İzmir'de estetik ve güzellik operasyonlarında denetimsizlik, ruhsatsız çalışan mekanlar ve tıp etiğini hiçe sayan uygulamalar bir kez daha gencecik değil, olgun yaştaki bir kadının hayatını kararttı. Kentin en nezih semtlerinden birinde, yasal olarak sadece eğitim verme yetkisi bulunan bir kurs merkezinin gizli bir ameliyathaneye dönüştürüldüğü, uzmanlığı bulunmayan kişilerin ve tıp disiplininden uzaklaşmış hekimlerin bu güvensiz ortamlarda cerrahi müdahale niteliğinde işlemler gerçekleştirdiği adli makamların incelemesiyle tescillendi. Kamu sağlığını hiçe sayarak merdiven altında yürütülen bu ticari çark, sadece bir illegal faaliyet olmanın ötesine geçerek bir insanın yaşam hakkının ellerinden alınmasıyla sonuçlandı. Adli tıp kurumlarının ve savcılık birimlerinin titiz incelemeleri neticesinde hazırlanan suç dosyası, izinsiz estetik furyasının ulaştığı korkunç boyutları gözler önüne seriyor.
Bostanlı'da lüks binada gizlenen yasa dışı ameliyathane
İzmir'in prestijli yerleşim alanlarından biri olan Karşıyaka ilçesinde, takvimler 29 Ekim 2024'te Bostanlı Mahallesi sınırlarını gösterirken tüm kenti sarsacak trajik bir olay yaşandı. Lüks apartmanların arasında faaliyet gösteren ve dışarıdan bakıldığında sadece estetisyenlik eğitimi veren kurumsal bir eğitim kurumu gibi görünen adrese giden Melike Çiftçi, burada cerrahi ve tıbbi müdahale niteliği taşıyan bir operasyon geçirdi. Merdiven altında yapılan bu hatalı işlemin hemen ardından fenalaşan talihsiz kadın, apar topar acil servis ekiplerince hastaneye kaldırılsa da burada doktorların yaptığı tüm çabalara rağmen hayatını kaybetti. Çiftçi'nin ani ve şüpheli ölümü üzerine yasa boğulan ailesinin adliye sarayına giderek şikayetçi olması, merdiven altı estetik çetesinin kurduğu sistemin çökertilmesi için ilk kıvılcımı çaktı.
Ağır ihmal basit taksir sınırlarını çoktan aştı
Olayın ardından derinleştirilen soruşturmada, cumhuriyet savcısının elde ettiği deliller ve otopsi raporu ölümün altındaki korkunç ihmali gün yüzüne çıkardı. Uzman adli tıp hekimlerinin incelemesine göre Çiftçi'nin, kalça dolgusu işlemine bağlı gelişen ve silisyum içerikli kimyasal maddelerin enjeksiyonundan ileri gelen yağ embolisi sonucunda boğularak can verdiği kesinleşti. Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen kapsamlı tahkikat sonucunda hazırlanan ve Karşıyaka 6’ncı Asliye Mahkemesi tarafından kabul edilen resmi iddianamede, baş şüpheli doktor Ö.Ö. ve işletmenin sahibi olan kardeşi K.Ö.'nün suç ortaklığı deşifre edildi.
Savcılık, şüpheli hekimin bu kritik enjeksiyon işlemini kesinlikle ameliyathane vasfına haiz olmayan, bu tür cerrahi operasyonların yapılması için hiçbir idari ve tıbbi izni bulunmayan, sadece eğitim kursu statüsündeki bir iş yerinde yaptığını vurguladı. Bu nedenle sanığın sergilediği bu kusurlu davranışın basit bir ihmal veya basit taksir olarak değerlendirilemeyeceğine dikkat çekilerek, ceza sınırının en üst haddine çekilmesi gerektiği hukuken savunuldu.
