Yaklaşık 20 yıldır Foça'da çevre tartışmalarının odağında yer alan Kocamehmetler'deki taş ocakları için kritik süreç başladı. Ağustos ayında ruhsat süreleri dolacak ocakların faaliyetlerine devam etmemesi için çevreciler, muhtarlar ve üreticiler ortak çağrı yaptı. Foça’nın Kocamehmetler Mahallesi'nde 2005-2006 yıllarında faaliyete geçen taş ocaklarının ruhsat süreleri bu ay itibarıyla sona eriyor. Foça Tarih ve Doğa Talanına Hayır Platformu, bölge muhtarları ve yerel halk, çevreye ve yaşam alanlarına zarar verdiği bilirkişi raporlarıyla da tespit edilen bu tesislerin ruhsatlarının yenilenmemesi ve Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinde "ÇED Olumsuz" kararı verilmesi için harekete geçti.

"Bilirkişi çevreye zarar verdiğini tespit etti"
Taş ocaklarının bulunduğu sahada açıklama yapan Foça Tarih ve Doğa Talanına Hayır Platformu Sözcüsü Ramis Sağlam, 2023 yılında açılan davadaki bilirkişi raporunu hatırlatarak şunları söyledi:
"2026'nın Ağustos ayında ÇED sürecinin başlaması gerekiyor. Ruhsatın yeniden alınabilmesi için bu süreç zorunlu. Biz Foça Tarih ve Doğa Talanına Hayır Platformu olarak bilirkişinin de belirlediği gibi bu taş ocaklarının çevreye, yaşam alanlarına ve zeytinliklere zarar verdiğini düşünüyoruz. Buradan MAPEG'e ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'ne sesleniyoruz. Çevreye zarar veren bu taş ocakları için verilecek ÇED kararını bir kez daha değerlendirmenizi istiyoruz. Burada yaşayan yurttaşlar olarak artık bu taş ocaklarına tahammülümüz yok. Bir an önce Foçalıların bu beladan kurtulması gerekiyor. Buradaki kazı çalışmaları bundan bir yıl öncesine kadar küçük derinlikte olan bir gölet gibiydi. Şimdi ise çok daha derinleşmiş durumda. Kazı sonrasında oluşan bu su motor ve hortumlarla aşağıya aktarılıyor. Ülkemizde tarım ve hayvancılık yapılan bölgelerde susuzluk yaşanırken yeraltı sularının burada boşa akıtıldığını görüyoruz. Bunun incelenmesini istiyoruz."
"Bizim uyarılarımız sonucunda buraya bariyerler konulmuştu. Ama bugün bu bariyerlerin kaldırıldığını ve iş makinelerinin çalışmaya devam ettiğini görüyoruz. Devlet Su İşleri'ne ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'ne sesleniyoruz. Burada doğaya ve zeytinciliğe büyük zarar veriliyor. ÇED sürecini bir an önce tamamlayın ve bu taş ocaklarının ruhsatlarını iptal edin."

