SEMİ TEKTAŞ/Mutlak butlan kararı öncesinde; CHP Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olan Yankı Bağcıoğlu, CHP İzmir alternatif İl Başkanlığı’nda gerçekleştirdiği aylık basın toplantısında Türkiye’nin güvenlik politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. NATO Zirvesi, Kıbrıs politikası, savunma sanayii ve askerî sağlık sistemi başta olmak üzere birçok konuda hükümete eleştiriler yönelten Bağcıoğlu, milli güvenliğin günlük siyasi tartışmaların dışında ele alınması gerektiğini söyledi.
“NATO’da milli menfaatlerden taviz verilmemeli”
Yaklaşan NATO Zirvesi öncesinde Türkiye’nin ittifak içerisindeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bağcıoğlu, kamuoyunda bilgi kirliliği oluştuğunu savundu.
Bağcıoğlu, “Türkiye, ittifak yükümlülüklerini yerine getirirken; egemenlik haklarından, Montrö’nün sağladığı stratejik kazanımlardan, Karadeniz’deki dengeden, Kıbrıs Türkü’nün güvenliğinden ve Ege ile Doğu Akdeniz’deki milli menfaatlerinden hiçbir şekilde taviz vermemelidir” ifadelerini kullandı.
NATO’nun demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkelerine vurgu yapan Bağcıoğlu, zirve öncesinde yaşanan bazı uygulamaların da düşündürücü olduğunu dile getirdi.
Kıbrıs vurgusu: “Egemen eşitlik temel alınmalı”
Kıbrıs konusunda CHP’nin yaklaşımının uzun yıllardır değişmediğini belirten Bağcıoğlu, kalıcı çözümün Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği temelinde mümkün olacağını ifade etti.
Bağcıoğlu, “Ada’da kalıcı bir uzlaşıya ulaşılabilmesi; Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün kabul edildiği çözüm anlayışına bağlıdır. Bu gerçek dikkate alınmaksızın ortaya konulacak hiçbir plan, Doğu Akdeniz’de kalıcı barışa katkı sağlayamaz” dedi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğinin Türkiye’nin milli güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Bağcıoğlu, garantörlük haklarının kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini söyledi.
Savunma sanayiinde ‘konsept’ eleştirisi
Savunma sanayiinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Bağcıoğlu, asıl başarının yalnızca yeni platform üretmek olmadığını belirtti.
Bağcıoğlu, “Savunma gücü yalnızca yeni platform üretmekle artmaz. Esas olan geliştirilen sistemlerin harekât ihtiyaçlarına uygun olması, doktrin, eğitim sistemi ve teşkilat yapısıyla birlikte değerlendirilmesidir” diye konuştu.
S-400 hava savunma sistemi alımını da eleştiren Bağcıoğlu, bu sisteme ayrılan kaynakların milli hava savunma projelerine aktarılması halinde Türkiye’nin bugün daha güçlü bir noktada olacağını savundu.
Muharip hava gücü konusunda ise KAAN, Eurofighter Typhoon ve F-16 modernizasyon projelerinin hızlandırılması gerektiğini belirten Bağcıoğlu, Türkiye’nin savaş uçağı ihtiyacının belirsizliklere bırakılmaması gerektiğini kaydetti.
“Askerî sağlık sistemi yeniden kurulmalı”
Askerî sağlık sisteminin yeniden yapılandırılması gerektiğini söyleyen Bağcıoğlu, Türkiye’nin bu alanda NATO ülkeleri arasında istisna konumunda bulunduğunu ifade etti.
Bağcıoğlu, “Ankara’daki NATO Zirvesi’ne katılacak 32 devletten yalnızca Türkiye ve İzlanda’nın askerî sağlık sistemi bulunmuyor. Ancak İzlanda’nın zaten silahlı kuvvetleri yok. Askerî sağlık sistemi sadece asker hastanelerinden ibaret değildir; eğitimden sahadaki sağlık hizmetlerine kadar bütünleşik bir yapıdır” dedi.
Sadece birkaç asker hastanesinin açılmasının yeterli olmayacağını belirten Bağcıoğlu, kapsamlı ve bütünleşik bir askerî sağlık sisteminin yeniden oluşturulmasının Türkiye’nin savunma kapasitesi açısından stratejik önem taşıdığını sözlerine ekledi.




