Türkiye’de akaryakıt fiyatları, petrol piyasalarındaki hareketlilik, döviz kurundaki yükseliş ve vergi düzenlemelerinin etkisiyle yüksek seviyelerde kalmayı sürdürüyor. Son yıllarda benzin ve motorin fiyatlarında yaşanan hızlı artış, hem bireysel araç sahiplerinin hem de taşımacılık, tarım ve lojistik sektörlerinin maliyetlerini yukarı çekti.

Benzinin litre fiyatının 70 TL seviyesini, motorinin ise 80 TL sınırını aşmasının ardından sektör temsilcileri gözünü 2027 yılına çevirdi. Akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren Termopet’in Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Direkci, fiyatların önümüzdeki dönemde üç haneli seviyelere ulaşabileceği uyarısında bulundu.

Petrol fiyatları üzerinde etkili olan Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlik ve Batı Asya’daki jeopolitik gelişmeler de Türkiye’deki pompa fiyatlarının seyrinde belirleyici unsurlar arasında gösteriliyor.

İndirim geliyor ama pompaya yansımıyor

Akaryakıt fiyatlarının belirlenmesinde son dönemde eşel mobil sistemi yeniden önemli bir rol üstleniyor. Sistem kapsamında uluslararası ürün fiyatları veya döviz kurundaki hareketler nedeniyle oluşan zamların bir bölümü vergiden karşılanırken, indirimlerin ise doğrudan pompa fiyatlarına yansımadığı dönemler yaşanıyor.

Direkci’nin verdiği bilgiye göre, mart ayında devreye alınan sistemle birlikte akaryakıtta ortaya çıkan fiyat artışlarının bir bölümü Özel Tüketim Vergisi üzerinden dengelendi.

3 Temmuz’da yayımlanan yeni düzenlemeyle birlikte sistemin kapsamı yeniden şekillendirildi. Buna göre akaryakıta gelecek zamların yüzde 25’lik bölümünün ÖTV üzerinden karşılanması, kalan yüzde 75’in ise pompa satış fiyatına eklenmesi öngörülüyor.

İndirimlerde ise farklı bir yöntem uygulanıyor. Uluslararası fiyatlardan kaynaklanan düşüşlerin tamamının önce ÖTV’deki eksilen tutarı tamamlamak için kullanılması nedeniyle, tüketiciler bazı indirimleri doğrudan pompa fiyatında göremiyor.

Direkci, son olarak benzinde gündeme gelen 4 lira 35 kuruşluk indirimin de bu nedenle pompa fiyatına yansımadığını belirtti.

Vergi dengesi tamamlanana kadar indirim zor

Sektör temsilcilerinin değerlendirmesine göre, akaryakıtta oluşabilecek yeni indirimlerin kısa vadede doğrudan tüketiciye ulaşması beklenmiyor.

Benzin ve motorindeki ÖTV seviyesi, mart ayındaki uygulama öncesindeki noktaya gelene kadar uluslararası piyasalarda yaşanan bazı fiyat düşüşlerinin vergi kalemlerine aktarılabileceği ifade ediliyor.

Bu durum, küresel petrol fiyatlarında gerileme yaşansa dahi Türkiye’de sürücülerin pompada aynı oranda indirim görmesini engelleyebiliyor.

Akaryakıt fiyatlarının oluşumunda yalnızca ham petrol fiyatları değil; döviz kuru, rafineri çıkış fiyatları, dağıtım maliyetleri ve vergi kalemleri de belirleyici oluyor. Bu nedenle uluslararası piyasadaki düşüşlerin iç piyasaya bire bir yansıması her zaman mümkün olmuyor.

100 TL sınırı için 2027 işaret edildi

Akaryakıt piyasasında en çok merak edilen konuların başında ise litre fiyatlarının 100 TL’yi aşıp aşmayacağı geliyor.

Direkci, mevcut ekonomik koşulların sürmesi halinde üç haneli fiyatların görülmesini güçlü bir olasılık olarak değerlendirdi. Enflasyon, döviz kuru ve ÖTV artışlarının birlikte ele alınması gerektiğini belirten Direkci, 2027 yılının özellikle ikinci yarısına dikkat çekti.

