SEMİ TEKTAŞ/İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Swissotel Büyük Efes İzmir'de düzenlenen “İZTO 2027-2030 Toplantısı”nda kentin geleceğini şekillendirecek projeleri ve stratejik hedefleri kamuoyuyla paylaştı. İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, İZTO meclis üyeleri ve basın mensuplarının katıldığı toplantıda, kentin sanayi, ulaşım, turizm, çevre ve altyapı sorunlarına yönelik kapsamlı bir yol haritası ortaya konuldu.
İzmir'in ekonomik potansiyelini daha güçlü bir şekilde değerlendirebilmesi için yeni bir planlama anlayışına ihtiyaç duyulduğunu belirten Özgener, özellikle Aliağa ve Torbalı'da yeni yaşam alanları oluşturulması, Çandarlı Limanı'nın sanayi üssüne dönüştürülmesi, Atatürk Stadı'nın yeniden inşa edilmesi ve kentin su güvenliğinin sağlanması gerektiğini vurguladı.
Özgener, projelerin yalnızca öneri olarak kalmaması için ortak iradeye ihtiyaç duyulduğunun altını çizerek, “Ortak akıl bize hangi yöne gitmemiz gerektiğini gösterir. Ortak irade ise o yönde birlikte ilerlememizi sağlar” dedi.
Aliağa ve Torbalı'da iki yeni yaşam merkezi önerisi
Özgener'in İzmir için ortaya koyduğu en önemli önerilerden biri, kentin kuzey ve güney aksında iki yeni alt bölge merkezi oluşturulması oldu. Aliağa ve Torbalı'nın yalnızca sanayi ve üretim bölgeleri olarak değil, konut, eğitim, sağlık, ulaşım ve sosyal yaşam olanaklarıyla bütünleşmiş yeni yerleşim merkezleri olarak planlanması gerektiğini belirtti. Aliağa'da çalışanların yüzde 55'inin, Torbalı'da ise yüzde 45'inin ilçe dışından geldiğine dikkat çeken Özgener, bu durumun ulaşım altyapısı üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu ifade etti. Önümüzdeki 20-30 yıllık gelişim dikkate alınarak hazırlanacak planlarla iki ilçenin kendi içinde güçlü ekonomik ve sosyal merkezlere dönüşebileceğini belirten Özgener, “İzmir, kuzey ve güneyinde alt bölge merkezleri olan gerçek bir metropol olarak ele alınmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Atatürk Stadı'nın yerine 50 bin kişilik yeni stat yapılmalı
İzmir'in spor ve organizasyon altyapısına ilişkin dikkat çeken bir öneri de Atatürk Stadı için geldi. Özgener, 1971 Akdeniz Oyunları kapsamında inşa edilen ve mevcut durumuyla büyük uluslararası organizasyonların ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalan stadın yıkılarak yerine 50 bin seyirci kapasiteli modern bir stadyum yapılmasını önerdi. Yeni stadın İzmir'i 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası'na ev sahipliği yapabilecek kentlerden biri hâline getirebileceğini ifade etti. Proje kapsamında yalnızca futbol stadyumu değil, büyük bir Kongre ve Sergi Sarayı ile Spor Müzesi de yapılması gerektiğini belirten Özgener, İZTO olarak Kongre ve Sergi Sarayı'nın yapımını üstlenmeyi hedeflediklerini açıkladı. Yeni kompleksin konserlerden uluslararası kongrelere, fuarlardan e-spor organizasyonlarına kadar geniş bir etkinlik yelpazesine hizmet etmesi amaçlanıyor.
Çandarlı Limanı rüzgâr enerjisinin sanayi üssü olmalı
Özgener, yıllardır tamamlanması beklenen Çandarlı Limanı için yeni bir ekonomik model önerdi. Limanın yalnızca yük taşımacılığına hizmet eden bir tesis olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Özgener, bölgede limanla bütünleşik bir organize sanayi bölgesi kurulmasını gündeme getirdi. Çandarlı Limanı'nın 6,35 milyon metrekarelik alanının özellikle deniz üstü rüzgâr enerjisi santrallerinde kullanılan büyük ekipmanların üretimi ve ihracatı için değerlendirilmesini önerdi. İzmir'in rüzgâr enerjisi ekipmanları üretiminde önemli bir sanayi birikimine sahip olduğunu vurgulayan Özgener, Çandarlı'da kurulacak üretim tesislerinin doğrudan limana erişim sağlayabileceğini, böylece büyük ölçekli ekipmanların gemilere yüklenerek uluslararası pazarlara gönderilebileceğini ifade etti. Bu modelle Çandarlı'nın limanı olan yeni bir sanayi ve ihracat üssüne dönüşmesi hedefleniyor.
