Özge Uyanık /Toprağın altından çıkarılan radyoaktif atıklar taşındı, ancak geride bıraktığı belirsizlik bugüne kadar aydınlatılamadı. Yaklaşık 21 yıldır yanıt bekleyen Gaziemir dosyasında atıkların akıbetinden halk sağlığına kadar birçok başlık belirsizliğini korurken, çevre hukukçusu Arif Ali Cangı Adalet Bakanı Akın Gürlek'e seslendi: "Bu fail meçhul dosya yeniden açılmalı"
Sahadaki atıkların tamamının temizlenip temizlenmediği, çıkarılan radyoaktif atıkların nereye götürüldüğü ve bölgede çevre ile halk sağlığı açısından riskin tamamen ortadan kalkıp kalkmadığına ilişkin soru işaretleri sürüyor.

Gaziemir'deki radyoaktif atık sorununun bugün geldiği noktayı anlatan Arif Ali Cangı, çıkarılan radyoaktif atıkların nereye götürüldüğünün bilinmediğini söyledi:
“Radyoaktif ve tehlikeli atıkların ne ölçüde temizlendiği belirsiz. Diğer yandan oradan çıkarılan atıkların nereye götürüldüğü de net değil. Çünkü radyoaktif atıklar, kurşun ve diğer tehlikeli atıklara bulaşmıştı. Bu atıkların nasıl ayrıştırıldığı, hangilerinin radyoaktif, hangilerinin yalnızca tehlikeli atık olarak sınıflandırıldığı konusunda kamuoyuna açık bir bilgi verilmedi. Temizlik çalışmaları sivil denetime ve kamuoyu denetimine kapalı şekilde yürütüldü. Bu nedenle bugün 'Bölge tamamen temizlendi, atıklar güvenli şekilde bertaraf edildi' diyemiyoruz.
NET AÇIKLAMA YAPILMADI
Çıkarılan atıkların bir kısmı çimento fabrikalarında yakıldı. Radyoaktif olmasa bile tehlikeli atıkların bu şekilde bertaraf edilmesi başlı başına tartışmalı bir konu. Ayrıca Çekmece Nükleer Araştırma Merkezi'ne gönderilen radyoaktif atıklar da var. Ancak Çekmece'nin bu atıkları güvenli şekilde depolayacak kapasitesi olup olmadığı da bilinmiyor. Nükleer Düzenleme Kurumu bu konuda açık ve net bir açıklama yapmıyor.”
Atıkların 2007 yılından 2025 yılına kadar bölgede toprağa gömülü halde kaldığının bilindiğini aktaran Cangı, buna rağmen çevreeve insan sağlığğına etkileri üzerine bir araştırma yapılmadığını aktardı. Cangı “Gördüğümüz kadarıyla çevre mahallelerde çok sayıda zihinsel engelli ve bedensel engelli çocuk ile genç bulunuyor. Bunlarla radyoaktif atıklar arasında bir ilişki var mı, yok mu mutlaka araştırılmalı. Özellikle Aydın Mahallesi, Emrez Mahallesi ve çevredeki mahallelerde kapsamlı sağlık taramaları yapılması gerekiyor” çağrısında bulundu.
FAİLİ MEÇHUL DOSYA
Atıkların kaynağına ilişkin bugüne kadar kapsamlı bir soruşturma yürütülmediğini söyleyen Cangı, Adalet Bakanı Akın Gürlekson dönemde faili meçhul dosyaların yeniden açılması yönünde adımlar attığını belirterek, Gaziemir dosyasının da faili meçhul olduğunu, bu dosyanın da yeniden açılması gerektiğini belirtti. Cangı, “Atıkların Türkiye'ye nereden geldiği, kim tarafından ve hangi yollarla ülkeye getirildiği hâlâ bilinmiyor. Bu konuda bugüne kadar kapsamlı bir soruşturma yürütülmedi. Türkiye'de o dönemde nükleer santral yoktu. O halde bu radyoaktif atıklar buraya nasıl geldi? Bu soru yanıtlanmadığı sürece aynı yollarla başka radyoaktif atıkların da yasa dışı şekilde ülkeye getirilmiş olabileceği endişesi devam edecektir. Belki de Türkiye'nin başka bölgelerinde benzer atıklar bulunuyor ancak henüz ortaya çıkarılmadı. Eğer bu atıklar tehlikeli atık bertaraf tesisine gönderilmek istenmeseydi, belki de bugün hâlâ bu olaydan haberimiz olmayacaktı. Ben buradan Adalet Bakanı'na da çağrıda bulunuyorum. Savcılığa gerekli talimat verilerek bu dosya yeniden açılmalı ve tüm yönleriyle soruşturulmalıdır."

Gaziemir'deki sorular yanıt bekliyor
Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), Hiroşima'ya atom bombasının atılışının 81'inci yıl dönümünde Gaziemir'deki radyoaktif atık dosyasını yeniden gündeme taşıdı.
Nükleer santrallerin tehlike yaratmayacağını savunanların, Gaziemir’de ortaya çıkan ve sadece nükleer santrallerden çıkabilen Eu252 nükleer atıklarına halen çözüm bulamadıkları vurgulanan açıklamada şu görüşler paylaşıldı:
Türkiye altına imza koyduğu anlaşmalara aykırı olarak, bu olayı zaman geçirmeden Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (IAEA) bildirme yükümlülüğünü dahi getirmemiştir. Tespitin üzerinden yıllar geçmesine rağmen atıklar yıllarca temizlememiş, civarında yaşayan insanların sağlığını tehdit etmiştir. Israrlı takiplerimiz ve açtığımız davalarla gerçekleştirilen sözde temizleme işlemi ise yürekler acısı olmuştur. Klasik bir moloz temizliği anlayışıyla kamyonlara yüklenen radyasyon bulaşıklı atıkların nereye götürüldüğü ise belli değildir. Manisa Köprübaşı’nda; Aydın Söke Kisir Köyünde terk edilmiş uranyum madenlerinden yayılan yüksek radyasyona çözüm üretilmemekte, o bölge halkı kanserle savaşırken, toprağımız suyumuz her gün daha çok kirlenmektedir. Bu sorun görmezlikten gelinirken, ülkemizin bir çok yerinde uranyum aramaları başlatılmıştır. Bu nedenle de yeni Kisir’lerin oluşması endişesini taşımaktayız.”






