SEMİ TEKTAŞ/İzmir'de yıllardır gündemde olan evsel atık bertarafı sorunu, Harmandalı Düzenli Depolama Alanı'nın atık kabulünün durmasının ardından yeni bir boyut kazandı. Kentte oluşan günlük atık miktarı geçici olarak Bergama ve Ödemiş'teki tesislerde işlenirken, sistemin sürdürülebilmesi amacıyla Manisa'ya da atık gönderiliyor. Ancak Büyükşehir Belediyesi, bu uygulamanın yalnızca geçici bir kriz yönetimi olduğunu belirterek, İzmir'in geleceği için geri dönüşüm, kompost, enerji üretimi ve kontrollü düzenli depolamayı kapsayan çok merkezli entegre bir atık yönetim modelinin hayata geçirilmesini hedeflediğini ifade ediyor.

“Manisa kalıcı ve sürdürülebilir değil “

İzmir’deki evsel atıkların Manisa Büyükşehir Belediyesi çöp atık tesislerine götürülmesinin sürdürülebilir olmadığını ifade eden İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre ve Sağlık Komisyonu Başkanı Mustafa Vatansever,

“İzmir’de evsel atıkların bertarafı ve düzenli depolanması konusunda ciddi bir kapasite ve alan sorunu bulunmaktadır. Bu sorunun temelinde, Harmandalı Düzenli Depolama Alanı’nın uzun yıllar boyunca İzmir’in ana bertaraf yükünü taşıması ve yargısal süreçlerin ardından atık kabulüne kapatılması yer alıyor. Daha sonra hazırlanan bilimsel çalışmalarla yargısal engeller aşılmış olsa da sahaya şu anda atık alımı yapılmıyor. Harmandalı sahasına atık kabulünün durdurulmasının ardından İzmir’in evsel atıkları, Bergama ve Ödemiş’te bulunan mevcut tesisler aracılığıyla yönetilmeye çalışılıyor. Sistemin devamlılığının sağlanabilmesi amacıyla geçici bir çözüm olarak Manisa’ya da atık gönderiliyor. Ancak bu yöntem kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm değil. İzmir genelinde ortaya çıkan günlük atık miktarı dikkate alındığında, sorunun yalnızca mevcut tesislere ilave yük bindirilerek veya atıkların başka bir ile taşınmasıyla çözülmesi mümkün değildir” diye konuştu.

“ÇED Olumlu” kararı alınmıştır”

Tire’de planlanan II. Sınıf Düzenli Depolama Tesisi için “ÇED Olumlu” kararı alındığını ifade eden Vatansever,

“Belediyemizin hedeflediği çözüm, yalnızca yeni bir çöp döküm alanı bulmak değildir. Geri dönüşüm, kompost, atık yakma, enerji üretimi ve düzenli depolama bileşenlerini bir arada barındıran, entegre ve çok merkezli bir atık yönetim sisteminin kurulması hedeflenmektedir. Bu sistemle İzmir’in yaklaşık 25-30 yıllık ihtiyacının karşılanması amaçlanmaktadır. Temel yaklaşımımız; “Dönüşüme Evde Başla” gibi farkındalık ve kaynakta ayrıştırma çalışmalarıyla atık miktarını oluştuğu noktada azaltmak, geri kazanılabilir atıkları ekonomiye kazandırmak ve bertarafa gönderilen atık miktarını mümkün olan en düşük seviyeye indirmektir. Bu kapsamda birden fazla alanda eş zamanlı çalışmalar yürütülmektedir. Bergama Entegre Katı Atık Yönetim Tesisi’nde kapasite artışı süreci devam etmektedir. Tire’de planlanan II. Sınıf Düzenli Depolama Tesisi için “ÇED Olumlu” kararı alınmıştır. Ancak tesis henüz inşa edilmemiş ve işletmeye alınmamıştır. Tahsis sürecinin tamamlanmasının ardından proje ve yapım aşamasına geçilecektir. Naldöken başta olmak üzere belirlenen bazı alanlarda atık yakma ve enerji üretim tesisleri planlanmaktadır. Bu alanlara ilişkin fizibilite raporları Bakanlığa sunulmuştur. Öncelikli hedef; evsel atıkların kapalı sistemlerde işlenmesi, enerji üretiminin sağlanması ve doğrudan düzenli depolamaya gönderilen atık miktarının azaltılmasıdır” diye konuştu.

