsal raporlara sığınan Erdoğan, davanın idari yargı boyutunda da haklılıklarının şerh düşüldüğünü iddia etti. Genel müdür Erdoğan, hakim karşısında, “Mülkiye müfettişi denetiminden geçtik, bir rapor hazırladılar, rapor incelendiğinde benim açımdan izahın mümkün olmadığı, hukuken yargılanmamam gerektiği vardır. İdare Mahkemesi tarafından da şerh düşülmüştür karara. Beraatımı talep ediyorum” diyerek suçsuz olduğunu savundu.
Kanalizasyon Dairesi Şube Müdürü Ömer Karabilgin de savunmasında, elektrik şirketinin sokaktaki kablolama lojistiğini yarım bıraktığını ve HTS kayıtlarının da bunu doğruladığını iddia etti. Teknik sürecin hiçbir yerinde parafı bulunmadığını belirten Karabilgin, “9 Aralık keşif sırasında İZSU ihalesini üstlenen şirket tarafından İzBB ile koordinasyonuyla yapıldığı ve sonra asfaltlandığı görülmektedir. Bundan sonra GDZ elektrik tarafından onarım çalışması yarım bırakılmıştır. Elektrik kaçağına neden olan kablo yüzeye çıkarılmış, ne uygun derinliğe ulaştırılmış ne de uygun şekilde kapatılmıştır. Onarımı yapan personelin de onarımın tam yapılmadığını bildirdiği de HTS kayıtlarında anlaşılmıştır. Bu işin hiçbir aşamasında imzam yoktur. Olay mahallinin 100 metre uzağında da kaçak akım olduğu ortaya çıkmıştır. Deniz’in 2 ızgara arasındaki alana basarak akıma kapıldığı tespit edilmiştir. Öktemay ise ızgaraya basarak karşıya geçmiştir. Beraatımı talep ediyorum” dedi.
Acılı aile tüm sanıkların en ağır cezayı almasını istiyor
İZSU Genel Müdür Yardımcısı Serdar Sadi ise kurumsal iç denetim mekanizmalarında kendi görev tanımına yönelik hiçbir kusur atfedilmediğini hatırlatarak mahkemenin yaptırdığı bilirkişi raporlarında da olaya dair hiçbir etkisinin tescil edilmediğini söyledi ve beraatını istedi. Sanık savunmalarının tamamlanmasının ardından mahkeme başkanı, duruşma salonunda metanetle oturan ve kızının fotoğraflarını elinden bırakmayan acılı baba Ahmet Deniz'e söz verdi.
Kızının ve yanındaki vatandaşın kentsel altyapı ihmalleri zinciri yüzünden saniyeler içinde can verdiğini belirten Özge Ceren Deniz’in babası, adalet mekanizmasına olan inancını koruduğunu vurgulayarak, "Bütün sanıklardan şikayetçiyim. Adalete güveniyorum" ifadelerini kullandı. Müşteki avukatları da kamu görevlilerinin sorumluluktan kaçamayacağını, sokağın altından geçen elektrik hatları ile su deşarj ızgaralarının çakışma noktalarında koordinasyon kurmayan tüm idari kadronun kusurlu olduğunu savundu. Mahkeme heyeti, dosyadaki eksik kriminoloji raporlarının tescil edilmesine, eksik evrakların tamamlanmasına ve sanıkların tutuksuz yargılanma hallerinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
ARA KARAR AÇIKLANDI
Elektrik akımı davasında hakim ara kararını verdi. Dosya tekrar bilirkişi heyetine gönderilecek. Öte yandan dosyaya sonradan “Ben de mağdurum ve şikayetçiyim” diye dahil olan Müşteki Ersin Eren Çavga hakkında da zorla getirilme kararı çıktı. Yeni celse 9 Ekim’de 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.





