Cumhuriyet Halk Partisi'nde 38. Olağan Kurultay'a ilişkin mahkemenin verdiği "mutlak butlan" kararının ardından genel başkanlık görevini yeniden üstlenen Kemal Kılıçdaroğlu, Sözcü TV ekranlarında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Senem Toluay Ilgaz'ın moderatörlüğünde gerçekleşen programda gazeteciler Aslı Kurtuluş Mutlu ve Barış Terkoğlu'nun sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, kurultay kararı, Özgür Özel ile yaşanan görüş ayrılıkları, belediyelere yönelik soruşturmalar ve CHP'nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Mutlak butlan kararını neden kabul etti?
Kılıçdaroğlu, mahkemenin verdiği kararı kabul etmesinin nedenini açıklarken, aksi durumda partiye kayyum atanabileceğini savundu.
Partiye bir kaymakamın kayyum olarak atanmasının daha büyük bir sorun yaratacağını belirten Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararının yalnızca kendisini değil, eski parti yönetimini ve Parti Meclisi'ni de göreve getirdiğini ifade etti. Kararın amacının CHP'nin üzerinde oluşan şaibe tartışmalarını sonlandıracak yeni bir kurultayın önünü açmak olduğunu söyledi.
Karardan önceden haberi var mıydı?
Kurultay kararından bir gün önce yayımladığı videonun hatırlatılması üzerine konuşan Kılıçdaroğlu, kararın çıkacağını önceden bilmediğini dile getirdi.
Mahkeme üyeleriyle ya da herhangi bir yargı mensubuyla görüşme yaptığı yönündeki iddiaları kesin bir dille reddeden Kılıçdaroğlu, böyle bir durumun kanıtlanması halinde görevi bırakacağını söyledi. CHP'nin geçmişten bugüne ahlaki üstünlüğüyle öne çıktığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, partinin kirli ilişkilere asla izin vermeyeceğini ifade etti.
Özgür Özel'e yönelik eleştiriler
Programın en dikkat çeken bölümlerinden biri Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e yönelik eleştirileri oldu.
Özel'in iktidarla yürüttüğü görüşmeleri sorgulayan Kılıçdaroğlu, "Erdoğan ile neyi müzakere ettiniz?" sorusunu yöneltti. CHP'nin sorunlarının iktidar temsilcileriyle görüşülmesini doğru bulmadığını belirten Kılıçdaroğlu, siyasetin çözüm üretme alanı olduğunu ve muhalefetin iktidara karşı net bir duruş sergilemesi gerektiğini savundu.
Kurultayın ardından Özel ile görüştüğünü belirten Kılıçdaroğlu, belediye yönetimleri ve parti disiplini konusunda bazı uyarılarda bulunduğunu da aktardı.
Belediyelere yönelik soruşturmalarla ilgili ne dedi?
CHP'li belediyelere yönelik yürütülen soruşturmalar hakkında da değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, geçmişte belediye başkanlarına hesap verebilirlik ve kamu kaynaklarının kullanımı konusunda sürekli uyarılarda bulunduğunu söyledi.
Soruşturmalarda adı geçen bazı isimlerin kendi döneminde görev almaya başlamasının hatırlatılması üzerine ise dosyalarda yer alan itiraf ve iddialara dikkat çekti. Yolsuzluk iddialarının siyasi kimliğe bakılmaksızın araştırılması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, CHP'nin kişisel çıkarlara kapı açan bir yapı olmadığını savundu.
İBB soruşturması ve İmamoğlu değerlendirmesi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik soruşturmalara da değinen Kılıçdaroğlu, iddianamelerin tamamını okumadığını ancak hukukçulardan oluşan bir komisyonun dosyaları incelediğini söyledi.
Ekrem İmamoğlu'nun tutuklandığı süreçte kendisine destek verdiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, bugün de aynı noktada olduğunu belirtti. Ancak yolsuzluk iddialarının da tarafsız şekilde incelenmesi gerektiğini ifade ederek, yargılamaların tutuksuz sürdürülmesinden yana olduğunu dile getirdi.
"CHP davaları siyasi değil" çıkışı
Programın en çok tartışılan açıklamalarından biri ise CHP'li belediyelere yönelik davalara ilişkin değerlendirmesi oldu.
Yargının bağımsız olmadığı görüşünü yineleyen Kılıçdaroğlu, Can Atalay, Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala davalarını siyasi dava olarak nitelendirdi. Buna karşılık CHP'li belediyelere yönelik bazı soruşturmalarda somut deliller ve mali kayıtların bulunduğunu öne sürerek bu dosyaların siyasi davalarla aynı kategoride değerlendirilemeyeceğini savundu.
Kayyum tartışmalarına son noktayı koydu
Kayyum tartışmalarıyla ilgili son kez konuşan Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararının kabul edilmesinin partiye dışarıdan müdahalenin önüne geçtiğini söyledi.
Kendisinin kayyum olarak görevlendirilmesini hiçbir zaman kabul etmeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, mahkemenin kurultayı geçersiz sayması halinde eski yönetimin göreve dönmesinin hukuki bir sonuç olduğunu ifade etti. CHP'nin yeniden kurultaya gitmesi gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, "Benden neden korkuyorlar?" sözleriyle açıklamalarını sürdürdü.
"İtirafçının oğlu neden A takımında?"
Gazeteci Aslı Kurtuluş Mutlu'nun, soruşturmalarda itirafçı olan Veysi Uyanık'ın oğlu Ahmet Hakan Uyanık'ın CHP yönetimindeki konumunu sorması üzerine Kılıçdaroğlu dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Ahmet Hakan Uyanık'ın eğitimli ve donanımlı bir isim olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, bir kişinin babasının yaptıkları nedeniyle yargılanamayacağını söyledi.