“B ve C planları bulunuyor”

Çok merkezli ve entegre tesis planlamaları üzerinden kapsamlı bir çalışma yürüttürüldüğünün altını çizen Vatansever,

“Bu süreçlerin olumsuz sonuçlanması ihtimaline karşı farklı alternatif alanlara yönelik B ve C planları da bulunmaktadır. Bazı alternatif alanlar için Mahalli Çevre Kurulundan yer seçimi uygunluk kararı alınmıştır. Bazı alanlarda ise proje hazırlıkları tamamlanmış veya devam etmektedir. Bu alanlarda sırasıyla proje hazırlığı, kurum görüşlerinin alınması, orman izni, tahsis, fizibilite, imar, ÇED, uygulama projesi ve yapım aşamaları yürütülecektir. Mevcut Harmandalı sahasının arka kısmında yer alan 1182 numaralı parseldeki yaklaşık 45 hektarlık alanda ise klasik anlamda açık çöp dökümüne dayalı bir sistem öngörülmemektedir. Bu alanın, planlanan atık yakma ve enerji üretim tesislerinde işlem sonrasında oluşacak küllerin mevzuata uygun, kontrollü ve güvenli bir şekilde bertaraf edilmesi amacıyla değerlendirilmesi planlanmaktadır. Ulaşımın şehir içi güzergâhlardan bağımsız biçimde düzenlenmesi, atık taşıma araçlarının şehir merkezinden geçirilmemesi ve yerleşim alanları üzerindeki etkinin en düşük seviyede tutulması hedeflenmektedir. Bu nedenle Harmandalı’daki 1182 numaralı parsel için öngörülen sistem; koku, sızıntı ve kontrolsüz depolama gibi sorunlara yol açmayacak teknik tedbirler doğrultusunda planlanmaktadır. Dolayısıyla İzmir’de atık bertarafı ve düzenli depolamaya ilişkin sorun devam etmekle birlikte çözüm süreci tek bir sahaya bağlı bırakılmamıştır. Birbirinin alternatifi olabilecek çok merkezli ve entegre tesis planlamaları üzerinden kapsamlı bir çalışma yürütülmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

“Çok sayıda idari aşamadan oluşmaktadır”

Vatansever,

“Bu sorun yalnızca “uygun ve boş bir alan bulunamaması” şeklinde açıklanamaz. Atık yönetim tesisi kurulması planlanan bölgelerde; yerleşim yerlerine olan mesafe, topografik yapı, rakım, ulaşım altyapısı, orman vasfı, tarım arazisi niteliği, su kaynaklarına etkisi, baraj havzaları, sit alanı durumu, jeolojik yapı, mülkiyet, imar planları, ÇED süreci ve ilgili kurumların görüşleri birlikte değerlendirilmek zorundadır. İzmir’de ormanlık alanların genişliği, baraj havzalarının yaygınlığı, tarım arazilerinin fazlalığı, turizm bölgelerinin yoğunluğu ve yerleşim baskısı dikkate alındığında, bütün kriterleri aynı anda karşılayabilen alanların sayısı oldukça sınırlıdır. Ayrıca orman yangınlarından zarar gören bölgelerde, Orman Kanunu hükümleri gereğince farklı kullanım kararlarının alınması mümkün değildir. Bu nedenle teknik açıdan uygun görülebilecek bazı alanlar, geçmişte yangına maruz kaldıkları için tesis yeri olarak değerlendirilememektedir. Bir alan teknik açıdan uygun görünse bile süreç yalnızca belediyenin kararıyla tamamlanamamaktadır. Orman izni, tahsis işlemleri, DSİ görüşü, sit alanı değerlendirmesi, Milli Emlak işlemleri, ÇED süreci, imar planları ve çevre izinleri birbirini etkileyen, çok sayıda idari aşamadan oluşmaktadır” şeklinde konuştu.

“Belediyenin tek başına çözebileceği bir mesele değildir”

İzmir’de çöp sorunun yalnızca İzBB’nin çözebileceği bir sorun olmadığını ifade eden Vatansever,

"Belediyemiz alternatif alanları belirlemekte, teknik dosyaları hazırlamakta ve gerekli başvuruları gerçekleştirmektedir. Ancak ilgili kurumların uzun değerlendirme süreçleri, bazı olumsuz görüşlerin hangi teknik koşullarda aşılabileceğinin açıkça ortaya konulmaması ve işlemlerin eş zamanlı ilerlememesi, çözüm takviminin uzamasına neden olmaktadır. Burada açıkça ifade etmek gerekir ki bu konu, belediyenin tek başına çözebileceği bir mesele değildir. Atık yönetimi temel bir kamu hizmetidir. İzin, tahsis, kurum görüşü, ÇED ve imar süreçlerinde merkezî idareye bağlı kurumların da hızlı, net ve çözüm odaklı hareket etmesi gerekmektedir. Yalnızca sorunları ortaya koyan değil, hangi şartlarda çözüm üretilebileceğini de açıklayan bir idari yaklaşıma ihtiyaç vardır” dedi.

