İzmir'in Karabağlar ilçesinde bulunan Karabağlar Cumhuriyet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, eğitim öğretim döneminin kapanmasına bir hafta kala son derece vahim bir kazaya sahne oldu. Okulun 10. sınıf öğrencisi olan 16 yaşındaki Aydın Tibet İlerier, 19 Haziran günü sınıf arkadaşıyla birlikte vakit geçirmek ve hava almak amacıyla okulun bahçesine çıktı. Akranlarıyla "ebelemece" olarak bilinen oyunu oynamaya başlayan genç öğrenci, oyunun heyecanıyla bahçe sınırında bulunan yaklaşık 3 metre yüksekliğindeki istinat duvarının kenarına geldi. Bu sırada henüz tam olarak netleştirilemeyen bir sebeple dengesini kaybeden İlerier, metrelerce yükseklikten büyük bir hızla aşağıdaki beton zemine çakıldı.
Düşmenin etkisiyle başını beton zemine çarpan ve anında bilinci kapanan talihsiz genci gören arkadaşları ve nöbetçi öğretmenler durumu hemen sağlık ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine okula gelen acil yardım ambulansıyla hızla İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan genç, hemen ameliyata alındı. İç kanama riski nedeniyle parçalanan dalağı cerrahi müdahaleyle alınan genç, daha sonra ileri tetkik ve tedavi işlemleri için İzmir Şehir Hastanesi'ne sevk edildi. Burada yapılan muayenelerde omurgasında, göğüs kafesinde ve her iki kolunda ciddi kırıklar olduğu saptandı. Hayati tehlikeyi atlatamayan genç öğrenci, 5 günü yoğun bakım ünitesinde olmak üzere tam 12 gün boyunca hastanede yaşam savaşı verdi. Tedavi gördüğü odada arkadaşlarının karne aldığı anları buruk bir şekilde izleyen genç, 1 Temmuz'da taburcu edilerek evine gönderildi.

Yoğun bakımdaki ilk itiraf adli süreci başlattı
Hastaneden taburcu edildikten sonra evinde ailesinin yoğun desteği ve şefkatiyle eski sağlığına kavuşmaya çalışan Aydın Tibet İlerier'in adli süreci ise babasının polis merkezine başvurmasıyla yeni bir boyut kazandı. Yaşanan feci kazanın ardından büyük bir şok yaşayan ve günlerce hastane koridorlarında sabahlayan baba Burak İlerier, oğlunun yoğun bakımdan çıktıktan sonra kendilerine anlattığı detaylarla sarsıldıklarını ifade etti. Oğlunun kazayla düşmediğini, bir arkadaşı tarafından arkasından kasıtlı veya şakayla karışık şekilde itildiğini öne sürdüğünü belirten acılı baba, gerçeğin ortaya çıkması için hukuki yollara başvurduklarını dile getirdi.
Konuya ilişkin emniyet birimlerine giderek şikayetçi olduklarını vurgulayan baba İlerier, "Oğlum yoğun bakımda uyandıktan ve kendine geldikten sonra bize arkadaşı tarafından itildiğini iddia etti. Bunun üzerine biz de o arkadaşına ve ailesine ulaşmaya çalıştık ama hiçbir şekilde muhatap bulamadık. Karşı taraftan tek bir kişi bile arayıp geçmiş olsun dileğinde bulunmadı, bizimle temas kurmadı. Bir insanın 3 metre yükseklikten doğal bir şekilde düştüğü zaman en fazla kolu ya da bacağı kırılır diye düşünüyorum. Ancak oğlumun yaşadığı travma, iç organ hasarları ve omurga kırıkları çok daha ciddi boyutlarda oldu. Bu durum bize olayın basit bir düşme değil, arkadan gelen ani bir itilme tarzı fiziksel müdahale olduğunu düşündürüyor" diyerek adli ve idari süreçlerin titizlikle yürütülmesini talep etti.
Sorumluların bulunması için çift yönlü soruşturma yürütülüyor
Lise öğrencisinin okul sınırları içerisinde böylesine ağır bir yaralanma olayına maruz kalması, eğitim camiasında da güvenlik zafiyeti tartışmalarını beraberinde getirdi. Ailenin başvurusu ve emniyet birimlerinin hazırladığı olay yeri tescil dökümlerinin ardından, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü de harekete geçerek Karabağlar Cumhuriyet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bünyesinde idari soruşturma başlattı. Okula gönderilen müfettişlerin, kazanın meydana geldiği gün okul bahçesinde görevli olan nöbetçi öğretmenlerin ihmali olup olmadığını, duvar kenarındaki güvenlik önlemlerinin yetersizliğini ve olay anını gören diğer öğrencilerin ifadelerini inceleme altına aldığı öğrenildi.
Kazanın meydana geldiği okul bahçesindeki kamera kayıtlarının ve asayiş dökümlerinin de savcılık talimatıyla mercek altına alındığı belirtildi. Tibet'in teyzesi Ebru Çetin de ailenin tek amacının suçlu aramak değil, gerçeğin şeffaf bir şekilde ortaya çıkarılması olduğunu söyledi. Süreç boyunca ailecek psikolojik olarak çok yıprandıklarını ifade eden teyze Çetin, "Kimseyi doğrudan hedef gösterip suçlamak istemiyoruz. Ancak ortada gencecik bir çocuğun hayatını karartan, onu günlerce yoğun bakıma mahkum eden bir olay var. Tek dileğimiz adli makamların bu olayı en kısa sürede çözüme kavuşturmasıdır" dedi.

Okul yönetiminin duyarsızlığı acılı aileyi derinden yaraladı
Ağır tedavi süreci nedeniyle okuluna gidemeyen ve hayatının en önemli dönüm noktalarından biri olan 10. sınıf karne heyecanını yaşayamayan Aydın Tibet İlerier'in evindeki buruk bekleyiş sürüyor. Sınıf arkadaşlarının karne alıp yaz tatiline girdiği günlerde hastane yatağında acılarla boğuşan genç öğrencinin karnesi halen okul idaresinde bulunuyor. Baba Burak İlerier, eğitim kurumunun yöneticilerinin bu süreçte sergilediği tutumun kendilerini yaraladığını ifade ederek sitem dolu sözler sarf etti.
Okul yetkililerinin kazanın ardından kendilerini arayıp sormadığını iddia eden İlerier, "Oğlumuz karne heyecanı yaşamayı planlarken böylesi vahim bir olayla karşılaştığımız için büyük bir üzüntü içerisine girdik. Oğlum halen daha karnesini alamadı, belgesi okulda duruyor. Okul yöneticileri en azından bu süreçte karnesini eve getirip çocuğumuza moral verecek, onu sevindirecek küçük bir jestte dahi bulunmadılar. Ancak her şeye rağmen oğlumuzun şu an hayatta olması, durumunun iyiye gitmesi bizim için en büyük teselli kaynağı. Onun yeniden ayağa kalkıp sağlıklı ve sıhhatli bir şekilde yanımızda yürümesi bizim için aslında hayatta alabileceğimiz en büyük karne hediyesi oldu" diyerek oğlunun sağlığının her şeyden önemli olduğunu vurguladı.