"Babadan dolayı çocuğu suçlayamazsınız" diyen Kılıçdaroğlu, Uyanık'ın birkaç dil bilen, iyi eğitim almış bir genç olduğunu belirterek siyaset kurumunun böyle isimlere ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
"İtirafçıları partiden atmayacağız"
İtirafçılarla ilgili de konuşan Kılıçdaroğlu, para alışverişine doğrudan karışanlarla, yaşananlara tanıklık ederek gerçeği ortaya koyan kişilerin aynı kefeye konulamayacağını söyledi.
Kılıçdaroğlu, "Gerçeği söyleyen, gördüklerini anlatan insanları partiden atmak doğru olmaz. Para trafiğine sadece şahit olmuş ve bunu açıklayan kişileri partiden ihraç etmeyi düşünmüyoruz" ifadelerini kullandı.
"Seçmen size neden inanmıyor?" sorusuna yanıt
Kılıçdaroğlu, seçmenin bir bölümünün kendisine neden inanmadığı sorusuna ise medya düzeni üzerinden yanıt verdi.
Televizyon kanallarının önemli bölümünün tek taraflı yayın yaptığını savunan Kılıçdaroğlu, vatandaşların sürekli aynı yayınları izlediğini ve bu nedenle farklı görüşlere ulaşmakta zorlandığını söyledi.
CHP'li bir milletvekilinin medya kuruluşlarına yönelik para ödemeleri iddiasının sorulması üzerine ise televizyon kanallarının isimlerini bilmediğini belirterek geçmişte de medya kuruluşlarıyla resmi ve yasal çerçevede protokoller yapıldığını ifade etti.
"Gerekirse iki taraf da Yargıtay başvurusundan vazgeçer"
Kurultay sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, partiyi en kısa sürede yeniden kurultaya götürmek istediğini söyledi.
Mahkemenin verdiği tedbir kararının bulunduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, bu süreçte partinin çalışmalarını sürdüreceğini belirtti.
Yargıtay sürecinin aşılması için karşılıklı görüşmeler yapılabileceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Gerekirse iki taraf da Yargıtay başvurusundan vazgeçebilir. Bu konuşulabilecek bir konu" dedi.
"Olağanüstü değil, olağan kurultay yapılacak"
Kılıçdaroğlu, CHP'de olağanüstü kurultay değil olağan kurultay yapılacağını vurguladı.
Yargıtay sürecinin sona ermesi halinde en fazla 4-5 ay içinde kurultayın gerçekleştirilebileceğini belirten Kılıçdaroğlu, eski delegelerle yapılacak bir kurultayın yeni tartışmaları beraberinde getireceğini savundu.
Partinin mahalle delegelerinden başlayarak yeniden seçim sürecine gitmesi gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, bunun CHP açısından en sağlıklı yöntem olacağını ifade etti.
FETÖ tartışmalarına açıklık getirdi
Programda kendisine yöneltilen FETÖ eleştirilerine de yanıt veren Kılıçdaroğlu, geçmişte birçok siyasetçinin ve gazetecinin bugün FETÖ olarak tanımlanan yapının medya organlarında yer aldığını söyledi.
Özgür Özel'in daha önce MİT'ten destek alındığı yönündeki açıklamalarına dikkat çeken Kılıçdaroğlu, kendisinin de bu açıklamalar üzerinden değerlendirmede bulunduğunu belirtti.
"Geçmişte tanımadığım bazı isimlerin sonradan FETÖ bağlantılı olduğu ortaya çıktı. Benim kastettiğim kişiler bunlardı" ifadelerini kullandı.
"Cumhurbaşkanı adayını şimdi neden tartışıyoruz?"
Cumhurbaşkanı adaylığı tartışmalarına da değinen Kılıçdaroğlu, öncelikle mevcut sistemin değişmesi gerektiğini savundu.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni kabul etmediğini belirten Kılıçdaroğlu, CHP'de adayın tek kişi tarafından değil yetkili kurullar tarafından belirleneceğini söyledi.
Ekrem İmamoğlu'nun adaylığına ilişkin soruya ise "Zamanı geldiğinde değerlendirilir. Eğer hukuki engeller ortadan kalkarsa herkes aday adayı olabilir" yanıtını verdi.
"Neden bana genel başkan demiyorsunuz?"
Kılıçdaroğlu, program sırasında medyaya da eleştiriler yönelterek mahkeme kararıyla göreve geldiğini ancak bazı yayın organlarının kendisinden "Genel Başkan" olarak söz etmediğini söyledi.
Kendisine ve ailesine yönelik sosyal medyada yoğun saldırılar yapıldığını öne süren Kılıçdaroğlu, eşinin de tehdit edildiğini belirtti.
"Benim ailem, geçmişim ve siyasi mücadelem ortada. Hayatım boyunca yolsuzluklara ve haksızlıklara karşı mücadele ettim" diyen Kılıçdaroğlu, CHP'nin eleştiri kültürünü korumaya devam edeceğini ifade etti.
Parti içinde kimsenin ötekileştirilmemesi gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, farklı görüşlerin özgürce ifade edilmesinin CHP'nin temel değerlerinden biri olduğunu söyledi.
EKREM İMAMOĞLU CHP'NİN CUMHURBAŞKANI ADAYI MI?
