İzmir’in Urla ilçesinde bulunan Demircili Koyu’na izinsiz şekilde getirilen 74 yıllık Gökbey isimli hurda gemi, hakkında verilen kararlara rağmen aylardır bölgeden kaldırılmadı. Çeşme Yarımadası Çevre Derneği Başkanı Dr. Ahmet Güler, gemiden sökülen parçaların ve içindeki sintine suyu, mazot ile diğer atıkların nereye götürüldüğünün bilinmediğini belirterek çevre açısından ciddi risk uyarısında bulundu. Avukat Arif Ali Cangı ise geminin bulunduğu alanın söküm tesisi olmadığını vurgulayarak bakanlığın doğrudan müdahale etmesi gerektiğini söyledi.

İzmir’in Urla ilçesindeki Demircili Koyu, aylardır kıyıda bekleyen hurda gemi nedeniyle çevre tartışmalarının odağında kaldı. Daha önce bölgede izinsiz söküm işlemi yapıldığı tespit edilen 74 yıllık Gökbey isimli geminin kıyıdan kaldırılması beklenirken, süreç sonuçlanmadı.

Geminin bölgeye getirildikten sonra kesilmeye başlandığını belirten çevre savunucuları, bu süreçte ortaya çıkan tehlikeli maddelerin nasıl toplandığı ve bertaraf edildiğine ilişkin soru işaretlerinin giderilmediğini söyledi. Özellikle geminin içinde bulunabilecek sintine suyu, mazot ve diğer kirli sıvıların yanı sıra gövdesindeki zehirli boyanın da deniz ekosistemi açısından risk taşıdığına dikkat çekildi.

661586712 122236264862276250 5972449618949095330 N

Atıkların nerede olduğu bilinmiyor

Çeşme Yarımadası Çevre Derneği Başkanı Dr. Ahmet Güler, Gökbey’in Demircili Koyu’na getirilmesinden sonraki sürecin yeterince denetlenmediğini savundu. Gemide yapılan kesimlerin yanı sıra içeride bulunan sıvı atıkların ve sökülen malzemelerin akıbetinin açıklanması gerektiğini belirten Güler, geminin koya getiriliş sürecine ilişkin ciddi soru işaretleri bulunduğunu söyledi.

“Bu geminin Yediemin’den kaçırılarak oraya getirilmesi bir suç teşkil ediyor. Gemi tekrar sahiplerine, bir şirkete iade edildi. Ama mahkeme bu şirkete ‘Siz bunu nasıl alıp Urla’nın en temiz koyuna getirdiniz ve orada parçalamaya başladınız?’ diye de sormadı.

Gemi ilk getirildiğinde hemen oraya oksijen tüpleri getirdiler. Oksijen tüpleriyle geminin burnunu ve içindeki birtakım kısımları, boruları, asbestli boruları kestiler. Ama esas soru şu: Bu geminin buraya getirilmesi sırasında içinde bulunan sintine suyu, mazot veya diğer kirli atıklar denize boşaltıldı mı? Ne yazık ki bu test edilemedi. Gece mi boşalttılar, nasıl boşalttılar? Geminin içinde bu kadar atık su, mazot ve benzeri maddelerin ne şekilde bertaraf edildiği belli değil. Çünkü orada bu atıkları düzgün bir şekilde bertaraf edecek herhangi bir tesis yok. Bu atıklar yüklenip başka bir yere de götürülmedi.

Koskoca bir geminin içindeki bu sulu atıklar, mazot ve diğer maddeler nerede? Bir kısmı geminin içindeki makinelerden söküldü, bir şeyler taşındı. Orada 7/24 bir gözetleme olmadığı için geminin içinden ne kadarının söküldüğü, ne kadarının götürüldüğü de belli değil. Şimdi buna bir de geminin kıyıya oturmasıyla dış kısmındaki zehirli boya meselesi ekleniyor. Boya zehirlidir. Böcekler yapışmasın diye gemilerin altına zehirli boya atılır. Bu boya kumların üzerine sürtüne sürtüne döküldü.

Bu boya kalıntıları çok tehlikeli. Tersanelerde, biliyorsunuz, özel makinelerle sökülüyor, yıkanıyor ve özel bir şekilde bertaraf ediliyor; tekrar denize atılmıyor. Ama bu geminin tüm altındaki zehirli boya şu anda o körfeze dağılma durumunda. Bu konuda bilimsel bir çalışma yapılmadı ama geminin boyası gitti çünkü kumun üzerine çekildi. Bu boyanın da denize karıştığını tahmin ediyoruz. Oradaki ekolojik canlı yaşamın üzerindeki etkilerini tamamen önümüzdeki yıllarda göreceğiz. Oradaki ekolojik yaşamı da tamamen yok edebilir.

