Aynı şehirde, aynı güneşin altındayız ama aynı sıcağı yaşamıyoruz. Kimi klimalı evinde serinleyebiliyor, kimi güneşin altında çalışmak zorunda. Özellikle açık havada çalışmaya devam eden işçiler büyük tehdit altında. Tarım işçilerinden inşaat çalışanlarına, belediye işçilerinden kuryelere kadar geniş bir kesim günün en sıcak saatlerinde güneş altında mesaide. Aşırı terleme ve sıvı kaybı nedeniyle baş dönmesi, mide bulantısı, bayılma, kalp krizi ve ani ölümlere kadar uzanan sağlık sorunları yaşanırken, iş kazaları ve iş cinayetleri riski de artıyor.


İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi İSİG'e göre özellikle açık havada çalışan işçiler için güneşin en dik geldiği ve sıcaklığın bunaltıcı seviyelere ulaştığı saatlerde çalışma durdurulmalı, mesai saatleri yeniden düzenlenmeli. Açık havada çalışan işçilere şapka, güneş gözlüğü ve koruyucu kıyafet gibi ekipmanların sağlanması gerektiğini belirten İSİG, bazı ülkelerde işçilere ücretsiz güneş kremi dağıtıldığını hatırlattı.


Haftada birkaç işçi hastanelik oluyor

İzmir'de altyapı işinde çalışan Mehmet, günün en sıcak saatlerinde bile çalışmaya devam ettiklerini anlatarak yaşadıkları sağlık sorunlarını şöyle anlattı:


“Sabah 07.30’da işe başlıyoruz gün boyu aralıksız çalışma devam ediyor. Sadece öğle molamız oluyor, 12.00 ile 13.00 arasında. Biz sokakta çalıştığımız için zaman zaman gölgelik alanlar, duvar dipleri oluyor. Ancak günün sonunda çalıştığımız, kazma kürekle iş yapılan ya da ölçüm yapılan alanlar açık güneşlik alanlar olduğu için sadece belli aralıklarda gölgeye geçip bir su molası veriyoruz. Sonra tekrar kazma kürek çalışmaya devam ediyoruz.

İZULAŞ’ta greve sandık karar verecek!
İZULAŞ’ta greve sandık karar verecek!
İçeriği Görüntüle


Baş dönmesi ve mide bulantısı yaşayan arkadaşlarımız oluyor. Ortalama 2-3 günde bir tansiyonu fırlayan “Abi beni bir hastaneye götürün” diyen oluyor. Haftada 2-3 kişi hastaneye gidiyor. Serum alıyor, tansiyonu düşüyor, fenalaşanlar oluyor. Koruyucu ekipman veriliyor ama şapka verilmiyor. Baret veriliyor ancak baret serinleten bir şey değil. Hasır şapkalar var, onlar da işe yaramıyor.


En sıcak şartlarda çalışma durdurulmuyor. Dışarıda çalışılan işlerin dezavantajı şu: Bizim yaptığımız işlerin birçoğu kışın olumsuz hava koşulları nedeniyle yapılamıyor. Soğuktan ziyade kar, yağmur gibi sebeplerle yapılamıyor. O yüzden fiziki olarak dışarıda çalıştığımız altyapı, üstyapı ve yol inşaatlarının tamamı güneşin var olduğu sürede yapılıyor. Bu çalışma da maalesef hiç kesilmeden devam ediyor.”


Bazı ülkelerde çalışma duruyor, Türkiye'de sürüyor


İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi İzmir Temsilcisi Mustafa Güven, aşırı sıcakların özellikle açık havada çalışanlar için ciddi sağlık riskleri yarattığını belirterek şunları söyledi:
“İzmir'in en sıcak bölgeleri her zaman yaşlılar, açık havada çalışan işçiler ve inşaat işçileri için önemli bir risk. Gerekli önlemler ise çoğu zaman yok. Zorunlu koruyucu önlemler alınmıyor. Birkaç yıl önce sıcaklar nedeniyle fenalaşan ve hayatını kaybeden bir PTT çalışanı olmuştu. Sıcaklara bağlı baygınlık geçirenler, kalp krizi yaşayanlar ya da başka kronik rahatsızlıkları bulunan kişiler var. Özellikle ileri yaşlarda risk daha da artıyor.


