SEMİ TEKTAŞ/İzmir Ticaret Borsası (İTB) Ağustos Ayı Olağan Meclis Toplantısı Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer idaresinde gerçekleştirildi. Gündeme dair önemli açıklamalarda bulunan Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, Türkiye ekonomisinin kritik bir sonbahara girdiğini belirterek eylül ayında açıklanması beklenen güncellenmiş Orta Vadeli Program’ın tarımsal üretim ve ticaret bakımından önemli bir dönüm noktası olacağını söyledi. Üretim maliyetleri yönetilmeden gıda fiyatlarında kalıcı istikrar sağlanamayacağını vurgulayan Kestelli, İzmir tarımının geleceğine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

İzmir’in üreticisi, tüccarı, sanayicisi, ihracatçısı, üniversiteleri ve limanlarıyla Türkiye’nin en dinamik tarım ekosistemlerinden birine sahip olduğunu ifade eden Kestelli; dijital tarım, su verimliliği, gıda güvenliği, genç çiftçilerin desteklenmesi ve kurumlar arası iş birliğinin öncelikli hale getirilmesi gerektiğini kaydetti.

“Tarladaki maliyet yönetilmeden raftaki fiyat düşmez”

Merkez Bankası’nın 2026 yılı üçüncü Enflasyon Raporu’nda yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 28’e, gıda enflasyonu tahmininin ise yüzde 28,5’e yükseltildiğini hatırlatan Kestelli, TÜİK verilerine göre tarımsal girdi fiyatlarının haziran itibarıyla yıllık yaklaşık yüzde 32 arttığını söyledi.

Üreticilerin geçen yıla kıyasla çok daha yüksek maliyetlerle karşı karşıya olduğunu belirten Kestelli, temel sorunun üretim aşamasında başladığını vurguladı:

“Üretim maliyetlerini yönetmeden gıda enflasyonunu nasıl kalıcı olarak düşüreceğiz? Tarladaki maliyeti yönetmeden raftaki fiyatı kalıcı biçimde istikrara kavuşturmak mümkün değildir.”

Gübre, mazot, yem ve enerji gibi temel girdilerde öngörülebilir bir maliyet yapısı oluşturulmasını isteyen Kestelli; üreticiler ile tarımsal sanayicilerin uygun koşullu finansmana erişiminin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Tarımsal desteklerin üretim kararlarından önce açıklanması ve zamanında uygulanması çağrısında bulunan Kestelli, fiyat dalgalanmalarını sınırlayacak güçlü bir piyasa altyapısının kurulmasını istedi.

“Mesele yalnızca enflasyon değil”

Tarım politikalarının sadece fiyatları düşürmeye odaklanmasının yeterli olmayacağını dile getiren Kestelli, üretim kapasitesinin korunmasının gıda güvenliği ve ekonomik istikrar bakımından hayati önem taşıdığını söyledi.

“Mesele yalnızca enflasyon değildir. Üretimin sürdürülebilirliği; gıda güvenliğimizin, üreticimizin geleceğinin ve ekonomik istikrarımızın temel şartıdır.”

Kestelli, tarımsal politikaların kısa vadeli fiyat hareketlerinin yanı sıra üreticinin geleceğini ve ülkenin üretim gücünü güvence altına alacak şekilde oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Kuru incirde 90 bin tonun üzerinde üretim beklentisi

Ege Bölgesi’nin önde gelen ihraç ürünlerinden kuru incirde yeni sezona ilişkin olumlu beklentileri paylaşan Kestelli, geçen sezona göre yaklaşık yüzde 20 rekolte artışı öngörüldüğünü açıkladı. Bu yıl kuru incir üretiminin 90 bin tonun üzerine çıkmasının beklendiğini belirten Kestelli, yüksek rekoltenin tek başına yeterli olmayacağı uyarısında bulundu.

“Bizim için asıl mesele yalnızca daha fazla üretmek değil; bu ürünü kaliteli, güvenli ve sürdürülebilir şekilde dünya pazarlarına ulaştırabilmek.”

Avrupa Birliği pazarındaki denetimlerin sıkılaştığına işaret eden Kestelli, Gıda ve Yem için Hızlı Alarm Sistemi’ndeki bildirim sayısının 2024-2025 sezonunda 155 iken geçen sezon 248’e yükseldiğini söyledi.

Okratoksin bildirimlerinde yaklaşık yüzde 280 artış yaşandığını, aflatoksin bildirimlerinde ise yüzde 50’ye varan düşüş görüldüğünü aktaran Kestelli, aflatoksinle mücadelede alınan sonuçların doğru uygulamaların önemini ortaya koyduğunu ifade etti.

Kuru incirde okratoksin uyarısı

Kestelli, kuru incirde okratoksin riskine karşı hasat öncesinden başlayarak toplama, kurutma, ayıklama ve depolama aşamalarının tamamında daha dikkatli davranılması gerektiğini vurguladı.

“Zincirin herhangi bir halkasındaki hata, bütün bir partinin risk altına girmesine neden olabiliyor. Şimdi aflatoksinle mücadelede gösterdiğimiz kararlılığı okratoksin konusunda da göstermemiz gerekiyor.”

