SEMİ TEKTAŞ/İzmir Barosu başkan adayı Serhat Sökmen, yaklaşan seçimler öncesi baronun mevcut yönetim anlayışına yönelik eleştirilerde bulundu. Sökmen, İzmir Barosu’nun geçmişte hukuk alanında yön veren bir kurum olduğunu ancak son dönemde meslek sorunlarına yeterince eğilmediğini savundu.

Mesleğin giderek daha fazla sorunla karşı karşıya kaldığını belirten Sökmen, avukatların ekonomik sıkıntılar, mesleki itibar kaybı ve liyakat tartışmalarıyla mücadele ettiğini ifade etti. Baroların öncelikli görevinin avukatların sorunlarına çözüm üretmek olduğunu söyleyen Sökmen, “Mesleğimiz sürekli saldırı altında. Avukatların haklarını savunan, güçlü bir meslek örgütüne ihtiyaç var” değerlendirmesinde bulundu.

Sökmen, adaylık kararının temelinde “Baro avukat içindir” anlayışını yeniden hâkim kılma hedefinin bulunduğunu belirterek, meslek odaklı ve katılımcı bir yönetim modeli oluşturmayı amaçladığını söyledi.

“Mesleğimiz saldırı altında

Sökmen, “İzmir Barosu eskiden ülkedeki hukuk sistemine yön veren bir baroydu. Ülkede hukuktan yana bir tavır ya da bir değerlendirme yapılacaksa, "Acaba İzmir Barosu ne diyecek?" diye bakarlardı. Fakat Çağdaş Grup yönetiminde baromuz bu özelliğini kaybetti. Ama her şeyden önce asıl önemli olan, meslek sorunlarına odaklı bir anlayıştan uzaklaşan bir baro yönetiminin ortaya çıkmış olmasıdır. Çağdaş Grup ile birlikte şu anda bizim meslek örgütümüz, odağını tamamen mesleğin sorunlarından uzaklaştırmış durumda. Avukatlarımızın ve meslektaşlarımızın sorunları çok fazla. Meslektaşlarımızın sorunları her geçen gün artıyor. Bu meslek sorunları büyümesine rağmen baro, bunların çözümü konusunda yeterli bir tavır ortaya koymuyor. Dolayısıyla meslek sorunlarına odaklı bir baro yönetimi artık elzem hâle geldi. Çünkü mesleğimiz sürekli saldırı altında. Her geçen gün itibarsızlaştırılmaya ve liyakat anlayışı aşağıya çekilmeye çalışılan bir meslek grubunun mensupları hâline geldik. Tam da bu noktada baroların yapması gereken çok şey varken, İzmir Barosu maalesef kendi dar düşünce yapısına sıkışmış ve bazı konuların dışına çıkamaz hâle gelmiş durumda” diye konuştu.

“Çağdaş Grupta yönetimde kalmanın getirdiği yorgunluk var”

Mevcut Baro yönetimini eleştiren Sökmen, “Çağdaş Grupta yönetimde kalmanın getirdiği bir yorgunluk var. Yaklaşık sekiz yıldır İzmir Barosu Çağdaş Avukatlar Grubu tarafından yönetiliyor. Ancak Çağdaş Avukatlar Grubu, meslek sorunlarına odaklanmayan, meslektaşların ne istediğini yeterince dikkate almayan bir anlayışı baroda hâkim kılmış durumda. Adeta bir sivil toplum örgütü değil de bir siyasi partinin arka bahçesi gibi sürekli belli meselelerde açıklamalar yapan, ancak bu açıklamaları da denizde kum tanesi kadar etki göstermeyen bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız. Avukatların yeniden mesleki onurunu kazanabilmesi için güçlü barolara ihtiyacı var. Sözü dinlenen, masaya yumruğunu vurduğunda herkesin pür dikkat kendisine baktığı bir baro yönetim anlayışına ihtiyaç var. Ben bu eksikliği gördüğüm için, Cumhuriyetçi Avukatların geçmiş dönemlerindeki "Baro avukat içindir" felsefesiyle hareket eden anlayışı yeniden tesis etmek amacıyla iyi bir ekip kurarak baro yönetimine aday oldum” diye konuştu.

“Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu içerisinde bir ismim var”

Geçmiş dönemdeki baro seçimlerini kaybetme sebepleri hakkında konuşan Sökmen, “Sercan kardeşim çok değerli bir başkan adayıydı. Kendisi Genç Avukatlar Meclisi Başkanlığı yapmıştı. Dolayısıyla iyi bir genç ekibi vardı. Fakat o genç ekip sürekli genç meslektaşlara yönelik çalışmalara yoğunlaşınca yaşı biraz daha ileri olan meslektaşlarla Cumhuriyetçi Avukatlar arasındaki bağ zayıfladı. Bir de Çağdaş Grup'un başkan adayı Sefa Başkan'ın (Yılmaz) ilk senesiydi, ilk dönemiydi. İzmir Barosu'ndaki anlayışta şöyle bir pratik var: İki yıllığına seçilen bir başkan, tekrar aday olmak istiyorsa genellikle bir iki dönem daha devam etmesi beklenir. Şimdi Sefa Başkan'ın, Sercan'a göre yaşının daha ileri olması ve daha tecrübeli bulunması; ikinci dönemine giriyor olması, ayrıca İzmir Avukat Hareketi Grubu'nun da kadın bir meslektaşını aday göstermesi gibi faktörler bir araya geldiğinde, Cumhuriyetçiler açısından seçimi kazanma dinamikleri oluşmadı. Ama bugün tamamen farklı bir senaryoyla karşı karşıyayız. Serhat Sökmen olarak benim geçmiş dönemlerde İzmir Barosu Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu içerisinde zaten bir ismim var. Çünkü geçmişte yönetim kurulu adaylıklarında bulundum, çalıştım. Aynı zamanda bilirkişilik yapıyorum. Fransızca, İngilizce ve Almanca dillerinde yeminli tercüman bilirkişiyim” değerlendirmesinde bulundu.

“Bu seçimi biz kazanacağız”

Sökmen, “Bilirkişilik yaparken çok sayıda meslektaşla aynı dosyalarda bir araya geliyoruz. Her meslektaşımızın sorununu çözmeye çalışıyorum. Bugün ayrıca aile geleneğimiz gereği de İzmir Barosu'ndaki üstat meslektaşların tanıdığı bir kardeşleri, bir arkadaşlarıyım. Kendi yaş grubumda da belli bir etkinliğim var. Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu'nun geçmiş seçimi birincilikle bitirememesinin nedenlerinden biri de ilk sandıklarda eskisi kadar yüksek oy alamamış olmasıydı. Yoksa genç meslektaşlar yine bize teveccüh göstermişti. Orta sandıklarda da yine iyi oy vermişlerdi. Ancak ilk sandıklarda Sercan kardeşimizle yeterli iletişim kurulamayınca, bir de sanıyorum Sefa abinin yeni meslektaşlar ve yaşı daha ileri olan meslektaşlar tarafından daha nezaketle değerlendirilen bir isim olması nedeniyle, "Sefa abinin bir dönem daha hakkıdır" düşüncesiyle, dünya görüşleri Çağdaş Grup'a yakın olmasa bile gidip oy verenler oldu. Şimdi ise tamamen farklı bir senaryoyla karşı karşıyayız. Her seçim kendi koşulları içerisinde değerlendirilir, kartlar yeniden dağıtılır. O yüzden ben bu seçimi Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu'nun kazanacağına inanıyorum” şeklinde konuştu.

