Hayatın getirdiği en ağır fiziki engeller bile, kendi ayakları üzerinde durma iradesine sahip bir insanın azmini kırmaya yetmiyor. İzmir'de tek başına yaşamını sürdüren 30 yaşındaki Fatih Mehmet Kuran, tıp dünyasında tedavisi oldukça güç olan ve nadir görülen nörolojik bir hastalıkla mücadele ediyor. Kuran'ın yaşamını tamamen değiştiren süreç, henüz ilkokul çağındayken başladı. Afyonkarahisar'da yaşadığı dönemde ellerinde ani başlayan titremeler ve konuşmakta çektiği güçlükler nedeniyle ailesi tarafından hastaneye götürülen küçük Fatih'e, yapılan kapsamlı tetkiklerin ardından nörolojik bir hareket bozukluğu olan distoni teşhisi konuldu.

Vücuttaki kasların istemsiz şekilde kasılmasına, bükülmesine ve titremesine yol açan bu amansız hastalıkla çok genç yaşta tanışan Kuran için o günden sonra hastane koridorlarında geçen uzun bir tedavi maratonu başladı. Yıllarca çok ağır dozlarda ilaç tedavisi gören genç adam, hastalığın ilerlemesini durdurabilmek adına her yolu denedi. Tıbbi teknolojinin sunduğu son imkanlardan faydalanmak isteyen Kuran'a, 2018 yılında Antalya'daki Akdeniz Üniversitesi bünyesinde gerçekleştirilen riskli bir operasyonla beyin pili takıldı. Ancak büyük umutlarla gerçekleştirilen bu cerrahi müdahaleden maalesef beklenen olumlu sonuç alınamadı.

Tedavi umuduyla İzmir'e uzanan tek kişilik bir yaşam

Antalya'daki operasyonun ardından fiziki şikayetleri gerilemeyen Fatih Mehmet Kuran, pes etmek yerine mücadelesini bir adım daha ileriye taşımaya karar verdi. Tedavi olanaklarının daha gelişmiş olduğu Ege Üniversitesi Hastanesi'ndeki uzman hekimlere ulaşabilmek amacıyla 4 yıl önce radikal bir kararla İzmir'e taşındı. Ege'nin incisi İzmir'de ailesinden uzakta, tamamen tek başına yaşam mücadelesi vermeye başlayan Kuran, hem hastalığın getirdiği fiziksel kısıtlamalarla savaşıyor hem de metropol hayatının zorluklarına göğüs geriyor.

İzmir'deki yeni hayatında her sabah güne büyük bir dirençle başlayan genç adam, ince motor becerilerini büyük oranda kaybetmiş durumda. Her iki elinde de sürekli ve şiddetli titremeler meydana geldiği için en basit günlük rutinlerini bile büyük bir sabırla gerçekleştirebiliyor. Sabahları kendi hazırladığı sıcak çayını dahi dökmeden içebilmek için pipet kullanmak zorunda kalan Kuran, bu durumu hiçbir zaman bir zayıflık veya utanılacak bir durum olarak görmüyor. Hayatını kolaylaştıracak pratik çözümler geliştirerek, kimseye yük olmadan yaşamını idame ettirmenin gururunu taşıyor.

Farkındalık yaratmak için sosyal medyanın gücünü kullanıyor

Toplumda pek çok kişinin bu amansız hastalıktan habersiz olduğunu ve semptomları nedeniyle kendisini farklı kategorilere koyduğunu belirten azimli genç, en büyük sorunun bilgisizlik olduğunu vurguluyor. Halkın bu konuda eğitilmesi gerektiğini savunan Fatih Mehmet Kuran, "Distoni hastalığı maalesef ülkemizde yeterince bilinmiyor. Sokakta veya iş yerinde ellerimin titrediğini gören insanlar bunu genellikle Parkinson ile karıştırıyorlar. Benim en büyük amacım bu hastalığın toplum tarafından doğru tanınmasını sağlamak" ifadeleriyle yaşadığı sosyal zorlukları dile getiriyor.

Bu amaç doğrultusunda teknolojinin sunduğu imkanları da aktif olarak kullanan Kuran, kendisine ait sanal medya hesabı üzerinden günlük yaşamını, işe gidiş gelişlerini ve hastalıkla nasıl baş ettiğini gösteren videolar paylaşıyor. Kısa sürede binlerce kişiye ulaşan ve sosyal medyada bir farkındalık elçisine dönüşen genç adam, "İnsanlara acınacak bir hasta gibi değil, mücadele eden bir birey olarak görünmek istiyorum. Benim gibi evine kapanmış, hayata küsmüş distoni hastalarına umut ışığı olmak ve önüme gelen her sosyal veya profesyonel fırsatı sonuna kadar değerlendirmek istiyorum" diyerek toplumsal mesajlar veriyor.

D I S T O N I H A S T A S I F A T I H M E H M E T B E N I M G I B I 1415589 420729

Kimseye muhtaç olmamak adına markette reyondan kasaya koşturuyor

Fatih Mehmet Kuran'ı akranlarından ve pek çok sağlıklı bireyden ayıran en büyük özelliği ise çalışma hayatına olan sarsılmaz bağlılığı. Fiziksel engeline rağmen evde oturup devlet desteği veya yardım beklemek yerine üretken bir birey olmayı seçen Kuran, şu an ulusal bir zincir markette kasiyer ve reyon görevlisi olarak aktif bir şekilde çalışıyor. Gün boyunca müşterilerle iletişim kuran, ürünleri raflara dizen ve kasada ödeme alan genç çalışan, iş disipliniyle çalışma arkadaşlarının da takdirini topluyor.

Yazıcıoğlu davasında deprem: 19 kişi tutuklandı
Yazıcıoğlu davasında deprem: 19 kişi tutuklandı
İçeriği Görüntüle

Çalışma hayatında karşılaştığı en büyük engelin ise işverenlerin önyargıları olduğunu belirten Kuran, istihdam süreçlerinde yaşadığı sıkıntıları şu sözlerle aktarıyor: "İnce motor hareketlerim zayıf olduğu için ellerimde sürekli bir titreme var ve bu da iş yaparken normal insanlara göre beni biraz yavaşlatıyor. İşverenler bu hastalığın doğasını tam olarak bilmedikleri için genellikle bana iş vermekten çekiniyorlar, kapılar yüzüme kapanıyor. Ancak ben asla pes etmedim. Çalışmayı, üretmeyi çok seviyorum. Kendi ayaklarımın üstünde durmak ve bu hayatta kimseye muhtaç olmamak için son nefesime kadar çalışmaya, mücadele etmeye devam edeceğim."

Kaynak: DHA