İzmir'in su güvenliği için denizden içme suyu üretilmeli
İzmir'in geleceğinde en kritik sorunlardan birinin su güvenliği olduğunu belirten Özgener, iklim krizi ve kuraklığın etkileri nedeniyle kentin alternatif su kaynaklarına yönelmesi gerektiğini söyledi. İzmir'in su ihtiyacının yaklaşık yüzde 65'inin yer altı kaynaklarından karşılandığını hatırlatan Özgener, mevcut kaynaklara bağımlılığın uzun vadede ciddi riskler oluşturduğuna dikkat çekti. Deniz suyunun arıtılarak içme suyuna dönüştürülmesini sağlayacak sistemlerin İzmir için değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özgener, merkezi ve yerel yönetimlerin iş birliğiyle bu konuda vakit kaybetmeden harekete geçilmesini istedi. Tarımda su verimliliğinin artırılması, içme suyu şebekelerindeki kayıp ve kaçakların azaltılması ve alternatif su üretim teknolojilerine yatırım yapılmasının birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.
Kent içindeki sanayi bölgelerine yerinde dönüşüm modeli
Özgener, İzmir'in kent merkezinde kalan sanayi ve ticaret bölgelerinin geleceği konusunda da önemli bir öneri sundu. Kemeraltı, Gıda Çarşısı, Birinci, İkinci ve Üçüncü Sanayi siteleri, Ayakkabıcılar Sitesi, Dökümcüler Sitesi ve Karabağlar'daki mobilya üretim alanlarının kent ekonomisi açısından vazgeçilmez olduğunu belirtti. Bu bölgelerin doğrudan kent dışına taşınması yerine öncelikle yerinde dönüşüm olanaklarının araştırılması gerektiğini ifade etti. Özellikle depreme dayanıklı yapıların oluşturulması, altyapının yenilenmesi ve lojistik sorunların çözülmesiyle mevcut ekonomik faaliyetlerin korunabileceğini vurguladı. Gıda Çarşısı'nda ağır taşıt trafiğini azaltmak için cep lojistik merkezi kurulmasını ve ürünlerin küçük ölçekli taşıma sistemleriyle işletmelere ulaştırılmasını örnek gösterdi. Özgener, teknik incelemeler sonucunda yerinde dönüşümün mümkün olmadığının ortaya çıkması hâlinde taşınma seçeneğinin değerlendirilebileceğini kaydetti.
İkinci çevre yolu ve Körfez Geçiş Projesi hayata geçirilmeli
İzmir'in kronik trafik sorununun çözümü için büyük ölçekli ulaşım yatırımlarının gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Özgener, İkinci Çevre Yolu ve Körfez Geçiş Projesi'ni öncelikli yatırımlar arasında gösterdi. İzmir'de 2025 yılı itibarıyla ortalama trafik yoğunluğunun yüzde 54,1'e ulaştığını, yoğun saatlerde araçların ortalama hızının saatte 19,9 kilometreye kadar düştüğünü aktardı. Kentte sürücülerin trafik nedeniyle yılda yaklaşık 112 saat kaybettiğine dikkat çeken Özgener, mevcut ulaşım ağının büyüyen nüfus ve ekonomik hareketliliğe yanıt vermekte zorlandığını ifade etti. İkinci Çevre Yolu ve Körfez Geçiş Projesi'nin yanı sıra Halkapınar-Otogar Metro Hattı'nın hayata geçirilmesi, Karabağlar Metro Hattı'nın geliştirilmesi, havalimanına alternatif ulaşım güzergâhları oluşturulması ve deniz ulaşımının payının artırılması gerektiğini söyledi.
İzmir'in günlük 5 bin 500 ton atığı ekonomiye kazandırılmalı
İzmir'de atık yönetiminin de yeni bir anlayışla ele alınması gerektiğini vurgulayan Özgener, kentte her gün yaklaşık 5 bin 500 ton atık oluştuğunu açıkladı. Yıllık yaklaşık 2 milyon tona ulaşan bu miktarın yalnızca depolanacak bir yük olarak görülmemesi gerektiğini belirten Özgener, modern atık işleme ve geri kazanım tesislerinin kurulmasını önerdi. Atıkların ayrıştırılması, geri dönüştürülmesi ve ekonomik değere dönüştürülmesini sağlayacak çevre dostu tesislerin İzmir'in öncelikli yatırımları arasında yer alması gerektiğini söyledi. Harmandalı'nın rehabilitasyonunun da yeni atık yönetimi modelinin önemli bir parçası olduğunu ifade eden Özgener, Körfez'in temizliği konusunda da merkezi yönetim ile yerel yönetimin ortak sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı.