661226290 122236265012276250 2495775007469871471 N

Geminin sökümüne izin verilmemeli

Güler, geminin bulunduğu alanın kontrollü bir gemi söküm tesisi olmadığını ve burada söküm yapılmasının çevre açısından kabul edilemez olduğunu belirtti. Geminin uygun koşullarda kaldırılarak Aliağa’daki lisanslı gemi söküm tesislerine götürülebileceğini savunan Güler, yetkinin ilgili bakanlık tarafından kullanılması gerektiğini söyledi.

“Mahkeme burada çok geç bir karar verdi ve gemiyi sahiplerine iade etti. Sahipleri de ‘Bunun Aliağa’ya götürülme imkânı yoktur, burada sökülmesine ve parçalanmasına izin verilmesi lazım’ diyor. Ancak bu, doğa parçası olan ve tarihi, antik bir sit alanında bulunan bir yerde yapılabilecek bir şey değil. Teknik olarak bu gemiyi Aliağa’ya götürme imkânı vardır. Yastıklanır, havaya kaldırılır. Bunu Aliağa’ya götürecek çekiciler de var.

İzmir Körfezi alarm veriyor: Uydu görüntülerinde alg patlaması riski
İzmir Körfezi alarm veriyor: Uydu görüntülerinde alg patlaması riski
İçeriği Görüntüle

Fakat firma sahipleri, hâlâ bu kadar doğaya zarar vermelerine rağmen bu işten kâr etmeyi planladıkları ve kendilerine herhangi bir cezai yaptırım uygulanmadığı için birtakım ayak oyunları yapıyor. Bu işin esasen bakanlığın uhdesine geçmesi gerekiyor. Adalet Bakanlığı’nın ve mahkemelerin bu konuda gereğini yapması gerekiyor. Geminin sökülmesine kesinlikle müsaade edilmemesi gerekiyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın bu işe el atması gerekiyor. Urla Belediyesi’nin burada yapabileceği fazla bir şey yok. Çünkü bu, belediyenin veya Büyükşehir Belediyesi’nin imkânlarını aşan bir şey. Ellerinde böyle bir yetki de yok, yasal yetki de yok. Mahkeme gemiyi sahiplerine iade etmiş durumda. Burada esas sorumluluk Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na düşüyor. Bakanlığın bu konuyla acilen ilgilenmesi ve gemiyi oradan kaldırttırması gerekiyor.”

“Orası söküm tesisi değil”

Avukat Arif Ali Cangı da geminin kıyıda tutulmasının yalnızca hukuki bir uyuşmazlık olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti. Cangı, çevre mevzuatı ve uluslararası sözleşmeler kapsamında deniz ve kıyı alanlarının korunması gerektiğini ifade ederek olası tedbirlerin çevreyi koruyacak biçimde uygulanması çağrısı yaptı.

“Bir tedbir kararı varsa, bu tedbir kararının doğayı ve denizi kirletmeyecek şekilde olması gerekiyor. Bu konuda tarafların mahkemeye gerekli talepte bulunması gerekiyordu. Geminin orada hâlâ duruyor olması, kirletmeye devam ediyor olması Türkiye Cumhuriyeti’nin çevre kanunlarına, çevre mevzuatına ve uluslararası sözleşmelere tamamen aykırı. Bu normlar üstün norm niteliğindedir. Oradaki uyuşmazlığın konusu neyi ilgilendiriyor bilemiyorum ama Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrasına göre öncelikle uygulanması gereken, uluslararası ve devlet koruma sözleşmelerine göre orada gereken önlemin bir an önce alınması gerekiyor.

Bu geminin gemi söküm tesislerine götürülmesi gerekiyor. Zira zarardan dolayı tartışma var, verdiği zarardan dolayı. Bu zarar sürekli hâle gelmiş durumda. Orası söküm tesisi değil. Bu durumda yapılması gereken, re’sen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın olaya müdahale etmesi, geminin oradan alınıp götürülmesini ve gemi söküm tesisine götürülmesini sağlaması, masraflarının da gemi sahibinden tahsil edilmesi gerekiyor. Diğer türlü bu şekilde oyalamalarla ciddi anlamda çevre kirliliğine yol açılıyor. Çevre kirliliğini önleme görevi başta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na ait. O nedenle idarenin biraz daha müdahil olacak ve sorunu çözecek şekilde olaya müdahil olması gerekiyor.”

Kaynak: Özge Uyanık