"Cumhurbaşkanı adayımızı niye tartışıyoruz ki? Ben bu rejimi kabul etmiyorum ki. Ben bu sistemi kabul etmiyorum, tek adam sistemini kabul etmiyorum ki. Biz Anayasayı değiştirmek istiyoruz. Bizim adayımızı yetkili organlar belirler. Burası AKP değil, MHP de değil. CHP'de ciddi bir itiraz kültürü vardır. Herkes düşüncelerini söyler, itiraz edenleri de genel başkan sonuna kadar dinler. 16,5 milyon insan imza vermiş saygı duyuyorum.
Zamanı gelir ve eğer Anayasa değişmezse, mecburen bir Cumhurbaşkanı adayı belirlememiz gerekirse bakacağız elbette. İmamoğlu aday adayı mı bilmiyorum ki. Müslim Sarı dedi ki sorun çıkmazsa, mahkemeden adaylığının önünde bir engel olmazsa elbette herkes aday adayı olabilir. Bir sürü aday adayı vardır, olabilir"
"CHP'DEN SÖZCÜ TV'YE PARA ÖDENMEDİ"
Ilgaz: CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen'in "Özgür Özel yönetiminin bazı televizyon kanallarına, gazetelere ve sosyal medyadaki kimi hesaplara toplam 755 milyon TL ödeme yapıldığı" iddiası var. Bu parayla size kumpas kurulsun diye yayın yapıldığını belirtti. İsim isim açıklar mısınız kime gitti bu paralar?
"Şimdi doğrusunu isterseniz televizyon kanallarını bilmiyorum. Benim partinin muhasebesine gideyim, neler oldu, ne yapılmış bakmak gibi durumum yok. Geçmişte de CHP'nin bazı televizyon kanalları ile protokolü vardı. Biz onlara belirli bir bedel öderdik ve bu protokolü Sayıştay ve Anayasa Mahkemesi denetlerdi. Ancak sosyal medya ile ilgili bir harcamamız yoktu.
Sözcü TV'ye para ödenmedi. Ancak sosyal medyaya yapılan ödemeler var. Bizim zamanımızda da anlaşmalı kanallar vardı, bunlar arasında Sözcü TV yoktu. Şimdi kanalların yanı sıra sosyal medya hesaplarına da yapılan ödemeler var. Ben gazetecileri isim isim bilmiyorum"
"GEREKİRSE YARGITAY BAŞVURUSUNDAN VAZGEÇERİZ"
Terkoğlu: "Bu nasıl bir tedbir kararı ki size disipline sevk hakkı veriyor, ihraç hakkı veriyor, il başkanlarını görevden alma ve atamalar yapma hakkı veriyor, bir tek kurultay yapamıyorsunuz. Bu nasıl bir tedbir?"
"Bunu hukukçular otursunlar, eleştirsinler. Şunu söyleyeyim kesinlikle partiyi en kısa sürede kurultaya götüreceğim. Dilekçeler geldi değil mi. Aldık onu, istediler ağırladık. Açıklama yapacağız dediler ve önlerine kürsüyü koyduk. Hiçbir gerginliğe izin vermeden bunları yapıyoruz.
Mahkemenin 'tedbir' kararı var. Yargıtay süreci olduğu için yapamıyoruz deniliyor. Bakın ben hukukçu değilim. Ancak elbette bu süreçte parti çalışacak. Tedbir kararı kalkana kadar biz hiçbir şey yapmayacağız gibi bir durum yok.
İtirazı yapanlar Özgür Bey. Karşı tarafla konuşuruz, gerekirse iki taraf da Yargıtay başvurusundan vazgeçer. Bu konuşulabilir"
KILIÇDAROĞLU KURULTAY İÇİN TARİH VERDİ!
"Olağanüstü kurultay değil. Olağan kurultay yapılacak. Yargıtay'daki başvuru çekilirse olağan kurultayı en fazla 4-5 aya yaparız. Olağan kurultay sonuçta il başkanı seçimleri var, delegelerin seçimleri var. Zaten eski delegelerle yapamayız efendim. Mahkeme şaibe var diye iptal etmiş, siz gidip o delegelerle kurultay yapın diyorsunuz.
Bundan da bir mutlak butlan kararı çıkar. Parti bu kadar yorulur mu? Delegeye mi güvenmiyorsunuz? Başlarsınız mahalleden itibaren seçimlere, gelirsiniz kurultayı yaparsınız mesele bu kadar basit"
KILIÇDAROĞLU'NDAN 'FETÖ' İDDİALARINA YANIT
Terkoğlu: "Siz kamuoyunda çok tartışılan bir ifade kullandınız. Fetö ithamında bulundunuz. İsim vermeseniz de parti içindeki isimleri hedef aldınız. Şunu söylemek istiyorum. Sizin görev sürenizde danışmanınız Fatih Gürsu FETÖ'den ceza aldı. Milletvekili yaptığınız Aykan Erdemir şu anda FETÖ firarisi. "Fethullah Gülen bir bilgedir" diyen Muhammet Çakmak'ı siz Parti Meclisi üyesi yaptınız. Zaman Gazetesi'ni ziyaret ettiniz. FETÖ'nün en gözde olduğu zamanlarda Zekeriya Öz'e 'şerefli bir gazeteci' demiştiniz. 15 Temmuz gecesi sizin Bakırköy'de bir evde oturmanız ve Özel'in Meclis'e gitmesi gündem olmuştu. Tüm bunlara rağmen eski yol arkadaşlarınıza, iktidarın size yapmış olduğu dille "FETÖ" ithamında bulunmanız ayıp olmuyor mu? "
Şimdi bunu neden söyledim. Doğru verdiğiniz bilgiler. O dönem FETÖ'nün gazeteleri vardı, televizyonları vardı. Ekrem Bey de orada spor programları sunuyordu. Hiçbir zaman öyle bir suçlama yapmadık. Özgür Bey şöyle bir açıklama yaptı, MİT müsteşarını kastederek "CHP'nin yurt dışı ofislerinden çok sayıda başvuru alıyoruz. Üye alımı sırasında CHP'ye FETÖ ya da terör örgütleri sızmasın diye MİT'ten istihbarat desteği istedik" demişti. Ben de buna dikkat çektim. Ne var bunda?