Köylüler neden karşı çıkıyor?
Kocamehmetler'de faaliyet gösteren iki taş ocağı, uzun süredir neden oldukları tahribatla gündemde:
Damba Madencilik'e ait taş ocağının çalışma alanını yıllar içinde genişleterek evlerin dibine kadar ulaşması, köylülerin can ve mal güvenliğini doğrudan tehdit ediyor. Trafik ve Altyapı Hasarı: Ağır tonajlı kamyonların dar köy yollarında ilerlemesi ciddi tahribat yaratıyor. Tesislerin gürültüsü, tozu ve yarattığı sarsıntılar bölgedeki günlük yaşamı çekilmez hale getiriyor.
Bölgede organik tarım yapan Yıldıray Onukar, taş ocaklarının zeytincilik ve doğal ekosistem üzerindeki yıkıcı etkilerini şu sözlerle aktardı:
“Hayvanlarımız var. Tamamen doğal üretim Kocamehmetler Köyü doğa harikası bir yer, ancak bir o kadar da unutulmuş bir köşe. Köyde genç nüfus neredeyse kalmadı. Birkaç yaşlı hane bulunuyor. Köy çevresinde ise bizim gibi sonradan köy yaşamını tercih eden insanlar yaşıyor ve imkânları ölçüsünde küçük ölçekli tarım yapıyor. Kocamehmetler, Foça'nın en önemli zeytin üretim merkezlerinden biri.
Taş ocaklarında açık madencilik faaliyetleri nedeniyle çok yoğun toz oluşuyor. Bu toz, zeytin çiçeklerinin meyveye dönüşme sürecini olumsuz etkiliyor. Ocaklar yüksek bir noktada bulunduğu için havalanan toz, hâkim rüzgâr olan poyrazla tüm araziye yayılıyor. Meyvelerin ve ağaçların üzerinin tozla kaplanması ise fotosentezi olumsuz etkiliyor. Yıllar içinde zeytinyağında verim düşüşü gözlemliyoruz. Köylüler taş ocaklarından kaynaklanan toz nedeniyle de ekonomik kayıp yaşıyor. Bunun sonucunda tarımdan uzaklaşanlar oluyor, gençler ise kente göç ediyor.
Bir diğer sorun ise ağır tonajlı kamyonlar. Bu araçlar köy yollarında ciddi tahribata neden oluyor. Taş ocakları, bölgenin endemik bitki örtüsünü de olumsuz etkiliyor. Doğal su göletleri tahrip edilirken, köy çevresindeki ağaçlar ve toprak dokusu da ağır baskı altında kalıyor. Bunun sonucu olarak toprağın su tutma kapasitesi azalıyor, erozyon riski artıyor ve köy yolları daha da zarar görüyor.
Taş ocaklarından biri artık köy yerleşiminin içine kadar girmiş durumda. Dinamit kullanılmasa da sarsıntı, gürültü ve su baskınları köylülerin en sık dile getirdiği sorunlar arasında yer alıyor. Ancak bütün bunlar maden ya da taş ocağı karşıtlığı olarak algılanmamalı. Bizim itirazımız, doğaya zarar veren vahşi madencilik anlayışına. Avrupa'da örnekleri bulunan, çevreye daha duyarlı madencilik yöntemlerinin uygulanması gerektiğini düşünüyorum. Mevcut haliyle bu faaliyetlerin kamusal açıdan yarattığı zarar, sağladığı faydadan daha fazla.”

Hayvan kayıpları arttı
Taş ocaklarının yalnızca doğayı değil, bölgedeki hayvancılığı da olumsuz etkilediğini belirten besici Tuncay Aktaş, mera alanlarının yok olmasıyla birlikte üretim yapmanın her geçen gün zorlaştığını söyledi.
“Taş ocakları bizi birçok yönden etkiliyor. Hayvanlarımız sürekli o bölgeden geçiyor. Taş ocaklarının açtığı çukurlar var. Hayvanlarımızın düşmesinden korkuyoruz. Hatta zaman zaman düşüyorlar da. Çukurdan çıkamıyorlar, orada kalıyorlar. Daha sonra çakallar gelip hayvanları parçalıyor. Bazen yollar da kapalı oluyor, hayvanları geçirmek zorlaşıyor.
Eskiden buralar meraydı. Zamanla meraları taş ocağına çevirdiler. Sonrasında da kazıp çukur çukur bıraktılar. Kışın bu çukurlar suyla doluyor. Hayvanlar geçerken içine düşüyor ve çıkamıyor. Bir süre sonra gidip baktığımızda sadece kemiklerini buluyoruz. Çakallar yemiş oluyor. Mesela bir yıl içinde dört-beş hayvanın bu şekilde öldüğüne şahit oluyoruz. Hayvan kayboluyor, sonra çukurda kemiklerini buluyoruz.”
"Meralar yok olunca yem masrafımız arttı"
Hayvan kayıplarının arttığını ve yem maliyetlerinin yükseldiğini söyleyen Tuncay Aktaş, yaşadıkları sorunları şöyle anlattı:
"Meraların taş ocağına dönüştürülmesi bizi ekonomik olarak da etkiledi. Eskiden koyunlara ekim ayında yem vermeye başlıyordum. Şimdi mera kalmadığı için yazın bile yem vermek zorunda kalıyorum. Yem ve saman fiyatları zaten çok yüksek. Samanın kilosu 5 liradan başlayıp 7-8 liraya kadar çıkıyor. İki paket saman alıyoruz ama bütçemiz yetmiyor. Meralar yok edildiği için hayvanlarımızı doğal şekilde otlatamıyoruz. Yaz aylarında taş ocaklarından öyle bir toz kalkıyor ki sanki orman yanıyormuş gibi oluyor. Rüzgâr çıktığında zeytin ağaçları, bitkiler, doğa tamamen toz altında kalıyor. Otların üzeri de tozla kaplanıyor. Hayvanlar bu otları yemek istemiyor, otlamadan geçip gidiyor. Başta buraların mera olduğunu bilmiyorduk. Sonradan öğrendik ki köyün merasını taş ocağına çevirmişler. O günden beri hayvancılık yapmak her geçen yıl daha da zorlaşıyor."




