Muğla'nın doğası, endemik bitki örtüsü ve asırlık ağaçlarıyla bilinen İkizköy mevkii, uzun süredir sanayi yatırımları ile ekolojik dengeyi korumak isteyen yerel halkın mücadelesine sahne oluyor. Kömür maden sahalarının genişletilmesi amacıyla yürütülen çalışmalara karşı ormanlık alanların girişinde çadır nöbeti tutan, iş makinelerinin önüne geçen köylüler, seslerini duyurabilmek adına adliye koridorlarında da mesai harcıyor. Bu mücadelenin sembol isimlerinden biri haline gelen ve kolluk kuvvetlerinin müdahalelerine rağmen geri adım atmayan genç aktivist hakkında açılan ceza davasında nihai karar çıktı. Yerel mahkemenin verdiği mahkumiyet kararı, bölgedeki çevre örgütleri ve ekoloji savunucuları arasında büyük bir üzüntü yaratırken, hukuki sürecin henüz tamamlanmadığı vurgulandı.
Bilirkişi keşfindeki protestolar ceza davasına gerekçe yapıldı
Ekolojik yıkıma karşı hukuki haklarını arayan köylülerin açtığı iptal davaları kapsamında bölgeye gelen heyetlerin incelemeleri, zaman zaman gergin anların yaşanmasına neden oluyor. Akbelen çevresindeki 679 parselin acele kamulaştırılmasına karşı yapılan bilirkişi keşfindeki protestolar gerekçe gösterilerek açılan davanın karar duruşması, Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Kamu görevlilerine yönelik mukavemet iddialarının incelendiği adli süreçte, çevre sakinleri duruşma salonunun önünü saatler öncesinden doldurdu. İkizköy Mahalle Muhtarı Nejla Işık’ın kızı olan Esra Işık’ın duruşmasına ailesi ve avukatlarının yanı sıra köylüler ile çevre örgütleri de katılarak destek verdi. Savunma makamı, keşif esnasında anayasal bir hak olan barışçıl protesto hakkının kullanıldığını, herhangi bir kasıtlı suç unsurunun oluşmadığını dile getirdi.
Mücadelesi nedeniyle kırk iki gün cezaevinde kalmıştı
Genç aktivistin zeytinlikleri ve yaban hayatını korumak adına girdiği bu süreç, sadece mahkeme salonlarıyla sınırlı kalmadı; geçmişte özgürlüğünden mahrum kaldığı zorlu bir dönemi de beraberinde getirdi. Bölgede 2019 yılından bu yana LİMAK Holding’in maden faaliyetlerine karşı doğayı ve yaşam alanlarını savunan Esra Işık, "görevi yaptırmamak için direnme" suçlamasıyla yargılandığı dava sürecinde 42 gün cezaevinde kalmıştı. Tutukluluk sürecinde hem Muğla genelinde hem de ulusal çapta birçok sivil toplum kuruluşu Işık'ın serbest bırakılması için imza kampanyaları ve dayanışma eylemleri düzenlemişti. Genç çevre savunucusu, Danıştay 6. Dairesi’nin acele kamulaştırma kararlarına yönelik yürütmeyi durdurmasının ardından adli kontrol şartıyla tahliye edilmişti.
Karar üst mahkeme olan istinafa taşınacak
Milas adliyesinde görülen son celsede, tarafların son beyanlarının alınmasının ardından hakim kararını kurumsal usullere uygun olarak tarafların yüzüne okudu. Ceza oranlarının yüksekliği salondaki izleyiciler tarafından tepkiyle karşılanırken, mahkeme heyeti yasal takdir yetkilerini kullandı. Duruşmada kararını açıklayan hakim, Işık’a "hakaret" suçundan adli para cezası, "direnme" suçundan ise 2 yıl 1 ay hapis cezası verdi. Belirli şartların yerine getirilmesi durumunda cezanın infaz edilmemesini öngören yasal düzenlemeyi uygulayan mahkeme, hükmün açıklanmasını geriye bıraktı. Bu kararın ardından adliye çıkışında açıklama yapan müdafi avukatlar, verilen cezanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve ifade özgürlüğünü kısıtlamayı amaçladığını savundu. Mahkemenin bu kararına karşı Işık’ın avukatları aracılığıyla istinaf mahkemesine başvuracağı bildirildi. Bölge halkı, hukuki süreç ne yönde ilerlerse ilerlesin Akbelen Ormanları'nı korumak için nöbet yerlerini terk etmeyeceklerini beyan etti.