MİT'ten FETÖ'cüler girmesin diye destek istemişler. Ben de diyorum ki kim bunlar? Geçmişte tanımadığım bazı isimler FETÖ'cü çıktılar. Ben de bu isimleri kastettim tabii ki. Gayet insani bir şekilde"
SEÇMEN NEDEN KILIÇDAROĞLU'NA İNANMIYOR?
"Televizyonların tek taraflı yayın yapmasıyla alakalı elbette. Bir televizyon kanalı var. Bizim söylediklerimizin hiçbirini söylemiyor. Tabanımız da gidip orayı izliyor. Oradan çıkanları doğru kabul ediyor"
İTİRAFÇILARI PARTİDEN ATMAYACAĞIZ"
"Gerçeği söyleyen bir insanı. Doğruları söyleyen bir insanı nasıl aynı kefeye koyarsınız? Para alan ve para vereni aynı kefeye koymam. Para alıyorsa ve oyunu kullanıyorsa olmaz.
Ancak para aldığını görüyor ve bunun tanıklığını yapıyorsa onu partiden atmak olmaz elbette. Para trafiğine sadece şahit olmuş itirafçıları elbette partiden atmayacağız"
İTİRAFÇININ OĞLU NEDEN A TAKIMINDA?
Mutlu: Bu davada itirafçı olan Veysi Uyanık'ın oğlu Ahmet Hakan Uyanık sizin A takımınızda. Neden?
"Ahmet Hakan Uyanık'ı tanıyor musunuz? Kendisi şu anda askerde. Eğitimini biliyor musunuz? Olağanüstü bir eğitimi var. Babadan ötürü çocuğunu neden yargılıyorsunuz? 5 yaşında 10 yaşında olsa tamam. Ya bu askere gidiyor artık ve parti meclisi üyesi.
Parti meclisi üyesi de yıllar öncesinde. Mahkeme kararıyla geliyor. Babalar yüzünden çocuklar yargılanmaz. Sizin kardeşiniz ahlaksızca bir şey yapsa ben sizi eleştiremem. Babasının yüzünden neden çocuğu suçlayayım?
Bu çocuk çok iyi eğitim almış birisi, birkaç dil bilen, en iyi eğitimleri almış birisi. Bizim siyasetçi yetiştirmemiz lazım. Kendisiyle hiç konuşmadım bu konuyu. Çocuğu alıp babasına, babasını alıp çocuğuna düşman etmem"
PARTİYİ ARINDIRMA GÖREVİNİ SİZDEN KİM İSTEDİ?
"CHP'nin tarihinde böyle şeyler yoktur. Bunu benden isteyen de CHP'nin tarihidir.
Böyle belediye başkanları olmuştur, milletvekilleri olmuştur ancak CHP'nin ahlaki üstünlüğü tartışılmazdır. Benim görevim bu.
Partiyi kuruluşundaki ahlaki kodlara döndürmek zorundayız. Bunu yapmadığım taktirde ben partiye ihanet etmiş olurum. Para pul işine giren insanı ben nasıl koruyacağım. Para pul işine girip de delege satın alan insanı ben nasıl koruyacağım?"
AKIN GÜRLEK 'BUTLAN' KARARINA ETKİ ETTİ Mİ?
Terkoğlu: Akın Gürlek'i bugün tanımıyoruz elbette. Sizin ifadelerinizi okuyorum "Akın Gürlek bizim yeni Zekeriya Öz'ümüzdür. Eğer adaleti katleden adam kim diye soruyorsanız o Akın Gürlek'tir. Bana sadece bir göz kırpın, ben gerekeni yaparım dediniz Akın Gürlek hakkında. Butlan kararından birkaç dakika sonra Akın Gürlek çıktı ve kararı sahiplenen bir açıklama yaptı. Siz diyorsunuz ki Gürlek mahkeme kararlarını yönlendiriyor. Erdoğan'ın göz kırpmasıyla Akın Gürlek butlan kararına etki etmiş midir?
"Benim kendisiyle hiçbir temasım yok. Bu dava ile benim hiçbir ilgim yok. Davayı açan değilim, tanığı değilim, değilim yani.
Butlan kararında olay siyasidir, karar ise farklıdır. Yani bir düşünceden ötürü değil. Para hareketi var ortada. Bir siyasi parti ile alakalı bu ancak olay adli bir olay. Kararın iktidarın yargıya müdahalesi ile alınıp alınmadığını ben nereden bileceğim? Alt mahkeme bir karar verdi ve ben buna itiraz mı ettim?
Benim şahsi kanaatim herhalde Erdoğan müdahale etse yerel mahkemeye daha rahat müdahale ederdi. Bir tane hakim karar veriyor sonuçta. Bütün yargıçlar da "Erdoğan'ın kararı ile hareket ediyor" dersek büyük haksızlık etmiş oluruz. Bazı yargıçların onuru vardır. Bakar eder ve kararı ona göre verir.
