Geçen hafta sosyal medyada sayın Mahfi Eğilmez’e atfedilen bir cümle ya da iki cümle, acı acı geçmişi anımsamama neden oldu:
Herkesi üniversite mezunu yapmaya yönelmiş bir eğitim istemi (ben “sistemi” sözcüğünü de eklemek isterim) kendisini mühendis, iktisatçı, hukukçu zanneden bir sürü mezun çıkarıyor ve bu insanlar iş bulamayınca hayata küsüyor.
İkinci cümle daha da vurucu: Daha kötüsü iş bulurlarsa da bizi hayata küstürüyorlar.
***
Geçmişte çağdaş ulus ülkelerde devletin içinde bizzat olması gereken 3 sektörden söz edilirdi: Sağlık, savunma ve eğitim. Bu üç sektör asla tamamen özel sektöre devredilemez devletin görevleri olarak bilinirdi. Bu gün devredilemez bu üç sektör de özel teşebbüse büyük oranda devredilmiştir. Bu üç devredilemez görevde devlet maalesef en çok da eğitimde ve de özellikle de mesleki teknik eğitimde başarısız olmuştur. İmam hatip liselerinin temel orta öğretim kurumlarının yerine konma çabası, maalesef başarısız olmuş, bu okullardan kaçış, sistemi özel orta öğretim kurumlarına (!) yöneltilmiştir.
İmam hatip okulları statü itibarıyla “meslek lisesi” oldukları için de teknik meslek liselerini perdelemiş, geri plana atılmasına neden olmuş ve devletin tüm kaynakları bir meslek lisesi türü olan imam hatiplere kaydırılmış, teknik meslek liselerine kaynak aktarılmamış, adeta bu okullarımız gözden çıkartılmıştır.
***
Bakmayın siz “meslek lisesi de meslek lisesi” deyip eğitimin yönünün orası olduğunu söyleyen politikacılara, onların meslek lisesi eğitimi diye söylemeye çalıştıkları imam hatip liseleridir, teknik liseler değil. Öyle olsaydı bu gün mesleki teknik eğitim yerlerde sürünmezdi. Öğrenci için de, aileler için de teknik meslek liseleri, en alt seviyede, adeta boşta kalmamak için, zorunlu olarak gidilen orta öğretim kurumları olmazdı.
***
Milli Eğitim Bakanlığı çağdaş ve bilimsel bir eğitimden maalesef uzak bir eğitim sürdürdü yıllardır. Bunu en güzel Pisa sonuçları (OECD tarafından üç yılda bir 15 yaşındaki öğrencilerin okuma, matematik ve fen alanlarındaki becerilerini ölçen uluslararası bir araştırma) ve diğer ülke içi sınavlarda “sıfır çeken” öğrenci adedinin çokluğu açıkça gösteriyor. Geçen yıllarda 37 OECD ülkesi içinde Türkiye 30 – 32 sıradan yukarı çıkamamıştır.
Türkiye Pisa 2025 uygulaması için ise 56 ilden 203 okul ve binin üzerinde öğrenci seçilmiş, yapılan pisa sınavı sonuçları, bir yıl sonra, yani bu yıl 2026 yıl sonunda açıklanacak ve bir kez daha saçlar kesilecek önümüze düşecektir. Bence pek bir şey değişmeyecek, geçmiş yıllara göre daha da kötü bir sonuçla karşılaşacağımız bir 2025 Pisa sonuçları olacaktır. Umarım yanılırım.