SEMİ TEKTAŞ/İMEAK İzmir Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk, İzmir Körfezi’nin geleceğinden Alsancak Limanı’ndaki yeni döneme, kruvaziyer turizminden deniz ticaretinin karşı karşıya olduğu sorunlara kadar birçok konuda Dokuz Eylül Gazetesi’ne değerlendirmelerde bulundu. Körfez’in kentin en önemli doğal ve ekonomik varlıklarından biri olduğunu vurgulayan Öztürk, su kalitesi ve ekolojik dengenin iyileştirilmesi, deniz ulaşımının güçlendirilmesi ve liman altyapısının çevresel sürdürülebilirlik anlayışıyla geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. İzmir’in güçlü kıyı ve deniz turizmi potansiyelini yeterince değerlendiremediğine dikkat çeken Öztürk, Alsancak Limanı’nı Körfez kirliliğinin ana nedeni olarak gösteren yaklaşımlara da karşı çıktı.
“İlk izlenimim oldukça olumlu”
1 Ağustos itibarıyla Albayrak Grup idaresinde işletilmeye başlanan Alsancak Limanı’nın İzmir’in ekonomisine olumlu katkı sağladığını ifade eden Öztürk,
“Liman operasyonlarında uygulanan yeni sistemin olumlu sonuçlarını ilk günden itibaren gözlemliyorum. İlk izlenimim oldukça olumlu. Yeni işletme modelinin operasyonlara ciddi katkı sağlayabileceğini ve Operasyonel tarafta hız kazanıldığını net bir şekilde gözlemleme fırsatım oldu. Şimdi aynı başarının muhasebesel ve dijital işlem süreçlerine de yansıyacağı beklentisindeyim” diye konuştu.
“Binlerce yıllık bu limana büyük bir haksızlık”
Liman’ın Körfez kirliliğini ve trafiği artırdığına iddialar hakkında konuşan Öztürk kirliğin sadece liman üzerinden değerlendirilemeyeceğinin altını çizdi. Öztürk,
“Gemilerden kaynaklanan operasyonel kirlilik ihtimalini veya gerçek vakaları bütünüyle reddetmek tabii ki mümkün değil, karasal kaynaklı kirliliği unutmamak gerekir ama buradan “Alsancak Limanı Körfez'in genel kirliliğinin ana sebebidir” yaklaşımıyla bir “günah keçisi” yaratmanın da binlerce yıllık bu limana büyük bir haksızlık olacağı kanaatindeyim. Alsancak Limanı'nın çevresel etkisini sıfıra yaklaştıracak şekilde modernize edilmesinin en uygun çözüm yolu olacağını değerlendiriyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Liman’ın kruvaziyer kısmı belirsizliğini koruyor
Alsancak Limanı’nın kruvaziyer kısmının işletimindeki belirsizlik devam ettiğini ifade eden Öztürk,
“Alsancak Limanı'nın yük operasyonlarının işletmesi Alport'a devredilmiş olmakla birlikte, kruvaziyer bölümünün işletilmesine ilişkin süreç henüz netleşmiş değildir. Bizim beklentimiz, kruvaziyer bölümünün de uzun vadeli, yatırım ve hizmet kalitesini güvence altına alan bir işletme modeliyle değerlendirilmesidir. İzmir'in kruvaziyer turizmindeki potansiyeli dikkate alındığında, burada önemli olan yalnızca işletmecinin kim olacağı değil, terminalin modernize edilmesi, kruvaziyer hatlarının artırılması ve İzmir'in bir kruvaziyer destinasyonu olarak daha güçlü şekilde konumlandırılmasıdır. Bu nedenle sürecin İzmir'in deniz turizmi hedefleriyle uyumlu ve sürdürülebilir bir modelle sonuçlanmasını bekliyoruz. Terminalin ve rıhtımların yenilenmesi yaklaşık 2 senelik bir süreçte tamamlanması beklenmektedir. Bu süreçte gemi kabulü olmayacaktır diye düşünüyoruz” ifadesini kullandı.