Bu mutlak butlan kararı sıradan bir karar değil. Bütün ders kitaplarına girecek çünkü bizim tarihimizde bir ilk oldu bir siyasi partinin genel kurulunun 'mutlak butlan' ile yok hükmünde sayılması.
Bunun devamı nasıl olur, Yargıtay nasıl karar verecek onu da bilmiyoruz. Ne yaparlar ne yapmazlar bakacağız."
KILIÇDAROĞLU'NDAN BÜLENT TEZCAN'A TEPKİ
CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan'ın Kılıçdaroğlu'nun kurultaya gitmeyi reddetmesi halinde mahkemeye başvurarak 'çağrı heyeti' talebinde bulunacaklarını belirtmesi üzerine Kılıçdaroğlu:
"Partiye kayyum atansın diye bunu dillendirdiler. CHP'li milletvekili bir de bunu söyleyen. Akıl tutulması var gerçekten akıl tutulması var. Neden biliyor musunuz? Arınmadan korkuyorlar. Kirlileri arındıracağım.
Bu millete söz verdim. Bu partinin ahlaki üstünlüğünü koruyacağım. Öyle para pul işine girenlerin bu partide yeri yoktur. Bunu gayet açık ve net söylüyorum. Görevine son verilenin gerekçelerini olduğu gibi yazıyoruz. Niçin bunu yaptığımızı da söylüyoruz. En son mutlak butlan konusunda adı geçenleri Yüksek Disiplin Kurulu'na verdik. Aklanın gelin. Başımızın üstünde yeri var"
"KILIÇDAROĞLU'NUN KAYYUMDAN NE FARKI VAR?"
"Ben mutlak butlanı kabul etmedim diyelim. Buraya bir kaymakamın kayyum olarak atanmasını siz kabul eder misiniz? Başka birinin partiye atanmasını kabul eder misiniz? Benden neden korkuyorsunuz?
İki şey var. Kayyum ayrı bir şey. Ben daha alt mahkemede görüşülürken dedim ki beni kayyum olarak yazarlarsa kabul etmem. Fakat 'mutlak butlan' çıkarsa, sadece ben değil eski parti meclisinin tamamı gelecek ve yeniden kurultay yapacağız. O zaman kabul ederim. Çünkü mahkeme diyor ki "bu kurultay şaibeli".
Şaibe lafını ilk kim kullandı? Erdoğan söyledi ardından Bahçeli dedi. Ben de video çektim ve dedim ki "Asıl sizin kurultaylarınız şaibelidir" yanıtını verdim. Sonra da bir televizyon programında dedim ki arkadaşlar çıkın söyleyin ki "Bu kurultayda şaibe yoktur. Bu kurultay tertemizdir" desenize? Niye söylemediniz? Video çektim evimde ve bunları söyledim. Şimdi siz bana diyorsunuz ki "Kayyumu niye kabul ettiniz?"
CHP GENEL MERKEZİNDEKİ 'KRİMİNAL' İSİMLER
Genel Merkezin 12. katında 'bozkurt' selamı verenler ve CHP Genel Merkezindeki bazı isimlerin Haluk Kırcı ile fotoğraf vermesi üzerine Kılıçdaroğlu:
"Bu isimler zaten eskiden MHP'liydi sonra gelip CHP'li oldular. Siz bir MHP'li gelip CHP'ye gelmek isterse "hayır gelmeyin" mi diyeceksiniz.
Ben Adnen Beker'e "seçimlerde oy vermedim" demesi üzerine itiraz ettim. Bunlar doğru değil. CHP Genel Merkezinin kapıları asla kapatılamaz. Günün 24 saati CHP Genel Merkezinin kapıları açıktır. Halktan bize eleştiri yapan kim gelirse gelsin kapıları açarız. Tarihinde de kapatmamıştır."
CHP GENEL MERKEZİNE POLİS MÜDAHALESİ
24 Mayıs 2026 tarihinde Kılıçdaroğlu'nun avukatı Celal Çelik'in iki dilekçesi ile CHP Genel Merkezine polis müdahalesi yapılması ve ortaya çıkan görüntüler Kılıçdaroğlu'nun vicdanını sızlattı mı?
"Sızlattı. Bir genel başkanın vicdanını sızlatmaz mı? CHP'li vekilleri alsalardı buna gerek olmayacaktı. CHP Genel Merkezine milletvekillerini kim aldırmadı? Hangi güç, CHP'li milletvekillerini CHP Genel Merkezine aldırmadı?
Ben Genel Merkeze polisle girilmesini hiçbir zaman savunmadım. Bunu istemedim de. Avukatın yazısı bu."
Mutlu'nun Ankara Valiliğine verilen dilekçeyi okuması üzerine
"Bu yazıda polis mi gelsin deniyor. İcra memurunun oraya girmesi lazım. Polisin girmesini, şiddet uygulamasını asla doğru bulmam. Genel Merkezden dışarıya taş atılmasını doğru bulmam. Adnan Beker'in orada ne işi var? Otobüsü ile gelmiş oraya. Ayrıca bu adam 14-28 Mayıs 2023 seçimlerinde bana oy vermediğini açıklayan bir adam. Bu adamın CHP'de ne işi var? Binanın içindekilerin, CHP Genel Merkezini ne hale getirdiğini de söyledim. Bir sürü video var. Partiyle alakası olmayan insanlar dolu içerisi.
Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan CHP Genel Merkezi önünde otobüsün üstüne çıktı, koltuk fırlattı ama ben arkadaşlara dedim ki davet edin içeriye gelsin, çay kahve ikram edelim. Bana en ağır eleştirileri yapan insanı ben CHP Genel Merkezine davet ettim. Ben 24 Mayıs'taki görüntüleri, polis müdahalesini doğru bulmadığımı söyledim, söylüyorum zaten.