“Cumhuriyetçi Avukatlar'ı bir arada tutmak çok da kolay değil”

Geçmiş dönemde Cumhuriyetçilerin sık sık bölündüğünü ifade eden Sökmen, bu döneme böyle bir durumun olmayacağını ifade ederek, “Şimdi Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu benim ismimde mutabakat sağlayabiliyorsa, bu aslında benim herkese eşit mesafede davranabildiğimin, herkese yaklaşabildiğimin bir göstergesidir. Cumhuriyetçi Avukatlar'ı bir arada tutmak çok da kolay değil. O gruptaki bütün insanları bir arada tutmak da gerçekten katılımcı olan ve herkesin söylediğini dinleyebilen liderlerle mümkün olabiliyor. Burada "Ben iyi bir liderim" demiyorum ama bu mutabakatı sağlayabildiğimi düşünüyorum. Çünkü çatlak ses yok. Cumhuriyetçi Avukatlar tekrar İzmir Barosu yönetimine gelecekse bunu Serhat kardeşimiz, Serhat abimiz yapar düşüncesi var. Niye? Çünkü dinliyorum. Herkese eşit yaklaşıyorum. Katılımcı hareket ediyorum. İnsanların fikirlerini sürekli değerlendirip süzgeçten geçiriyorum. Bana uymasa bile neden uymadığını açıklıyorum ama o kişiyi sürecin içerisinde tutmaya çalışıyorum. Çağdaş Grup'ta bu özellik yok. Kişinin akademik liyakatine bakmak gerekir. Akademik liyakati yüksekse, herkes tarafından kabul görüyorsa, sizin düşüncenizden farklı diye ondan faydalanmayı bırakmamalısınız. Çağdaş Grup'un pratiğinde bu var. Biraz kapalılık var” açıklamasında bulundu.

“Benim derdim meslektaşımın sorunu”

Avukatların yaşadığı sorunları anlatan Sökmen, “Kendi içerisinde, başka meslektaşları sürece dahil etmeden "Ben çalayım, ben oynayayım" anlayışı var. Bu çok yanlış. Bende böyle bir anlayış hiç yok. Çünkü ne kadar kapsayıcı ve ne kadar katılımcı olursak, o kadar fazla meslektaşımızın teveccühünü kazanırız. Ne kadar çok meslektaşımız size destek verirse o kadar güçlü olursunuz. Siz güçlü olursanız, baro başkanı ya da baro yönetimi olarak ne olur? Avukat haklarını savunmak için güçlü bir kurumsal yapı oluşturursunuz. Çünkü benim derdi; meslektaşımın sorunu. Benim derdim mesleğimin liyakati. Her bir meslektaşımın sorununu ne kadar fazla çözebilirsem, görevimi o kadar layıkıyla yapmış olurum. Mesleğimin liyakatini ne kadar yukarıya çekebilirsem, görevimi o kadar başarılı yapmış olurum. İzmir Barosu bir siyasi parti değildir. Avukatlık Kanunu'nun barolara yüklediği görevler de vardır. Bunlardan biri hukuk devletinin sonuna kadar savunucusu olmaktır” diye konuştu.

“Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu, Atatürk'ün idealleri üzerinden şekillenmiş bir gruptur”

Cumhuriyetçi Avukartlar Grubu’nun Atatürk çizgisinde olduğunun altını çizen Sökmen, “Ben iki grubun da pratiğini anlayabiliyorum. İzmir Avukat Hareketi ya da Avukat Hakları Grubu dediğimiz yapı, tamamen meslek odaklı olarak mesleğin sorunlarını çözeceğini söylüyor. Doğru. Çağdaş Grup ise hukuk devletinin korunması için sürekli siyasal açıklamalar ve basın bildirileri yayımlayacağını söylüyor. Bu da yanlış değil. Ama bu ikisini bir araya getirmek mümkün. Onu bir araya getirecek olan grup Cumhuriyetçilerdir. Cumhuriyetçilerin başında da bizim ekibimiz olacak. Çünkü biz gerektiğinde ayaklar altına alınan hukuktan yana tavır göstermesini, her türlü baskıya karşı yüksek sesle konuşmasını biliriz. Ama aynı zamanda avukatın liyakatini, mesleğin onurunu korumak için de ister sahada ister cezaevinde ister adliyede sonuna kadar mücadele ederiz. Çünkü bizim grubumuzun pratiğinde bu var. Bizim Cumhuriyetçi Avukatlar'ın temelinde bu anlayış var. Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu, Atatürk'ün idealleri üzerinden şekillenmiş bir gruptur. Avukatı güçlü kıldığımızda ve meslek sorunlarını çözdüğümüzde zaten sözü dinlenen bir baro oluruz. Sözü dinlenen bir baro olduğunda da ülkedeki hukuki garabetlerin karşısında bir duvar gibi durabiliriz” dedi.

