İzmir'in tarımsal potansiyeliyle öne çıkan Kınık ilçesinde, ezber bozan bir başarı hikayesi yazılıyor. Üniversitede diplomalarını aldıktan sonra metropollerde masa başı mesleklerde çalışmak yerine köklerine dönme kararı alan iki genç kadın, ata mesleği olan çiftçiliği modern vizyonla harmanlıyor. Çocukluk yılları tütün tarlalarında geçen ve toprağın bereketiyle büyüyen iki kız kardeş, kurumsal hayattan ve şehir temposundan sıyrılarak toprağa emek vermeyi tercih etti.
Siyaset bilimi ve lojistik eğitimi alan genç girişimciler, geleneksel tarım yöntemlerini yenilikçi pazarlama stratejileriyle buluşturuyor. Yalnızca kendi aile bütçelerine katkı sağlamakla kalmayan başarılı kardeşler, tarladaki üretim süreçlerini dijital dünya ile entegre ederek Ege bölgesindeki diğer gençlere ve kadınlara da ilham kaynağı oluyor.

Bankacılık kariyerini geride bırakıp toprağın bereketine sığındı
Çankırı Karatekin Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun olduktan sonra finans sektörüne adım atan 28 yaşındaki Ayşe Ölmez Adalı, yaklaşık 4,5 yıl süren bankacılık mesaisini noktalandırarak radikal bir karara imza attı. Şehirdeki masa başı işini bırakıp doğup büyüdüğü topraklara dönme sürecini aktaran Adalı, çocukluğunun tütün sepetleri arasında geçtiğini ve babasının onları toprak sayesinde okuttuğunu dile getirdi.
Çiftçi olmak için üniversite okumanın çelişkili olmadığını aksine tarımsal pazarlamada devasa bir avantaj sağladığını ifade eden Ayşe Ölmez Adalı, akademik birikimlerini sahada nasıl kullandıklarını şu sözlerle anlattı:
"4,5 yıllık bankacılık tecrübemin ardından toprağımıza duyduğum özlem ağır bastı ve istifa edip köklerime döndüm. Ailemiz bizi topraktan kazandığıyla okuttu. İnsanlar bazen 'Çiftçi olacaksanız neden okudunuz?' diye soruyor. Üniversite eğitimi bize ürünlerimizi doğru tanıtma ve pazarlama yeteneği kazandırdı. Şimdi eğitimimi bir adım öteye taşımak için Ziraat Mühendisliği eğitimi almayı hedefliyorum. Kardeşimle kurduğumuz Canımköy markası altında üretim yaparken, yakında kuracağımız kooperatif sayesinde köyümüzdeki kadınların ürettiği her doğal değeri dijital platformlarda ve e-ticaret kanallarında satışa sunacağız."
Eğitimlerini tarımsal lojistik ve pazarlama gücüne dönüştürdüler
Balıkesir Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölümü mezunu olan 23 yaşındaki Özge Ölmez ise mezuniyet belgesini alır almaz kendisini tarlada buldu. Kurumsal firmaların kapalı alanlarında çalışmak yerine açık havada üretmeyi seçen genç girişimci, ablasının radikal kararı ve rehberliği sayesinde toprağa tutunduğunu belirtti. Topraktan kopmanın mümkün olmadığını ve üretimin stratejik değerini vurgulayan Ölmez, eğitimli çiftçi olmanın getirdiği dinamizme dikkat çekti.
Üniversitede aldıkları lojistik ve iletişim dersleri sayesinde bölgesel üretimin sınırlarını aştıklarını kaydeden Özge Ölmez, yürütülen tedarik ağını şu ifadelerle açıkladı:
"Mezun olur olmaz ata mesleğimizi sürdürmek için tarlaya girdim. Ablam bu süreçte benim en büyük yol göstericim ve destekçim oldu. Çiftçilik meşakkatli ama bir o kadar da kıymetli bir meslek. Biz iletişim gücümüz ve aldığımız eğitim sayesinde zincir marketlerle doğrudan temas kurduk. Bugün tarlamızda yetiştirdiğimiz domates ve kapya biberleri aracısız bir şekilde dev market zincirlerine tedarik edebiliyoruz. Bölgenin en kaliteli ürünlerini yetiştirip pazara ulaştırmak bize büyük gurur veriyor. Gençlerin üretimin değerini anlaması gerekiyor; çünkü üretemezsek yaşayamayız."
Kadın kooperatifi ile bölgesal kalkınma hamlesi başlatılıyor
Ata topraklarında yakaladıkları bu başarı ivmesiyle yetinmeyen kız kardeşler, Kınık ve çevre köylerdeki kadınları kapsayacak geniş tabanlı bir kalkınma modeli hazırlıyor. Tarladaki lojistik süreçlerini, içerik üretimini ve ürün sevkiyatlarını Özge Ölmez üstlenirken; pazarlama, markalaşma ve kurumsal görüşmeleri Ayşe Ölmez Adalı yürütüyor.
Babasının desteğini arkalarına alarak yola çıkan girişimci kardeşler, kurulum aşaması son viraja giren kadın kooperatifi projesiyle Ege'nin yöresel lezzetlerini ve el emeği ürünlerini tek bir çatı altında toplamayı hedefliyor. Köyde yaşayan her kadının en uzman olduğu ürünü gün ışığına çıkaracak olan bu sistem, kırsaldan kente göçün önüne geçmeyi ve yerel ekonomiyi güçlendirmeyi amaçlıyor.