Neden polisin zorla girmesine ortam hazırlıyorsunuz? Hangi gerekçe ile bu ortamı yaratıyorsunuz? Yahu siz milletvekillerini içeri almıyorsunuz. Polisin zorla girmesi için her şeyi yapıyorsunuz"
VELİ AĞBABA'DAN KILIÇDAROĞLU'NA YANIT
Kılıçdaroğlu'nun Veli Ağbaba'yı işaret ederek hakkındaki 250 bin dolar ve siyah poşet iddiasına yönelik şikayetçi olmadığını iddia etmesi üzerine Veli Ağbaba konu hakkında şikayetçi olduğunu açıkladı.
Kılıçdaroğlu, dakikalar önce suçladığı Ağbaba'ya "O halde teşekkür ederim" yanıtını verdi.
CHP'Lİ VEKİLLERİN DOKUNULMAZLIĞI İÇİN OY VERECEK Mİ?
Terkoğlu: Kurultay üzerine CHP'de Özgür Özel'e yakın milletvekilleri hakkında hazırlanan fezleke Meclis'e gelirse kendisine yakın vekillere hangi yönde oy vermelerini söyleyecek?
"Ben şahsen benimle ilgili böyle bir iddia olursa dokunulmazlığımın kaldırılmasını isterim"
Terkoğlu: "Bunu son kez yaptığınızda Selahattin Demirtaş tutuklandı yalnız. Pişman mısınız?"
"Hayır. Siz kendi partinizin kurultayda dokunulmazlığın kaldırılmaları hakkında bir hüküm vermiş. Buna karşı çıkamazsınız. Selahattin Bey tutuklandı mı yanlış, bunu her yerde söyledim. Siyasi düşüncelerine katılırsınız katılmazsınız ancak düşünceleri nedeniyle bir insanın tutuklanmasına her zaman karşı çıktım.
Benim dokunulmazlığım yok"
"ELİNİZDE CHP'Lİ VEKİLLER HAKKINDA SOMUT BELGE VAR MI"
CHP'li Ali Mahir Başarır hakkında hazırlanan fezleke hakkında Kılıçdaroğlu:
"Ben davanın tarafı değilim ki. Davayla ilgim yok benim. Kurultayda yolsuzluk yapıldığı iddia ediliyor, mahkeme kararı çıktı. Ben gidip de kim para verdi falan nereden bileceğim?
Buna ifade verenler 'değişimci' kişiler. Söyleyenler onlar, gezenler onlar, parayı verenler onlar. Hakim de diyor ki "Parayla pulla bu kurultay satın alınırsa ben de bunu iptal ediyorum" diyor. Beni ve parti meclisini göreve davet etmesinin sebebi de bu."
"İMAMOĞLU'NUN DİPLOMASININ İPTALİ YANLIŞ"
"Ben yine söylüyorum Ekrem İmamoğlu'nun diplomasının iptal edilmesini yanlış buluyorum. AKP'nin kontrolündeki yargı işi garantilemek için sadece CHP'li belediyelere operasyon yapıyor. Az önce de söyledim. Benim iddiam, arınma ile ilgili iddiam kirli ilişkilerin içine girenleri partiden ayırmaktır"
MERDAN YANARDAĞ'DAN KILIÇDAROĞLU'NA SORU
Merdan Yanardağ'ın sorusu: "Niyetiniz ne olursa olsun iktidar ile paralel bir görüntü sergiliyorsunuz. Öyle ki benim iddianamemde sizinle yaptığım röportaj tutuklanmama sebep olarak gösterilirken bu konuda tek bir yorum yapmadınız. İddianamemi okudunuz mu? Sizinle yaptığım programda bir suç işledim mi?"
Kılıçdaroğlu yanıt verdi:
"Hayır bu konuda suç işlediğine inanmıyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse bununla suçlandığını yeni öğreniyorum. İddianamelerin tamamını okumadığımı söyledim. Komisyon tarafından inceleniyor ve haksızlık varsa tüm belediye başkanlarının dosyalarına bakıyoruz, bakmıyor değiliz. Kimseyi de peşinen suçlamıyoruz"
"DAVA AÇMIYORSANIZ BU İDDİALARI KABUL EDİYORSUNUZ DEMEKTİR"
"Kamuoyunu yönlendiren sizsiniz. Ben değilim.
Bu konularda en az konuşan benim. En az yorum yapan da benim. Siz gazetecisiniz değil mi? Takipte bulunacaksınız. Az önce örnek verdim. Rüşvet verdim deniliyor ama dava açılmıyor. Siz demeyecek misiniz ona "Neden dava açmıyorsunuz" diye.
Ben size söylesem "Şunu şunu yaptınız" diye siz bana dava açmaz mısınız? Bu yalandır demez misiniz? Savcılık iddia makamıdır. Savcının söyledikleri karara dönüşmez. Keşke hepsi aklansa, hepimiz bunu isteriz. Dava açmıyorsanız bu suçlamaları kabul ediyorsunuz demektir."
NEDEN BELEDİYE BAŞKANLARINA SAHİP ÇIKMADI?
