Ekonomik krizin derinleştiği, asgari ücretin ve memur maaşlarının enflasyon karşısında hızla eridiği bu kritik dönemde, kamu emekçileri hak arama mücadelesini doğrudan karar alıcı mekanizmaların merkezine taşıdı. Ülke genelinde geçim sıkıntısının asimetrik bir boyuta ulaşması, geniş halk kitlelerini ve sabit gelirlileri sosyal bir darboğaza sürüklerken, sendikal örgütler de seslerini daha gür çıkarmaya başladı. Son olarak, Türkiye genelinde binlerce üyesi bulunan Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, kamu çalışanları ve emeklilerin insanca yaşama standartlarına kavuşabilmesi adına Ankara’da çok konuşulacak bir idari protestoya imza attı.

Meclis binasının hemen önünde bir araya gelen ve ellerindeki dövizlerle geçim sıkıntısına dikkat çeken kalabalık grup, yasal tüzüklerin kendilerine tanıdığı demokratik protesto hakkını kullandı. Eylemciler, hükümetin ekonomi yönetimini ve bütçe parselasyon politikalarını protesto eden pankartlar açtı. Ortak basın açıklaması metninin okunması esnasında meydanda sık sık, "Gün gelecek devran dönecek, AKP halka hesap verecek", "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz", "TÜİK yalanı emekçiyi eziyor" ve "Meclis uyuma, emekçiye sahip çık" sloganları yankılandı.

Seyyanen zam davasının anayasa mahkemesindeki dosyası acil kodlu olarak bekliyor

Protesto alanında kurulan kürsüden kamuoyuna ve parlamento üyelerine seslenen Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Orhan Yıldırım, mevcut mevzuat hükümlerinin memur ile memur emeklisini eşit kılmasına rağmen idari kararlarla bu eşitliğin bozulduğunu iddia etti. Kamu bürokrasisinde geçmiş dönemlerde hayata geçirilen düzenlemelerin yarattığı tahribata değinen Yıldırım, memurlara ödenen ancak emekli personelin maaş dökümlerine yansıtılmayan ek ödemelerin anayasal bir ihlal teşkil ettiğini savundu.

Bu adaletsizliğin giderilmesi için hukuki tescil süreçlerinin devam ettiğini hatırlatan Yıldırım, şu an yüksek yargının önünde duran kritik bir dosyaya dikkat çekti. Emeklilerin memurlarla eşit haklara sahip olduğunu belirten Yıldırım, "Emeklilerin şu an Anayasa Mahkemesi'nde olan, memurlara verilen ama emeklilere verilmeyen seyyanen zammın Anayasa Mahkemesi kararını bile beklenmeden derhal verilmesi gerekiyor" diyerek idareye çağrıda bulundu. Temmuz ayında memur maaşlarının ulaştığı seviyeler karşısında emeklilerin asgari yaşam koşullarını dahi sürdüremediğini vurgulayan Yıldırım, yüksek mahkemenin önündeki diğer tüm dosyaları bir kenara bırakarak en öncelikli sosyal kriz konusu olan bu davayı karara bağlaması gerektiğini ifade etti.

Resmi enflasyon verileri ile piyasa gerçekleri arasındaki uçurum derinleşiyor

Açıklamasında Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı resmi enflasyon oranlarına yönelik sert eleştirilerde bulunan Konfederasyon Başkanı, siber veri tabanlarında yayınlanan rakamların sokaktaki reel pahalılıkla uyuşmadığını iddia etti. Gelir dağılımındaki dengesizliğin ve milli gelirden emekçilere ayrılan payın her geçen gün düşmesinin temelinde bu yapay hesaplamaların yattığı tescil edildi.

Günlerce ablasının cesediyle yaşadı
Günlerce ablasının cesediyle yaşadı
İçeriği Görüntüle

Hükümetin geleceğe yönelik enflasyon öngörülerinin piyasa gerçekleriyle uyuşmadığını savunan Yıldırım, mevcut ekonomi kurmaylarının ne enflasyonu tahmin edebildiğini ne de çalışanların hakkını adil biçimde teslim edebildiğini öne sürdü. Bu çarpık sistemin sadece belirli sermaye gruplarını desteklediğini, geniş halk kitlelerini ise yoksulluk sınırının altına ittiğini söyleyen Yıldırım, "Biz Kamu-İş olarak bir an önce her şeyin üstünde yüzde 50 ek zam talep ediyoruz. Bu zam verilmediği takdirde memurlar ve memur emeklilerinin yaşam içerisinde zorunlu ihtiyaçlarını karşılaması mümkün değildir" diyerek asgari talep sınırını çizdi.

Demokratik eylem planı sokaklarda kararlılıkla sürdürülecek

Kamu çalışanlarının ve emekli sınıflarının anayasal haklarını korumak adına her türlü demokratik mekanizmayı işleteceklerini belirten sendika kurmayları, idari tüzüklerde yapılacak iyileştirmelerin bir lütuf değil, alın terinin yasal karşılığı olduğunu hatırlattı. Bütçe kaynaklarının adil dağıtılmaması halinde sokaktaki fiili mücadeleyi büyüteceklerinin altını çizdiler.

Eğer iktidar holdinglere ve yandaş yapılara bütçe ayırmayı sürdürüp memuru ve emekliyi görmezden gelmeye devam ederse, sendikal olarak asla uzlaşmacı bir tavır sergilemeyeceklerini belirten Orhan Yıldırım, konuşmasını şu sert uyarıyla tamamladı: "Kendi hakkımızı, milli gelirden bize düşen payı iyilikle vermezlerse, alanda, sokakta eylemlerle bunu eninde sonunda alacağımızı tüm kamuoyu bilmelidir." Eylemin ardından sendika üyeleri ve kamu çalışanları olaysız bir şekilde dağılırken, gözler önümüzdeki günlerde parlamentoda görüşülmesi beklenen bütçe ve maaş tüzüğü değişikliklerine çevrildi.

Kaynak: HABER MERKEZİ