Sektör temsilcisine göre, 2026 yılındaki enflasyonun yüksek seyretmesi ve döviz kurunun da buna paralel şekilde yükselmesi akaryakıt maliyetlerini artırmaya devam edecek.

Bunun yanında 2027 yılında da enflasyonun tamamen ortadan kalkmayacağı, vergi güncellemelerinin devam edeceği ve petrol fiyatlarında çok sert bir gerileme yaşanmaması halinde benzin ile motorinin üç haneli rakamlara ulaşabileceği değerlendiriliyor.

Direkci, 2027’nin hemen başında ya da temmuz ayında kesin bir 100 TL seviyesi beklemenin doğru olmayabileceğini ancak yılın ikinci yarısında bu rakamın görülme ihtimalinin yüksek olduğunu ifade etti.

Motorin Ve Lpg De Indirim Beklentisi

İzmir’den iktidara seyyanen zam çağrısı
İzmir’den iktidara seyyanen zam çağrısı
İçeriği Görüntüle

Motorindeki düşüş ekonomiye işaret ediyor

Akaryakıt sektöründe yalnızca fiyatlar değil, tüketim miktarındaki değişiklikler de yakından izleniyor. Özellikle motorin tüketiminin son aylarda gerilemesi, ticari faaliyetlerdeki yavaşlamayla ilişkilendiriliyor.

Motorin; nakliye, lojistik, tarım, sanayi ve ağır ticari araçlarda yoğun şekilde kullanılıyor. Bu nedenle motorin satışlarının seyri, ekonomik hareketliliğin önemli göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor.

Direkci, motorin tüketimindeki yavaşlamanın ticari faaliyetlerdeki daralmayla paralel ilerlediğini belirtti. Uygulanan dezenflasyon politikalarının ekonomideki hareketliliği sınırladığını ifade eden sektör temsilcisi, yüksek akaryakıt fiyatlarının da bu yavaşlamayı artırmış olabileceğine dikkat çekti.

Özellikle taşıma maliyetlerindeki yükseliş, üreticiden tüketiciye kadar uzanan zincirin hemen her aşamasına yansıyor. Nakliye giderlerindeki artış ürün fiyatlarını yükseltirken, tarımsal üretimde kullanılan motorinin pahalanması da üretici maliyetlerini artırıyor.

Tarım ve taşımacılık maliyetleri yükseliyor

Motorin fiyatları, özellikle tarım sektörü açısından kritik öneme sahip. Traktörlerden sulama sistemlerine, ürünlerin tarladan pazara taşınmasına kadar birçok aşamada motorin kullanılıyor.

Benzer şekilde şehirler arası yük taşımacılığında da yakıt giderleri işletmelerin en önemli maliyet kalemlerinden biri haline geldi.

Akaryakıt fiyatlarındaki her artış, yalnızca araç sahiplerinin bütçesini değil, raflardaki ürünlerin fiyatlarını da dolaylı olarak etkiliyor. Bu nedenle benzin ve motorindeki yükseliş, enflasyon üzerindeki baskıyı artıran unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Sektördeki yavaşlama özellikle ticari araçların yakıt tüketiminde daha net görülürken, firmaların maliyetleri kontrol altında tutmak için araç kullanımını azaltabildiği veya operasyonlarını sınırlayabildiği belirtiliyor.

Sürücülerin alışkanlıkları da değişti

Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı yükseliş, vatandaşların istasyonlardaki satın alma alışkanlıklarını da değiştirdi.

Geçmiş yıllarda fiyat artışlarına yönelik yapılan esprilerde sık sık kullanılan “50 liralık yakıt alıyorum, zam beni etkilemiyor” söylemi artık ekonomik gerçekliğini kaybetti.

Direkci, istasyonlarda benzer davranışın devam ettiğini ancak tutarın ciddi şekilde yükseldiğini belirterek, eskiden 50 TL’lik yakıt alan sürücülerin bugün aynı yaklaşımı 500 TL’lik akaryakıt alarak sürdürdüğünü dile getirdi.

Bu durum, litre bazında alınan yakıt miktarının azalmasına rağmen tüketicilerin bütçelerini belirli bir sabit tutara göre ayarlamaya çalıştığını gösteriyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