"Belediye başkanı eğer gerçekten yanlış bir şey yapmamışsa, çıkara dönük bir şey yapmamışsa onun benim başımın üzerinde yeri vardır. Çıkarına dönük bir şey yapmışsa, onun bu partide yeri yoktur. Bizden avukat isterlerse, uzmanlar isterlerse hemen göndeririz. Hiç endişem yok. Dediğim gibi Yılmaz Büyükerşen de yargılandı. İsteyebilirler. İzmir Büyükşehir Belediyesi uzman istedi, biz de emekli bir Sayıştay denetçisini oraya gönderdik. Sonunda da beraat etti. Yanlış yaptırmadı"
"İMAMOĞLU TUTUKSUZ YARGILANMALI"
Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu hakkında kendisine yöneltilen soruya "Ben hala belediye başkanlarının tutuksuz yargılanması gerektiğini söylüyorum. Sonuna kadar incelenmeli ancak kararlar kesinleşmeden belediye başkanları tutuksuz yargılanmalı" yanıtını verdi.
İMAMOĞLU ŞU AN KILIÇDAROĞLU İÇİN HANGİ KONUMDA?
"İmamoğlu ile ilgili düşüncemi ifade edeyim. Tutuklandığında evini ziyaret ettim. Kapısının önünde basın açıklaması yaptım. O gün ne söylediysem bugün de aynı şeyi söylüyorum.
Terkoğlu basın açıklamasını okudu: "Tek adam döneminde bir kişinin gelip yasamayı, yargıyı, yürütmeyi kontrol ettiği bir süreç yaşıyoruz. Ekrem Bey'e ve ailesine sahip çıkmak hepimizin ortak görevidir."
Bu sözlerin arkasında olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Sanki sadece CHP'li belediyelerde yolsuzluk var. Öteki tarafta da malı götürenler yok mu? Herkes biliyor. Yolsuzluğu kim yaparsa biz arkasındayız. Yolsuzluğun partisi olmaz. Yolsuzlukta çifte standart uygulaması yanlıştır diyoruz"
İBB İDDİANAMESİNİ OKUDU MU?
"Ben hukukçu değilim, İBB iddianamesinin tamamını okudum diyemem. Ancak hukukçu arkadaşlarla ilgili bir komisyon kurduk ve onlar inceliyor. Bana bir özet de getiriyorlar. Benim tüm iddianameleri okumak gibi bir durumum yok."
İMAMOĞLU'NUN 'KAYYUM' ELEŞTİRİSİNE KILIÇDAROĞLU'NDAN YANIT
İmamoğlu'nun sözlerini ve İBB davasındaki ifadeleri okudunuz mu?
"Ben Ekrem Bey'in içerisinde bulunduğu psikolojik durumu biliyorum. Ona cevap vermek gibi bir niyetim de yok. Arınma kavramı önemlidir. Temizlik kavramı önemlidir. Erdoğan'ı siyasi partiler içerisinde ve onların genel başkanları içerisinde en çok ve en sert eleştiren kişi benim.
Bu konuda mahkum olan kişi de benim. Tazminata mahkum edilen kişi de benim. Bugün de eleştiriyorum. Bana soracaksınız herhalde değil mi? Memleketi bu hale getiren kim? Beşli çeteleri bu milletin başına getiren Erdoğan değil mi?"
VELİ AĞBABA VE SİYAH POŞETTE 250 BİN DOLAR İDDİASI
"Meclis'te 250 bin dolar poşet içinde unutulmuş. Olmadı, bilmem ne... Haberi yazan kişi hakkında dava açıldı mı? Neden bunlar sorulmuyor"
Terkoğlu'nun TBMM Başkanı Kurtulmuş'un bu olayı yalanladığını hatırlatması üzerine Kılıçdaroğlu devam etti:
"Ben o Meclis Başkanının da neler yaptığını gayet iyi biliyorum. Tutanak tutuldu ya. Tutanak tutuldu diyorum. Hayır efendim. Diyelim ki böyle bir şey yok, olmadı diyelim. Bu haberi yapan kişi hakkında dava açmaz mısınız? Meclis başkanını da şahit göstererek. Neden açmıyorsunuz? Hangi gerekçeyle açmıyorsunuz? Bunlar sorgulanmadan ahlaki üstünlüğü sağlayamazsınız. Ahlaklı olmak başka bir şeydir. Siyasi tutuklu olabilirsiniz, bunların tamamına saygım vardır. Ancak kişisel çıkara dönük bir kapıyı CHP açamaz, tarihinde açmamıştır."
YOLSUZLUKLAR KENDİSİ GİTTİKTEN SONRA MI BAŞLADI?
Terkoğlu'nun yolsuzluk soruşturmalarındaki birçok ismin Kılıçdaroğlu döneminde CHP'de görev almaya başladığını belirtmesinin ardından Kılıçdaroğlu şu yanıtı verdi:
"İtiraflar var. Belediyeden gelen parayla, Hazine'den gelen parayla yapılanlar var. Hiçbir gazeteci çıkıp Özgür Özel'e "Sayın Özel siz bunları nasıl yapıyorsunuz, bu yanlıştır" demiyorsunuz.
Parayı veren kişiler bizzat bunları itiraf ediyor ve siz neden sormuyorsunuz. Bu adam diyor ki "Ben sana şu saatte şurada rüşvet verdim" diyor. Telefonlar uyuşuyor, her şey uyuşuyor neden takip edilmiyor?
BU KADAR ELEŞTİRİYLE CHP NASIL HALA BİRİNCİ PARTİ KALABİLİYOR?
Ben CHP'nin birinci parti kalmasından memnunum. Ancak kaç belediye başkanı istifa etti, kaç belediye başkanı AKP'ye geçti? 40'ın üzerinde.
Bakın en çok soruşturmayı geçiren kişi benim siyasette. Hala yüzlerce davam var. O davaların yüzde 99.99'u da Erdoğan ile ilgilidir. Bazıları tazminat davasıdır, bazılarında mahkumiyet de çıktı.