AKP'li Kasapoğlu'ndan 9 Eylül mesajı: "9 Eylül bir emanettir"
AKP'li Kasapoğlu'ndan 9 Eylül mesajı: "9 Eylül bir emanettir"
İçeriği Görüntüle

“Avukatın boynunu öne eğdirmemen gerekiyor”

Sökmen, “Çağdaş Grup kürsülere çıkıyor, slogan atıyor. Hatta bunu pankartlaştırdılar: "Biat etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz." Kulağa çok güzel geliyor. Evet, biat etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz. Doğru. Ama arkadaşlar, bizim mesleğimiz zaten biat eden bir meslek değil ki. Boyun eğen bir meslek değil ki. Mesleğin doğasında mücadele var. Sen bunu mikrofonlarda, sahnelerde, kürsülerde söylüyorsun diye sana oy vermiyoruz. Önemli olan "Biat etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz" demen değil. Önemli olan ekonomik sorunlar karşısında meslektaşının boynunu eğdirmemektir. Adliyede meslektaşının boynunu eğdirmemektir. Hâkim, savcı karşısında, cezaevi personeli karşısında ya da müvekkilinin karşısında meslektaşının boynunu eğdirmemektir. Yoksa herkes çıkar, "Boyun eğmeyeceğiz, biat etmeyeceğiz" diye bağırır. Sen meslektaşının gerçekten boynunu eğdirmiyor musun? Buna bakıyor musun? Hayır. Ben böyle bir baro inşa edeceğime yürekten inanıyorum. Kendime güveniyorum. Ekibime de güveniyorum arkadaşlar” dedi.

“Mesleğin her alanında bulundum”

Avukatlık meslek deneyimleri hakkında bilgi veren Sökmen, “Meslekte 18 yıl bitti, 19'uncu yıla girdim. İlk olarak babamla çalıştım, çok kısa bir dönemdi. Anlaşamadık. Bir dönem Bornova Belediye Başkanlığı'nın avukatlığını yaptım. Dolayısıyla idari hukuk ve kurumsal yapı konusunda da tecrübem var. Sonra kendi yoluma çıktım. Tek başıma bir şeyler yapmaya çalıştım. Adliyenin tozunu yuttum. İcra dairelerinde koştum. Mesleğin her yönünü gördüm. Mesleğin bu yönlerini görürken dil avantajım da beni destekledi. Çok şükür daha sonra ofisimi büyütmeye başladım. Yanımda genç meslektaşlarım var. Dolayısıyla sigortalı çalışan avukatların sorunlarını da biliyorum. Kurum avukatlarının sorunlarını da biliyorum. Tek başına mesleğini icra etmeye çalışan avukatların sorunlarını da biliyorum. Bütün bu aşamalardan ben de geçtim. İstanbul'dayken sigortalı çalıştım. Onu da biliyorum. Bizim mesleğin dokunabileceği her alanı gözlemledim. Her alanı gördüğüm için de mesleki sorunlara çözüm odaklı yaklaşabilecek bir tarza sahip olduğumu düşünüyorum. Serbest çalışmanın, alınan vergilerin ne olduğunu biliyorum. Ekonomik açıdan zorlukların nasıl üst üste bindiğini de biliyorum. İlk ofisi açarken problemler yaşıyorsunuz. Babayla anlaşamadığınız bir senaryoda, babadan çok büyük bir mali destek almadan bir şeyler yapmaya çalışırsanız kolay olmuyor. Bu 18-19 yıllık mesleki geçmişimde her aşamayı doldurdum. Bu nedenle artık gerçek anlamda sorunların çözümüne yönelik paylaşabileceğim bir heyecanım ve deneyimim var” diyerek sözlerini tamamladı.

Muhabir: SEMİ TEKTAŞ