“88 bin kruvaziyer yolcusu ağırladı”
2025 yılında İzmir’in 88 bin kruvaziyer yolcusu ağırladığını söyleyen Öztürk, “2025 yılında şehrimizin yaklaşık 88 bin kruvaziyer yolcusu ağırladığını göz önüne aldığımızda, aslında İzmir'in “potansiyelimiz yok” problemini değil, pazar konumlandırması ve destinasyon / liman entegrasyonu problemini görmekteyiz. Çünkü kruvaziyerler zaten Ege'ye geliyor. Mesele, bu kruvaziyerlerin İzmir'e uğramasını ve yolcunun İzmir'de para harcamasını sağlayabilmek. Bu hususta da gerek İl Kültür ve Turizm Müdürlüğümüz gerek Büyükşehir Belediyemiz gerekse de diğer paydaşlarımız ile koordineli olarak toplantılarımız ve çalışmalarımız sürmektedir” açıklamasında bulundu.
“Bütün yıla yayılan bir turizm anlayışı lazım”
İzmir’in deniz turizmi açısından potansiyelinin altında kaldığını ifade eden Öztürk, “İzmir'in 101km’si doğal plajlardan oluşan yaklaşık 629 km uzunluğundaki kıyı şeridi, plajları, iklimi, yat turizmi, günübirlik tekneleri ve su sporları bakımından çok güçlü bir altyapıya sahip olduğu herkesçe bilinen bir gerçek. Ama İzmir’in bu potansiyelini etkin bir şekilde kullanmadığı kanaatindeyim. Bölgemizdeki bağlama kapasitesinin artırılması, sadece iki ayla sınırlı kalmayan ve bütün yıla yayılan bir turizm anlayışı ve sunulan hizmetlerin çeşitlendirilmesiyle şehrimizin potansiyeline yakışan bir gelişimi göstereceğine inanıyorum”
“Hak ettiği değeri görmediğini düşünüyorum”
İzmir Körfezi hak ettiği değeri görmediğini ifade eden Öztürk, “İzmir Körfezi, kentin en önemli doğal ve ekonomik varlıklarından biri olmasına rağmen bugün çevre, ulaşım, limancılık ve turizm potansiyelleri birbirinden kopuk şekilde ele alındığı için hak ettiği değeri görmediğini düşünüyorum. Körfez'in geliştirilmesi; öncelikle su kalitesinin ve ekolojik dengenin iyileştirilmesi, ardından deniz ulaşımının güçlendirilmesi ve liman altyapısının çevresel sürdürülebilirlikle birlikte geliştirilmesiyle ele alınmasının en uygun yaklaşım olacağını değerlendiriyorum” şeklinde konuştu.
Aliağa Liman’ın başarısı
Aliağa Limanı bölgenin en başarılı limanlarından biri olmasını sebeplerini değerlendiren Başkan Öztürk, “Aliağa, “önce limanı yapalım, sonra yük buluruz” yaklaşımıyla değil; “sanayiyi, limanı ve lojistiği aynı ekosistem içinde büyütelim” yaklaşımıyla başarılı olduğu kanaatindeyim. Aliağa’nın en önemli doğrusunun tek bir limana bel bağlamak yerine çok sayıda uzmanlaşmış terminalin oluşturduğu bir liman kümesi haline gelmesi ve Ege’nin üretim hinterlandına doğrudan hizmet vermesi olarak özetlemenin yerinde bir tespit olacağını değerlendiriyorum” dedi.
“Jeopolitik gelişmeler ile iklim dönüşüm sektör üzerinde baskı oluşturuyor”
Jeopolitik gelişmeler ile iklim dönüşümün sektör üzerinde baskı kurduğunu ifade eden Öztürk, “Sektörümüzde gördüğüm en büyük sorunun, jeopolitik gelişmeler ile iklim dönüşümünün aynı anda sektörümüz üzerinde ciddi bir baskı oluşturması olduğunu söyleyebilirim. Kızıldeniz, Hürmüz ve Panama gibi kritik geçiş noktalarındaki riskler rotaları ve maliyetleri değişken bir konuma iterken, sektörümüz aynı zamanda filo yenileme, alternatif yakıt, liman altyapısı ve dijitalleşme için çok büyük yatırımlara ihtiyaç duymakta. Dünya ticaretinin yüzde 80'inden fazlasının deniz yoluyla taşındığını düşündüğümüzde, artık mesele yalnızca daha fazla gemi veya liman yapmaktan öte, ticaretin kesintiye uğradığında ayakta kalabilecek dayanıklı ve sürdürülebilir bir denizcilik sistemi kurmaktan geçmekte olduğu kanaatindeyim” şeklinde konuştu.





