Çeşme'de şezlong terörü: Yumruklar havada uçtu
Çeşme'de şezlong terörü: Yumruklar havada uçtu
İçeriği Görüntüle

İzmir'in köklü doğa harikalarından biri olan ve asırlardır tarımsal, kültürel ve ekolojik bir merkez vazifesi gören gölün geleceği masaya yatırıldı. İzmir Kalkınma Ajansı'nın 2025 Yılı Teknik Destek Programı kapsamında fonlanan ve yürütülen Gölcük Gölü ekosistem raporu hazırlık çalışmaları, düzenlenen geniş katılımlı bir panelle kamuoyuna paylaşıldı. Ödemiş ilçesinde yerel paydaşların, akademisyenlerin ve çevre tüzüğü temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısı, havzanın biyolojik çeşitliliğini korurken sürdürülebilir bir kentsel turizm modeli oluşturmanın da ilk adımı olarak kabul edildi.

Toplantının açılış kürsüsünde söz alan Ödemiş Belediye Başkanı Mustafa Turan, yaylanın ve gölün sadece coğrafi bir unsur olmadığını, tüm Ege halkı için derin bir manevi anlam taşıdığını ifade etti. Gölcük Yaylası'nın geleceğine bölge halkı ve bilim insanlarıyla birlikte yön vermek amacıyla toplandıklarını hatırlatan Turan, havzanın geçmişte turizmde yakaladığı altın çağları yeniden canlandırmak adına bu tür bilimsel verilerin tescil edilmesinin hayati olduğunu vurguladı. Doğal kaynakların tahrip edilmeden gelecek nesillere aktarılmasının belediyecilik stratejilerinin merkezinde yer aldığını söyleyen belediye başkanı, ilçedeki her bir vatandaşın bu gölün çevresinde anıları ve ortak bir hafızası olduğunu belirterek projenin lojistik önemine dikkat çekti.

Lidya krallarından Santorini patlamasına uzanan yedi bin yıllık kozmik hafıza

Bilimsel araştırma safhasının en çarpıcı detayları, projenin akademik yürütücülüğünü üstlenen uzmanlar tarafından detaylı bir sunumla katılımcılara aktarıldı. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Okan Külköylüoğlu, havzadan alınan dip çamuru ve sediment örneklerinin laboratuvar testlerini paylaştı. Yapılan analiz tescilleri sonucunda gölün yaklaşık 7 bin 400 yıllık kesintisiz bir tabiat tarihine sahip olduğunun belirlendiğini söyleyen Külköylüoğlu, dünya bilim literatürüne geçmiş uluslararası makalelerin ve saha çalışmalarının bu proje çatısı altında ilk kez tek bir veri tabanında derlendiğini açıkladı.

Tarihsel dökümlerde havzanın çok eski dönemlerde "Forevya" ismiyle anıldığını ve Lidya Kralı Toreos ile doğrudan bağları bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Külköylüoğlu, gölün adeta bir zaman kapsülü vazifesi gördüğünü belirtti. Akdeniz havzasının en büyük jeolojik kırılmalarından biri olan Santorini'deki volkanik patlamanın küllerinin ve kimyasal izlerinin bile Ödemiş'teki bu gölün derinliklerinde tescil edildiğini ifade eden uzmanlar, bu durumun gölü küresel iklim ve dünya coğrafya tarihi araştırmaları için eşsiz bir laboratuvar haline getirdiğini savundu. Hazırlanacak ekosistem raporu, göldeki mikroorganizma çeşitliliğini haritalandırarak kirlilik oranlarını ve su seviyesi değişimlerini de anlık olarak takip etme imkanı sunacak.

Mavi büyüme stratejisi iç suların ekonomik ve ekolojik değerini tescilliyor

Yerel kalkınma ajanslarının bölge ekonomisini canlandırırken çevre koruma kurallarına odaklanması, yeni nesil sürdürülebilirlik tüzüklerinin temelini oluşturuyor. Konunun finansal ve stratejik boyutuna değinen İZKA Mavi Büyüme Politikaları Birim Başkanı Dr. Saygın Can Oğuz, ajans olarak son beş yıldır kalkınma modellerinde doğrudan "mavi büyüme" kavramını rehber edindiklerini dile getirdi. Sadece deniz kıyılarının değil, göl ve akarsu gibi tüm iç su kaynaklarının korunmasının yanı sıra bu alanların çevreye zarar vermeden ekonomik değerinin artırılmasının hedeflendiği belirtildi.

İzmir'in Ege Denizi'ne olan uzun kıyı şeridinin ve liman potansiyelinin yanında, iç kısımlarda kalan tatlı su havzalarının da kentsel asayiş ve biyoçeşitlilik tescili açısından kritik birer doğal sermaye olduğu vurgulandı. Dr. Oğuz, bu proje ile gölün mevcut durumunun röntgenini çektiklerini ve elde edilecek verilerin önümüzdeki dönemde bölgeye yönelik yapılacak tüm tarımsal, altyapısal ve turistik yatırımlara bir rehber tüzük olacağını ifade etti. Projenin nihayete ermesiyle birlikte, göl çevresindeki kontrolsüz yapılaşmanın ve tarımsal atık baskısının önüne geçilerek havzanın doğal dengesine kavuşturulması hedefleniyor.

Kaynak: AA