Kimse benim ahlakımı tanışmaz. Bir belediye başkanı halka hesap verir konumdaysa kimse o belediye başkanına bir şey yapamaz.
Milli Eğitim Bakanı ne diyor "Belediyeler kreş açamaz?" ancak gidilip CHP'li belediyeler kreşi açtı ve ne oldu? Kimse bu kreşleri kapattı mı, kapatabildi mi?
Her belediye başkanı, başında kendisi hakkında her an soruşturma açabilecek bir organ olduğunu bilmeli. Aziz Kocaoğlu kaç yılla yargılandı? 397 yılla... Bir miting yaptık"
ERDOĞAN İLE İŞBİRLİĞİ YAPTI MI?
Gazeteci Barış Terkoğlu'nun "Erdoğan ile işbirliği yaptınız mı?" sorusuna yanıt veren kılıçdaroğlu:
Erdoğan'ı her zaman eleştirdim. Özgür Bey dedi ki Erdoğan ile müzakere edeceğiz. Neyi müzakere edeceksiniz?
Erdoğan ile işbirliği, diğerleri ile işbirliği yapıldığı söyleniyor. Erdoğan ile bir kişi 2 saat ne görüşür? Çıktıktan sonra da partinin sorunlarını görüştük deniliyor. CHP Genel Başkanı, AKP'nin önemli bir aktörüyle partinin sorunlarını nasıl görüşüyor? Ey Özgür Özel sen ne görüştün, CHP'nin nelerini görüştün sen?
Ne demek arka kapı diplomasisi? Bütün bunlar unutuluyor. Memleketi bu hale kim getirdi? Ülkenin içinde bulunduğu sorunları aşmak, Türkiye'yi darbe yasalarından kurtarmak için hangi öneri geldi. Olmaz! Siyaset üretmeniz lazım.
Ben olaydan hemen sonra, yani kurultaydan hemen sonra Özgür Bey'e bazı temel noktaları açıkladım. Partinin içinde bulunduğu bazı sorunları açıkladım ve bir genel başkan olarak sizin bunları bilmeniz gerekir dedim.
Her belediye seçiminden sonra şu salonda belediye başkanlarını toplardım. Önce emekli bir Sayıştay denetçisi belediye nedir, ne değildir, harcamalar nasıl yapılır? Sayıştay denetçisi gelince nelere bakar onu anlatırdı. İçişleri Bakanlığından bir yetkili gelirdi, yeminli müşavir gelirdi ve anlatırdı. En sonunda ben çıkardım ve derdim ki "Arkadaşlar koltuğa oturdunuz diye, artık ben belediye başkanıyım kimse bana dokunmaz demeyin. Her kuruşun hesabını vereceksiniz. Harcadığınız para sizin değil halkın parasıdır. 7 maddelik bir bildiri yayınladık. Neden bunlar yapılmadı son zamanlarda?
KARARDAN ÖNCEDEN HABERİ VAR MIYDI?
"Ben kararın çıkacağını bilseydim bir gün önceden böyle video yayınlar mıyım?
Ben zaten belli dönemlerde normal videolar çekiyorum. Bakın eğer bir gün benim mahkemeye gittiğimi, bir gün bir yargıçla konuştuğumu ya da herhangi bir ilişkide bulunduğumu kanıtlarsanız ben yarın sabah CHP Genel Başkanlığını bırakıyorum.
Böyle olaylar doğrudan doğruya yıpratma amacıyla ortaya atılıyor. Arınmaktan bahsediyorum videoda. Daha önce de söyledim, defalarca kez söyledim. Partinin kirlilikten arınması lazım nokta. Bugün de aynı şeyi söylüyorum. Bu parti kirliliği kabul etmez.
Tarihte bize komünist dendi, faşist dendi, dinsiz parti dendi. Ancak hiçbir zaman, hiçbir dönemde partinin ahlaki üstünlüğüne yönelik hiçbir söz söylenmedi. Partinin temel özelliği ahlaki kültürünün yüksek olmasıdır. CHP'li birisi konuştuğunda herkes dikkatle dinler, çünkü bilirler ki bu kişinin ahlaki üstünlüğü vardır. Ahlak üzerinden bütün eleştiriler dikkate alınmalıdır. Parti asla kirliliği kabul etmez."
'HAİN, İŞBİRLİKÇİ, KAYYUM' SÖZLERİNE NASIL YANIT VERİYOR
"Mutlak butlan kararını kabul etmeseydim ne olurdu?
Buraya valilik bir kaymakamı kayyum olarak atardı. Siz bunu ister miydiniz? Üstelik mutlak butlan kararında sadece ben gelmiyorum. Eski yönetim olduğu gibi geliyor. Benden neden korkuyorlar? Hangi gerekçe ile korkuyorlar. Çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar.
Bu partide her türlü eleştiri yapılır. Bu partinin kültüründe ciddi bir itiraz vardır. İnsanlar itirazlarını yaparlar ancak hiçbir zaman bu partide kirli ilişkilere yer verilmemiştir. Kirli ilişkilere bulaşanları da bu parti bağrında barındırmamıştır.
Eğer partiye kayyum atanırsa ben buna itiraz ederim. Ancak mutlak butlan kararı verilirse ben mecburum gitmeye çünkü partinin bütün yöneticileri, parti meclisi de göreve gelecek. Bana görev veriliyor ama onlara da görev veriliyor.
Partiyi alın, hiç kimsenin şaibe iddia edemeyeceği bir kurultay yapın deniliyor. Olay bu kadar basit."