“Nihai bertarafa gönderilen atık miktarı azaltılmalı”

“Bir diğer önemli konu ise yerel tepkilerdir” diyen Vatansever,

“Kamuoyunda çöp sorununun çözülmesi gerektiği genel olarak kabul edilmekte, ancak tesisin hangi bölgede kurulacağı gündeme geldiğinde yoğun itirazlarla karşılaşılmaktadır. Bazı mahalle muhtarları, yerel aktörler ve özellikle merkezî idarenin yerel siyasi temsilcileri tarafından eksik veya hatalı belgelere dayanılarak yapılan açıklamalar, atık yakma ve enerji üretim tesislerinin Harmandalı benzeri açık depolama sahaları olarak algılanmasına neden olmaktadır. Oysa belediyemizin planladığı modelde, Harmandalı’daki sisteme benzer açık çöp depolama yaklaşımı bulunmamaktadır. Biz de atıkların kontrolsüz şekilde depolanmasını istemiyoruz. Planlanan atık yakma ve enerji üretim tesisleri kapalı sistemle çalışacaktır. Amaç, atıkların doğrudan sahaya dökülmesi değil; işlemden geçirilerek enerjiye dönüştürülmesi ve nihai bertarafa gönderilen atık miktarının azaltılmasıdır” diye konuştu.

“Manisa’ya atık gönderilmesi de kalıcı bir bertaraf modeli olarak değil”

Katı atık ve evsel atıkların Manisa’da bertarafa götürülmesini kalıcı bir çözüm olmadığını söyleyen Vatansever,

İzmir’de kaçak moloz dökenlere dronlu takip: Havadan tespit dönemi başladı
İzmir’de kaçak moloz dökenlere dronlu takip: Havadan tespit dönemi başladı
İçeriği Görüntüle

“İzmir’in günlük atık miktarı, tek bir alan üzerinden yönetilemeyecek kadar büyüktür. Bu nedenle çözüm yalnızca yeni bir düzenli depolama alanı açmak değildir. Atıkların kaynağında azaltılması, geri kazanılabilir bölümünün ekonomiye kazandırılması, organik atıkların kompost veya biyometanizasyon süreçlerinde değerlendirilmesi, uygun atıkların yakma ve enerji üretim tesislerinde işlenmesi, yalnızca işlem sonrasında kalan atıkların düzenli depolanması gerekmektedir. Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin, kendi tesis kapasitesi ve sınırları içerisindeki kamu hizmeti planlaması açısından bazı kaygılar taşımasını anlayışla karşılıyoruz. Manisa’daki tesis, öncelikle Manisa’nın atık yönetimi ihtiyacına göre planlanmıştır. İzmir’den atık kabul edilmesi; tesis kapasitesi, işletme ömrü, trafik yükü, işletme maliyetleri ve kamuoyu algısı açısından Manisa tarafında doğal olarak hassasiyet oluşturmaktadır. Ancak içinde bulunduğumuz dönem olağan bir tercih süreci değil, geçici bir kriz yönetimi sürecidir. Harmandalı sahasına atık alımının durdurulmasının ardından İzmir’de halk sağlığının, çevre güvenliğinin ve kent temizliğinin korunması için geçici çözümler üretilmesi zorunlu hâle gelmiştir. Manisa’ya atık gönderilmesi de kalıcı bir bertaraf modeli olarak değil, İzmir’de planlanan yeni tesislerin tamamlanmasına kadar sistemin devamlılığını sağlamak amacıyla değerlendirilmektedir” açıklamasında bulundu.

“Bergama ve Tire faaliyete geçirilmeli”

Bergama ve Tire atık bertaraf tesislerinin faaliyete geçirilmesi gerektiğini ifade eden Vatansever,