İklim değişikliğinin sıcaklık, yağış düzeni ve kurutma koşulları üzerinden gıda güvenliği risklerini büyüttüğünü belirten Kestelli; üreticiler, ihracatçılar, kamu kurumları, borsalar, araştırma enstitüleri ve üniversiteler arasında kapsamlı bir iş birliği kurulmasını istedi.

“Temennimiz, bu bereketli sezonu yalnızca yüksek rekolteyle değil, yüksek kalite, güçlü gıda güvenliği ve sürdürülebilir ihracatla tamamlamak.”

İzmir tarımında 4,4 milyar dolarlık güç

Dünya tarımının teknoloji, iklim, enerji, su ve küresel jeopolitiğin kesişiminde stratejik bir konuma geldiğini belirten Kestelli, gıdaya erişimin artık yalnızca ekonomik değil, ülkelerin bağımsızlığıyla ilgili bir mesele olduğunu söyledi.

OECD ve FAO projeksiyonlarına göre küresel tarımsal üretimin gelecek 10 yılda yaklaşık yüzde 13 büyümesinin beklendiğini aktaran Kestelli, bu büyümenin yeni tarım arazilerinden çok verimlilik, teknoloji ve dayanıklılıkla sağlanacağını kaydetti.

Vatandaşın yatırım tercihi değişti
Vatandaşın yatırım tercihi değişti
İçeriği Görüntüle

İzmir’in bu dönüşüme önemli bir avantajla başladığını söyleyen Kestelli, kentin 2025 yılında 4,4 milyar dolarlık tarımsal ürün ihracatına ulaştığını hatırlattı:

“İzmir bu yarışa sıfırdan başlamıyor. Şehrimiz; üreticisi, tüccarı, sanayicisi, ihracatçısı, üniversiteleri, güçlü limanları ve köklü ticaret kültürüyle Türkiye’nin en dinamik tarım ekosistemine sahiptir.”

“İzmir’i yüksek katma değerli gıda üssü yapmalıyız”

İzmir’in mevcut ihracat gücünü korumasının yeterli olmayacağını belirten Kestelli, asıl hedefin kenti tarım ve gıda alanında küresel bir çekim merkezine dönüştürmek olması gerektiğini söyledi.

Akıllı sulama sistemleri, yapay zekâ destekli hassas tarım uygulamaları ve toprağın sağlığını gözeten onarıcı tarım modellerinin yaygınlaştırılmasını isteyen Kestelli, daha az su, enerji ve girdiyle daha yüksek katma değer yaratılması gerektiğini dile getirdi.

“Şehrimizin köklü tarımsal mirasını coğrafi işaretlerle, ürün çeşitliliğiyle ve uluslararası sertifikasyonlarla güçlendirerek İzmir’i Akdeniz havzasının yüksek katma değerli gıda üssü haline getirmeliyiz.”

Karbon ayak izini düşüremeyen, tarladan sofraya izlenebilirliği sağlayamayan ve Avrupa Yeşil Mutabakatı kriterlerine uyum gösteremeyen işletmelerin küresel pazarlarda kalıcı olamayacağını ifade eden Kestelli, yeşil dönüşümün bir tehdit değil, İzmir için sıçrama fırsatı olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

Gençler tarımdan uzaklaşıyor

Türkiye’de çiftçilerin yaş ortalamasının 58’i aştığına dikkat çeken Kestelli, genç kuşakların üretimden uzaklaşmasının tarımın geleceğini tehdit ettiğini belirtti.

“Gençlerin dahil olmadığı, kuşak geçişini sağlayamayan bir tarım sektörünün sürdürülebilir olması mümkün değildir.”

Tarımın gençler açısından katma değerli, öngörülebilir gelir sağlayan ve teknolojiyle bütünleşmiş bir girişimcilik alanına dönüştürülmesi gerektiğini kaydeden Kestelli, sektörün gençlerin dijital vizyonuna, inovasyon gücüne ve küresel bakışına ihtiyacı olduğunu dile getirdi.

Tarımsal ticarette dijital dönüşüm çağrısı

Geleneksel ticaret alışkanlıklarının piyasanın hızına ve küresel rekabetin şartlarına yanıt vermekte zorlandığını belirten Kestelli, fiziki ticaretin sağladığı güvenin dijital araçlarla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Lisanslı depoculuğun tam kapasiteyle çalıştırılması, elektronik ürün senedi ticaretinin derinleştirilmesi, dijital ticaret platformları ile sözleşmeli üretim modellerinin yaygınlaştırılması gerektiğini vurgulayan Kestelli, çağın gereklerine uyum sağlayan şeffaf bir tarımsal ticaret sisteminin kurulmasını istedi.

“İzmir tarımını güçlü bir ekosistem inşa edecek”

İzmir tarımının geleceğinin tek bir kurumun çalışmasıyla şekillendirilemeyeceğini belirten Kestelli; kamu kurumları, yerel yönetimler, meslek örgütleri, üniversiteler ve üretici birlikleri arasında ortak akıl kültürünün geliştirilmesi çağrısında bulundu.

“Her kurumun kendi kabuğuna çekildiği, birbirinden kopuk yürütülen projelerin sahada kalıcı ve derin bir etki yaratma şansı yoktur. Geleceğin İzmir tarımını sadece bir kurum değil, ortak akla önem veren ve birlikte hareket eden güçlü bir ekosistem inşa edecektir.”

Muhabir: SEMİ TEKTAŞ