Özge Uyanık/ İzmir’in Kemalpaşa ilçesine bağlı Yukarıkızılca Mahallesi’nde, üç yıl önce köylülerin itirazları sonucu durdurulan kurşun ve çinko madeni projesi yeniden bölge halkını ayağa kaldırdı. İstanbul merkezli Volcan Metal Madencilik Sanayi AŞ’nin, birinci derece doğal ve arkeolojik sit alanı sınırları içerisinde yeniden sondaj çalışmalarına başlaması üzerine köylüler harekete geçti. Doğal yaşamı, ormanları ve içme suyu kaynaklarını korumak isteyen mahalle sakinleri, 19 Temmuz Pazar günü saat 11.00’de köy meydanında basın açıklaması yaparak maden faaliyetlerinin durdurulmasını isteyecek.
Kemalpaşa Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi CHP Meclis Üyesi Ahmet Cemil Balyeli, maden sahasının yalnızca doğayı değil, bölgenin yaşam kaynağı olan suyu da tehdit ettiğini belirterek yürüttükleri mücadeleyi anlattı.

“En küçük bir kirlilik 9 bin kişinin içme suyuna karışacak”
Maden sahasının üç mahallenin kullandığı doğal kaynak suyunun tam üzerinde bulunduğunu vurgulayan Balyeli, tehlikenin boyutuna dikkat çekti.
“Burada bir şirket, kurşun ve çinko madeni aramak üzere ruhsat aldı ve şu anda sondaj çalışmalarına başladı. Biz de bunu öğrenir öğrenmez kamuoyu oluşturmak ve çalışmaları engellemek amacıyla girişimlerde bulunduk. Bu kapsamda kitlesel bir basın açıklaması düzenledik.
Bizim için en önemli konu elbette ormanlarımız ve doğamız. Ormanda yaşayan endemik bitkiler ve hayvanlar da bizim için çok değerli. Ancak burada asıl kritik nokta, maden sahasının hemen altında üç köyün içme suyu kaynağının bulunması. Madende oluşabilecek en küçük bir kirlilik bile doğrudan içme suyumuza karışacak. Bu da yaklaşık 9 bin nüfuslu Yukarıkızılca, Aşağıkızılca ve Örnekköy mahallelerini etkileyecek.”

“İZSU ve DSİ’ye başvurduk, imza kampanyası başlattık”
Mücadeleyi yalnızca basın açıklamalarıyla sınırlı bırakmadıklarını ifade eden Balyeli, ilgili kurumların da sürece dahil edildiğini söyledi.
“Biz bu suyu doğrudan kaynak suyu olarak kullanıyoruz. İZSU’ya dilekçe verdik. Sağ olsunlar, ertesi gün gelip inceleme yaptılar. Hazırlayacakları raporu ilgili kurumlara iletecekler. Aynı şekilde Devlet Su İşleri’ne de başvuruda bulunduk. Kaymakamımız göreve yeni başlamış olmasına rağmen konuyu kendisine de iletme fırsatı bulduk.
Bunun yanında bir imza kampanyası başlattık. Topladığımız imzalarla birlikte Sayın Valimizi ziyaret edeceğiz. Gerekli kurumlara dilekçelerimizi vereceğiz ve hukuki süreci başlatarak bu maden faaliyetinin bir an önce durdurulmasını talep edeceğiz.”

“Üç yıl önce gittiler, şimdi yeniden geldiler”
Maden şirketinin daha önce de bölgede çalışma yürüttüğünü hatırlatan Balyeli, ruhsat süresinin uzatılmasıyla yeniden sondaj faaliyetlerine başlandığını söyledi.
“Aslında bu konu üç yıl önce de gündeme gelmişti. Şirket 2020 yılında ruhsat aldı, 2021 yılında da bölgeye geldi. O dönemde köy halkı olarak buna karşı çıktık ve kısa süre içinde şirket çalışmalarını durdurup bölgeden ayrıldı. Ruhsat süresi aslında dolmuştu ancak daha sonra uzatıldı. Şu anda ruhsatın geçerlilik süresi 2027 yılına kadar devam ediyor ve yeniden geldiler.
Şu anda yapılan çalışma sondaj. Yani rezervin ne kadar olduğunu araştırıyorlar. Eğer rezervi işletmeye uygun ve ekonomik olarak kârlı bulurlarsa burada bir maden işletmesi kuracaklar. Muhtemelen üç yıl önce ekonomik bulmadıkları için ayrıldılar, şimdi yeniden şanslarını deniyorlar. Bugün rezerv yeterli görülmese bile, 10 yıl sonra ekonomik şartlar değiştiğinde tekrar gelebilirler. Bu nedenle bu sorunun kökten çözülmesi gerekiyor.”
“Bu su doğrudan çeşmelerimizden akıyor”
Kaynak suyunun doğrudan bölge halkının tükettiği içme suyu olduğunu vurgulayan Balyeli, olası bir kirlenmenin binlerce kişiyi etkileyeceğini belirtti.
“Bu kaynak suyunu doğrudan çeşmelerinden kullanan yaklaşık 9 bin kişi var.
Bu, dağdan gelen yağmur sularının kireç taşlarından süzülerek oluşturduğu doğal kaynak suyu. Biz doğrudan bu suyu içiyoruz. Maden sahası da bu kaynak suyunun beslendiği alanın hemen üzerinde bulunuyor. Böyle bir durumda kirlenme riskini göz ardı etmek mümkün değil.”

“Hukuki mücadeleyi de sürdüreceğiz”
Maden faaliyetlerinin durdurulması için idari ve hukuki tüm yolları kullanacaklarını söyleyen Balyeli, mücadeleden vazgeçmeyeceklerini ifade etti.
“Valilik başta olmak üzere ilgili tüm kurumlara başvurularımızı yapıyoruz. Ardından da davamızı açarak hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz.”