Bazı ülkelerde belli bir sıcaklığın üzerinde çalışmanın durdurulmasına ya da çalışma saatlerinin sınırlandırılmasına yönelik düzenlemeler var. Türkiye'de de belli bir derece sınırı var ama bildiğim kadarıyla Meteoroloji o dereceleri göstermiyor. Özellikle Urfa, Mardin, İzmir ve Antalya gibi aşırı sıcakların yaşandığı kentlerde sıcaklık 40-45 derecenin üzerine çıktığında çalışmamak lazım. Çünkü insan hayatı tehlikeye giriyor. Ama Türkiye'de buna ilişkin bir uygulama yok. Çalışma koşullarının sıcaklığa göre düzenlenmesi, uygun kıyafet ve ekipman sağlanması, hatta aşırı sıcak günlerde tatil ilan edilmesi gerekiyor.
Riskin en yüksek olduğu sektörlerin başında mevsimlik tarım işçileri, maden işçileri, açık alanda çalışan inşaat ve yol işçileri, kargo çalışanları ve motokuryeler geliyor. Yüksek sıcaklıklarda insanların dengesi değişiyor, başları dönüyor, dikkatleri dağılıyor. Özellikle motokuryelerde iş kazaları da bu nedenle artabiliyor. Açık alanda, sahada, turizm bölgelerinde ve plajlarda yüksek sıcaklık altında çalışan insanlar için ciddi bir tehlike var. Bu durum sağlık istatistiklerine de yansıyor. Özellikle belli yaş gruplarında yüksek sıcaklıklara bağlı kalp krizi riski artıyor.”


Türkiye'de bağlayıcı sıcaklık sınırı yok


İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Gül Ergör, aşırı sıcakların özellikle açık havada çalışanlar için ciddi sağlık riskleri oluşturduğunu belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:
"35 derecenin üzerindeki sıcaklıklar, özellikle nemle birleştiğinde sağlık riskleri yaratıyor. Açık havada çalışanların sık sık, en az yarım saatte bir gölgeye geçip su molası vermesi gerekiyor. Mutlaka sıvı kaybını yerine koymak lazım çünkü en önemli sorunlardan biri buradan kaynaklanıyor.
İnsanlar susuzluk hissetmese bile belirli aralıklarla sıvı tüketmeli. Bunun için en uygun içecekler su ve doğal maden suyu. Gazlı içecekler, çay ve kahve yeterli değil. Hatta çay ve kahve vücuttan su atılmasını daha da hızlandırabiliyor. Mümkünse başı koruyan bir şapka kullanılarak çalışılmalı. Kronik hastalığı bulunanlar, diyabet, kalp ve tansiyon hastaları için risk daha yüksek. Bu kişilerin özellikle güneşin en etkili olduğu saatlerde, yani öğle saatlerinde dışarı çıkmamaları tavsiye edilir. Sıvı alımına da özellikle dikkat etmeleri gerekir.


Evinde oturan yaşlılar için de risk söz konusu. Yaşlılar susuzluk hissini daha az yaşadığı için evde olsalar bile sıvı alımını artırmaları gerekiyor. Böbrek yetmezliği gibi sorunlar yaşlılarda çok hızlı gelişebiliyor. Güneş ışığından mümkün olduğunca uzak durmak gerekiyor. Eğer dışarıda bulunmak zorundalarsa sık sık ara vermeleri, gölgede dinlenmeleri ve sıvı eksikliğini tamamlamaları önerilir. Mümkünse güneşin en dik geldiği saatlerde dışarıda bulunmamalılar. Eğer bulunuyorlarsa da bu önlemlere mutlaka dikkat etmeleri gerekiyor.


40 derecenin üzerinde açık havada çalışma durmalı


Aşırı sıcakların belirli bir eşiğin üzerine çıkmasının doğrudan bir sağlık riski olduğunu belirten Ergör, özellikle açık havada çalışanlar için çalışma düzeninin yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.
Sıcaklıkların 40 derecenin üzerine çıkması halinde ise açık havada, doğrudan güneş altında çalışma tamamen ortadan kaldırılmalı.


Sağlık Bakanlığı'nın sıcak hava dalgalarına ilişkin bir eylem planı hazırlığında olduğu bilgisi var ancak planın ayrıntıları hakkında henüz açıklama yok. Aşırı sıcaklarda en önemli belirtiler aşırı terleme, yüzde kızarma, kalp çarpıntısı, bayılma hissi ya da doğrudan bayılmadır. Böyle bir durumda kişinin hemen gölge bir alana alınması, yatırılması ve sıvı verilmesi gerekir. Kişi kendinde değilse başının ve vücudunun soğutulması, saçlarının ve başının ıslatılması çok önemlidir. Şu anda sıcak çarpmasına yönelik özel bir sağlık planı yok. Zaten mevcut sistem yoğun başvurularla çalışıyor. Yaz aylarında kazalar ve benzeri nedenlerle acil servisler zorlanıyor. Buna sıcak çarpması vakalarının da eklenmesi sağlık sistemini daha da zorlayacak ve halkın sağlık hizmetine erişimini güçleştirecektir. Bu nedenle insanlar hastalandıktan sonra onlara hizmet sunmak yerine, hastalanmalarını önlemek daha önemlidir. Açık havada çalışma saatlerinin düzenlenmesi gerekiyor. İşe gidiş-geliş saatleri hem memurlar hem de açık havada çalışanlar için yeniden planlanabilir."


Kaynak: Özge Uyanık