“Bu süreçte Manisa’nın hassasiyetlerini dikkate alıyoruz. Bununla birlikte İzmir gibi büyük bir metropolde atık hizmetlerinin aksaması hâlinde, konunun yalnızca bir belediye hizmeti sorunu olmaktan çıkarak doğrudan halk sağlığı ve çevre güvenliği sorununa dönüşeceğini de görmek gerekir. Bu nedenle geçiş döneminde kurumlar arası dayanışma ve makul bir iş birliği büyük önem taşımaktadır. Kalıcı hedefimiz, İzmir’in atığını başka bir ile taşımak değildir. Kalıcı çözüm; İzmir’in kendi il sınırları içerisinde, mevzuata uygun, çevresel etkileri kontrol altına alınmış, lisanslı, kapalı sistemli ve çok merkezli tesis altyapısının tamamlanmasıdır. Bu amaçla bütün alternatifler eş zamanlı olarak değerlendirilmektedir. Çözüm, yeni bir açık çöp döküm alanı aramak değildir. İzmir’in ihtiyacı; geri dönüşüm, kompost, atık yakma, enerji üretimi ve düzenli depolamayı birlikte ele alan entegre bir atık yönetim sistemidir. Bu sistem tek merkezli olmamalıdır. İzmir’in büyüklüğü, nüfusu ve günlük atık miktarı dikkate alındığında kuzey, merkez ve güney akslarında ayrı tesislerin planlanması gerekmektedir. Böylece taşıma mesafesi, trafik yükü ve işletme maliyetleri azaltılabilir. Ayrıca bir tesisin devre dışı kalması durumunda ortaya çıkabilecek kriz riski de en aza indirilebilir. Kısa vadede mevcut tesisler, geçici taşıma çözümleri ve kapasite artışlarıyla sistemin devamlılığı sağlanmalıdır. Orta vadede Bergama’daki kapasite artışı ile Tire’de “ÇED Olumlu” kararı alınan II. Sınıf Düzenli Depolama Tesisi’nin hayata geçirilmesi gerekmektedir” dedi.

“Uygulamada somut çözüm üretilmeli”

Vatansever,

“Harmandalı’daki 1182 numaralı parsel, Yamanlar, Naldöken ve diğer alternatif alanlardaki izin, tahsis, imar, ÇED, uygulama projesi ve yapım süreçleri hızlandırılmalıdır. Uzun vadede ise İzmir’in atık yönetimi, düzenli depolamaya bağımlı yapıdan çıkarılmalıdır. Atıkların kaynağında ayrıştırıldığı, geri kazanım oranının artırıldığı, uygun atıkların enerjiye dönüştürüldüğü ve yalnızca işlem sonrasında kalan atıkların düzenli olarak depolandığı bir sisteme geçilmelidir. Buradaki en kritik konu, belediyenin çalışmalarının ilgili kamu kurumlarının izin ve tahsis süreçleriyle aynı hızda ilerleyebilmesidir. Merkezî idarenin genel politika düzeyindeki yaklaşımı; sıfır atık, geri kazanım ve düzenli depolamaya gönderilen atık miktarının azaltılması yönündedir. Bu yaklaşım doğrudur ve İzmir’de yürüttüğümüz entegre atık yönetimi çalışmaları da bu hedefle uyumludur. Ancak İzmir özelinde artık genel politika açıklamalarından çok, uygulamada somut çözüm üretilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Sahada tesis kurulabilmesi için Bakanlık, İl Müdürlüğü, Orman İdaresi, DSİ, Milli Emlak, ilgili koruma kurulları ve diğer kamu kurumlarının izin ve görüş süreçlerinde hızlı, net ve uygulanabilir kararlar alması gerekmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

“Sadece belediyenin sorunu değil”

Çöp bertarafında hükümet ile yerel yönetimin beraber hareket etmesi gerektiğini ifade eden Vatansever,

“Bu konu yalnızca belediyenin sorumluluğuna bırakılabilecek bir mesele değildir. Atık yönetimi; halk sağlığını, çevre güvenliğini ve kent yaşamını doğrudan ilgilendiren temel bir kamu hizmetidir. Bu nedenle merkezî idarenin de sürecin en önemli paydaşlarından biri olarak sorumluluk alması, uygun alanlardaki izin ve tahsis süreçlerini hızlandırması, tereddüt bulunan bölgelerde ise hangi teknik şartların sağlanması hâlinde sürecin ilerleyebileceğini açıkça ortaya koyması gerekmektedir. Belediye olarak alternatif alanları belirliyor, fizibilite çalışmalarını hazırlıyor, kurum görüşlerini topluyor, ÇED, imar ve proje süreçlerini yürütüyoruz. Ancak bu çalışmaların sahada somut sonuçlara dönüşebilmesi için merkezî idareye bağlı kurumların yalnızca denetleyen veya olumsuz görüş bildiren bir konumda kalmaması, çözümün aktif bir parçası olması gerekmektedir. Özetle İzmir’de atıkların bertarafı ve düzenli depolanması konusunda ciddi bir sorun bulunmaktadır. Ancak çözümün nasıl sağlanacağı da bellidir. Kalıcı çözüm, İzmir’in atıklarını başka illere taşımak değil; İzmir sınırları içerisinde çok merkezli, kapalı sistemli, geri kazanım ve enerji üretimi odaklı entegre tesisleri hayata geçirmektir. Belediyemiz bu doğrultudaki çalışmalarını sürdürmektedir. Sürecin hızlandırılabilmesi için merkezî idarenin de izin, tahsis ve kurum görüşü aşamalarında aynı sorumluluk anlayışıyla hareket etmesi gerekmektedir” diyerek sözlerini tamamladı.

Muhabir: Semi Tektas