Dünya genelinde sanayileşme ve tüketim kalıplarının değişmesiyle birlikte plastik kullanımı her geçen gün çevresel bir felakete dönüşüyor. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Arzu Yücel, küresel ölçekte tırmanan bu tehlikeye ilişkin çarpıcı verileri paylaştı. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından yayınlanan resmi rakamlara dikkat çeken Yücel, 2000 yılında 234 milyon ton seviyesinde olan dünya genelindeki plastik imalatının 2024 itibarıyla 430 milyon tona fırladığını kaydetti.

Gerekli yasal düzenlemeler ve radikal kısıtlamalar hayata geçirilmediği takdirde tablonun daha da ağırlaşacağını dile getiren Yücel, 2060 yılına kadar atık hacminin günümüzün üç katına ulaşacağını öngördüklerini aktardı. İmal edilen malzemelerin doğada kalıcılık sürelerinin kullanım alanlarına göre değişiklik gösterdiğini hatırlatan uzmanlar; inşaat ve ulaştırma sektöründeki plastikler uzun yıllar hizmet ederken, ambalaj sanayisindeki ürünlerin sadece birkaç ay veya gün içinde çöp sahalarına aktarıldığını belirtti.

P L A S T I K U R E T I M I 24 Y I L D A Y U Z D E 84 A R T T I 1496828 445347

Türkiye'deki ambalaj atıkları çevresel riskleri büyütüyor

Türkiye'nin üretim ve tüketim profiline dair değerlendirmelerde bulunan Arzu Yücel, Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı tarafından hazırlanan PAGEV verilerini masaya yatırdı. Ülkemizde yıllık yaklaşık 10 milyon ton civarında plastik mamul üretimi gerçekleştiğini ifade eden Yücel, bu devasa hacmin yüzde 40'lık kısmını, yani tek başına 4 milyon tonunu doğrudan ambalaj malzemelerinin oluşturduğunun altını çizdi.

İç pazardaki yıllık tüketimin ise 8 milyon ton sınırına dayandığı kaydedildi. Otomotiv, inşaat ya da beyaz eşya gibi sektörlerde kullanılan dayanıklı plastik ürünlerinin kullanım ömrü onlarca yılı bulabilirken; günlük hayatın parçası olan poşetler, pet şişeler ve tek kullanımlık plastikler çok kısa süre içerisinde devasa birer kirleticiye dönüşüyor. Bu durum, atık yönetim altyapıları üzerindeki baskıyı artırırken doğal ekosistemlerin dengesini de sarsıyor.

Görünmeyen tehlike mikroplastikler besin zincirine sızıyor

Atık olarak doğaya salınan plastik maddeler, zaman içerisinde çevresel faktörlerin etkisiyle parçalanarak mikroskobik boyutlara geriliyor. Güneş ışığı, rüzgar, sıcaklık dalgalanmaları ve deniz dalgalarının yıpratıcı gücüyle 5 milimetrenin altına inen parçacıklar mikroplastik olarak adlandırılırken, daha küçük yapıtaşları ise nanoplastik kategorisinde değerlendiriliyor. Lastik tozları, sentetik kumaş lifleri, tarımsal kaplamalar ve düzensiz atık depolama alanları bu kirliliğin en birincil kaynakları arasında yer alıyor.

Yapılan bilimsel araştırmaların ulaştığı sonuçları aktaran Yücel, bu görünmez parçacıkların artık atmosferik hareketlerle yağmur sularına, tarım topraklarına, denizlere ve içme suyu kaynaklarına kadar nüfuz ettiğini vurguladı. Su canlıları tarafından yutulan bu parçacıklar, canlılarda fizyolojik tahribata yol açmanın yanı sıra besin ağı boyunca taşınarak nihai olarak insan sofralarına ve insan metabolizmasına kadar ulaşıyor. Ayrıca ormanların yaprak yüzeyleriyle bu parçacıkları tutarak birer filtre görevi gördüğü ancak dökülen yapraklar ve yağışlarla birlikte orman topraklarının da yoğun bir birikim sahasına dönüştüğü açıklandı.

P L A S T I K U R E T I M I 24 Y I L D A Y U Z D E 84 A R T T I 1496825 445347

Yangınlar ve kimyasal emisyonlar orman alanlarını tehdit ediyor

Plastik kirliliğinin sadece fiziki atık boyutuyla sınırlı kalmadığını, doğrudan doğruya hava kirliliği ve zehirli kimyasal salınımıyla da bağlantılı olduğunu belirten Yücel, orman sınırlarına yakın kurulan tesislere dikkat çekti. Yaz aylarında artan kuraklık ve yükselen hava sıcaklıklarıyla birlikte bu tesislerde çıkan yangınların çift taraflı yıkıcı sonuçlar doğurduğu ifade edildi.

Geri dönüşüm ve atık tesislerinde meydana gelen yangınlarda ortama ağır partikül maddelerin yanı sıra karbonmonoksit, azot oksitler ve zehirli gazların yayıldığı aktarıldı. Özellikle klor içerikli materyallerin kontrolsüz şekilde yanması sonucu dioksin ve furan gibi kalıcı organoklorlu kirleticilerin havaya, toprağa ve su kaynaklarına bulaştığı kaydedildi. Bu durum orman ekosistemleri üzerinde kalıcı tahribat bırakırken insan sağlığını da doğrudan tehdit ediyor.

P L A S T I K U R E T I M I 24 Y I L D A Y U Z D E 84 A R T T I 1496823 445347

Geri dönüşüm tek başına çözüm sunmuyor

Sorunun üstesinden gelebilmek adına sadece atık toplama mekanizmalarına güvenmenin büyük bir yanılgı olacağını savunan TMMOB Çevre Mühendisleri Odası, köklü bir zihniyet değişikliğinin şart olduğunu ilan etti. Çözümün temelinde üretimin kaynağında azaltılması, aşırı ambalaj kullanımına son verilmesi ve depozitolu/yeniden doldurulabilir sistemlerin hızla teşvik edilmesi gerektiği vurgulandı.

“Doğayla barışmadan dünyayla barışamayız”
“Doğayla barışmadan dünyayla barışamayız”
İçeriği Görüntüle

Mevcut sanayi Tesislerinde ise güvenlik standartlarının en üst seviyeye çıkarılması isteniyor. Geri dönüşüm ve depolama sahalarında yangın suyu tutma havuzlarının yapılması, emisyon değerlerinin anlık olarak izlenmesi, termal kamera sistemlerinin zorunlu kılınması ve güvenli depolama kapasitelerinin aşılmaması gibi yasal yükümlülüklerin zaman kaybetmeksizin uygulanması talep ediliyor.

Kaynak: DHA