Sanık doktorun sabıkası benzer cinayetlerle dolu çıktı
Yargılamaya başlanan adli dosyada, sanık kürsüsünde oturan 60 yaşındaki doktor Ö.Ö.'nün tıp dünyasında adeta bir "seri sahte estetikçi" gibi hareket ettiği, geçmişte de benzer suçlardan adliye koridorlarını aşındırdığı görüldü. Yapılan sicil ve arşiv taramalarında, sanık hekim hakkında daha önceden açılmış çok sayıda taksirle yaralama ve Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ile Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'a muhalefet suçlarından biriken ceza dosyalarının olduğu belirlendi.
En dehşet verici detay ise sanığın geçmişindeki bir diğer ölüm davası oldu. Doktor Ö.Ö.'nün, İstanbul Beylikdüzü'nde 19 Eylül 2020'de Kübra Boyraz isimli genç bir kadının yine ruhsatsız bir merkezde yapılan kalça dolgusu operasyonunun ardından hayatını kaybetmesi davasında baş fail olarak yargılandığı ortaya çıktı. O davada 14 Temmuz 2023 tarihinde taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçlamasıyla 6 yıl hapis cezasına çarptırılan sanığın, bu cezaya ve geçmişteki sabıkalarına rağmen uslanmayarak İzmir'de kaçak operasyonlarına devam etmesi, Karşıyaka'daki vakada bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasını zorunlu kıldı.
Fenalaşan kadını kucaklayarak arabaya bindirdikleri anlar kamerada
Suçun işlendiği anlara ve sonrasında yaşanan paniğe dair en somut deliller ise sokaktaki esnafın güvenlik kameraları ve devletin Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) kayıtlarından elde edildi. Adli dava dosyasına giren şok edici görüntülerde, Melike Çiftçi’nin yürüyerek ve son derece sağlıklı bir biçimde estetik yaptırmak amacıyla kurs merkezine giriş yaptığı görülüyor. Ancak operasyonun tamamlanmasının ardından, kimyasal maddenin damarlara karışmasıyla birlikte fenalaşan kadının, klinikteki personeller tarafından kucaklanarak acı içinde binadan dışarıya çıkarıldığı kameralara yansıyor. Çalışanların ambulans çağırmak yerine sorumluluktan kaçmak adına talihsiz kadını yoldan geçen sivil bir otomobile bindirerek uzaklaştırmaya çalıştığı, olaydan kısa bir süre sonra ise operasyonu yapan firari doktor Ö.Ö.’nün hiçbir şey olmamış gibi sakin adımlarla kurs binasına geri döndüğü anlar saniye saniye delil klasörlerine eklendi.
Altı şüpheli için asırlık hapis cezaları talep ediliyor
Yargılama safhasına geçilen bu trajik cinayet davasında adalet mekanizması, sadece operasyonu yapan hekimi değil, bu yasa dışı organizasyona zemin hazırlayan ve gerçeği örtbas etmeye çalışan tüm çalışanları da ceza kapsamına aldı. İddianameye göre, operasyonu gerçekleştiren sanık doktor Ö.Ö. ile burayı illegal bir hastane gibi kullandıran kurs sahibi kardeşi K.Ö. hakkında, bilinçli taksirle ölüme neden olma suçundan 2'şer yıl 8'er aydan 9'ar yıla kadar ağır hapis cezası talep edildi.
Ayrıca, binada görev yapan ve olayın tüm detaylarına, kadının fenalaşma anına tanıklık etmelerine rağmen adli kolluk birimlerine çelişkili beyanlar vererek delilleri karartmaya yeltenen kurs merkezindeki 4 çalışan da sanık yapıldı. Bu 4 iş yeri personeli hakkında da suçluyu kayırma suçlamasıyla 6'şar aydan 5'er yıla kadar hapis cezası istemiyle hakim karşısına çıkarılmalarına karar verildi. Karşıyaka Adliyesi'nde görülecek olan bu ibretlik dava, Türkiye'de ruhsatsız estetik merkezlerine yönelik yaptırımların sertleşmesi açısından bir milat olarak kabul ediliyor.





