Muğla'nın Milas ilçesinde bulunan Yeniköy-Kemerköy Termik Santralı'nın maden sahasını genişletme çalışmaları kapsamında İkizköy ve çevresindeki 679 parseli hedef alan acele kamulaştırma sürecinde hukuki dengeleri değiştirecek bir gelişme yaşandı. Bölge halkının ve çevre aktivistlerinin uzun süredir takip ettiği yargı sürecinde, Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi mülkiyet hakkını doğrudan etkileyen el koyma ile bedel tespiti dosyalarını durdurma kararı aldı. Yargı dünyasında geniş yankı uyandıran bu adım, idarenin acele kamulaştırma tasarruflarına karşı vatandaşa anayasal bir güvence sağladı.

Açılan davalarda yerel mahkeme, Danıştay 6. Dairesi'nde devam eden iptal süreçlerinin sonuçlanmasını hukuki bir ön sorun yani "bekletici mesele" olarak nitelendirdi. Avukatlar Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca tarafından kamuoyuna aktarılan detaylara göre, mahkemenin yalnızca bir dava açılmış olmasını değil, bu davaların nihai karara bağlanarak kesinleşmesini şart koşması, mülkiyet hakkının korunması noktasında kritik bir eşik olarak değerlendirildi. Böylece maden sahası genişletme gerekçesiyle taşınmazlara el konulması ihtimali, yüksek yargının vereceği karara kadar askıya alındı.

Anayasa Mahkemesi kararı mülkiyet hakkına güvence oldu

Yerel mahkemenin bu yönde bir hüküm kurmasında, Anayasa Mahkemesi'nin 25 Aralık 2024 tarihinde aldığı iptal kararı belirleyici bir rol oynadı. Yüksek Mahkeme, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesinde yer alan ve idari yargıda açılan iptal davalarının acele kamulaştırma süreçlerine etkisini sınırlandıran düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmişti. Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi de doğrudan bu anayasal gerekçeyi esas alarak hareket etti ve idari işlemin hukuka uygunluğu henüz tartışılırken mülkiyet hakkına telafisi imkansız müdahaleler yapılmasının önüne geçti.

Yoksul mahallelerde üçüncü el pazarı
Yoksul mahallelerde üçüncü el pazarı
İçeriği Görüntüle

Danıştay 6. Dairesi'nin daha önce Akbelen Ormanları ve çevresindeki acele kamulaştırma kararlarına ilişkin verdiği yürütmeyi durdurma kararı da yerel mahkemenin dosyasında önemli bir yer tuttu. Hukukçular, idari işlemin temelini oluşturan kararların yargı denetimindeyken adli mahkemelerde bedel tespiti veya el koyma davalarının sürdürülmesinin hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağını vurguladı. Karar, idarenin tek taraflı tasarruflarına karşı mülk sahiplerinin elini güçlendiren bir tablo ortaya çıkardı.

Yargılamada yeni dönem açan emsal karar

Bu hüküm sadece Milas sınırları içerisindeki parselleri değil, ülke genelinde benzer mağduriyetleri yaşayan tüm taşınmaz sahiplerini ilgilendiren hukuki bir kazanım niteliği taşıyor. İlk kez bir adli mahkemenin Anayasa Mahkesi'nin iptal kararı ile Danıştay'da devam eden süreçleri eş zamanlı gözeterek bekletici mesele kararı vermesi, gelecekteki acele kamulaştırma uyuşmazlıklarına da ışık tutacak.

Kararın ardından bölge halkı ve avukatlar, idarenin yargısal denetimi tamamlanmadan arazi sahiplerinin mülkiyet haklarına müdahale edilemeyeceğinin tescillendiğini ifade etti. Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen bu emsal karar, Türkiye'de idarenin acele kamulaştırma yetkisini kullanırken yargı kararlarını beklemesini zorunlu kılan en somut örneklerden biri olarak hukuk tarihine geçti.

Kaynak: HABER MERKEZİ