Çeşme Projesi hayata geçirilmeli, İnciraltı sağlık turizminin merkezi olmalı
İzmir'in turizm potansiyelinin yeterince değerlendirilemediğine dikkat çeken Özgener, Çeşme Turizm Projesi ve İnciraltı Sağlık Turizmi Projesi'nin hayata geçirilmesini kentin stratejik öncelikleri arasında gösterdi. Çeşme'deki turizm yatırımlarının İzmir'in uluslararası ziyaretçi kapasitesini artırabileceğini ve Adnan Menderes Havalimanı'ndan gerçekleştirilen uluslararası uçuşların gelişmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti. İnciraltı'nda ise uzun yıllardır devam eden planlama sorunlarının çözülmesi gerektiğini belirten Özgener, bölgenin sağlık turizmi yatırımlarıyla uluslararası ölçekte bir çekim merkezine dönüştürülebileceğini söyledi. İzmir'in yalnızca deniz, kum ve güneş turizmine bağımlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Özgener, Bergama ve Selçuk'ta tarih ve inanç turizminin, Urla'da gastronominin, Bakırçay ve Küçük Menderes havzalarında ise doğa ve tarım turizminin geliştirilmesini önerdi. Turizmde temel hedefin yalnızca daha fazla ziyaretçi çekmek değil, ziyaretçi başına elde edilen geliri artırmak olduğunu kaydetti.
Aliağa limanları ve Kemalpaşa Lojistik Merkezi için kritik yatırımlar
İzmir'in üretim ve ihracat gücünü artıracak yatırımlar arasında Aliağa limanlarının altyapısının güçlendirilmesi ve Kemalpaşa Lojistik Merkezi'nin tamamlanması da yer aldı. Aliağa limanlarında 2025 yılında yaklaşık 89,5 milyon ton yük elleçlendiğini belirten Özgener, bölgenin Türkiye'nin en büyük yük hacmine sahip liman merkezi olduğunu ifade etti. Buna karşın Sanayi Caddesi'nin yol kalitesi, tır parkı eksikliği ve demiryolu bağlantılarındaki yetersizliklerin çözülmesi gerektiğini söyledi. Kemalpaşa Lojistik Merkezi'nin ise ilk etapta 1,3 milyon metrekarelik bölümünün tamamlanmasının, ardından 1,7 milyon metrekarelik ikinci etabın yapımına başlanmasının planlandığını açıkladı. Projenin limanlarla demiryolu üzerinden bütünleştirilmesiyle sanayicilerin lojistik maliyetlerinin düşürülmesi ve kent merkezindeki ağır taşıt trafiğinin azaltılması hedefleniyor.
İZTO'dan yapay zekâ, eğitim ve araştırma yatırımları
Özgener, İzmir Ticaret Odası'nın 2027-2030 döneminde doğrudan üstlenmeyi planladığı projeleri de açıkladı. Üyelerin kamu işlemlerini tek noktadan gerçekleştirebilmesi için Kamu Hizmetleri Ofisi, işletmelerin yeşil ve dijital dönüşümünü desteklemek amacıyla İkiz Dönüşüm Merkezi ve yapay zekâ destekli yatırım simülasyonları için İZTO Future Lab kurulması hedefleniyor. Future Lab aracılığıyla işletmelerin deprem, ekonomik kriz, enerji kesintisi ve tedarik zinciri sorunları karşısındaki dayanıklılıklarının ölçülmesi, yeni yatırımların dijital ortamda test edilmesi planlanıyor. Ayrıca Stratejik ve Ekonomik Araştırmalar Merkezi ile İzmir ekonomisine ilişkin sektör bazlı verilerin düzenli olarak analiz edilmesi amaçlanıyor. Eğitim yatırımları kapsamında ise İzmir Ekonomi Üniversitesi'nin 120 milyon dolarlık Güzelbahçe Kampüsü'nün ilk etabının 2027 yılının ikinci yarısında hizmete açılması hedefleniyor.
Özgener'den İzmir'e ortak akıl ve ortak irade çağrısı
İzmir'in ekonomik büyüklüğü, üretim kapasitesi, limanları, turizm potansiyeli ve tarihsel birikimiyle Türkiye'nin en önemli kentlerinden biri olduğunu belirten Özgener, bu avantajların somut projelerle desteklenmesi gerektiğini söyledi. Kentin 2024 yılında 2,56 trilyon liralık gayrisafi yurt içi hasılayla Türkiye ekonomisinin yüzde 5,7'sini ürettiğini ve İstanbul ile Ankara'nın ardından üçüncü sırada bulunduğunu hatırlattı. Ancak mevcut ekonomik gücün korunmasının yeterli olmadığını, İzmir'in değişen küresel koşullarda rekabet edebilecek yeni bir kalkınma modeline ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek kuruluşları ve iş dünyasının ortak hedeflerde buluşmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Özgener, projelerin hayata geçirilmesi için kararlı bir iş birliği süreci yürütülmesini istedi.
Özgener, İzmir'in geleceğine ilişkin mesajını şu sözlerle tamamladı:
“İzmir'in geleceğini birbirimizden beklemeyelim. Birlikte üstlenelim, birlikte çalışalım, birlikte başaralım. Gücümüzü ortak aklımızdan, cesaretimizi ortak irademizden alalım. Ve hep birlikte, geçmişinden aldığı güçle geleceğe yön veren bir İzmir yaratalım. Çünkü ortak aklımız yolumuzu aydınlatacak. Ortak irademiz o yolu açacak.”




