Sağlık alanında yürütülen kök hücre çalışmaları her geçen gün yeni bir umut kapısı aralamaya devam ediyor. İzmir'in köklü eğitim kurumlarından Ege Üniversitesinde görev yapan Tıp ve Diş Hekimliği fakültelerindeki bilim insanları, multidisipliner bir yaklaşımla bir araya gelerek ezber bozan bir araştırmayı başarıyla tamamladı. Bilim heyeti, kliniklerde her gün rutin olarak çekilen ve doğrudan çöpe gönderilen gömülü 20 yaş dişleri üzerinde derinlemesine bir analiz süreci başlattı.

Uykusuz geçen günlerin hesabı hafta sonu kapanmıyor
Uykusuz geçen günlerin hesabı hafta sonu kapanmıyor
İçeriği Görüntüle

Yürütülen laboratuvar çalışmalarında, çekilen bu dişlerin merkezinde yer alan ve "pulpa" adı verilen canlı dokudan mezenkimal kök hücreler izole edildi. Tıbbi atık statüsündeki bir materyalin yeniden hayata kazandırılması felsefesine dayanan bu süreçte, elde edilen hücreler özel besi yerlerinde çoğaltıldı. Araştırmanın en çarpıcı yönlerinden biri ise dondurularak tam bir yıl boyunca eksi 80 derecede saklanan hücrelerin, çözüldükten sonra dahi canlılıklarını, karakteristik özelliklerini ve tedavi edici potansiyellerini neredeyse tamamen korumayı başarması oldu.

Laboratuvar ortamında çoğaltılan hücreler zorlu testlerden geçti

Projenin biyolojik ve hücresel üretim aşamaları, uluslararası laboratuvar standartlarına tam uyumlu steril kabinlerde gerçekleştirildi. Diş hekimleri tarafından steril koşullarda çekilen gömülü dişler, hiç vakit kaybedilmeden Sağlık Bilimleri Enstitüsü Kök Hücre Bilim Dalı laboratuvarlarına ulaştırıldı. Hücrelerin saflaştırılması ve izolasyonu için santrifüj cihazları ve özel enzim solüsyonları kullanılarak titiz bir ayrıştırma protokolü uygulandı.

Elde edilen hücrelerin karakterizasyonunu doğrulamak adına histokimyasal boyamalar ve ileri mikroskobik analizler gerçekleştirildi. Hücrelerin inkübatör ortamında hızla çoğaldığı ve dondurulup çözünme döngülerine karşı yüksek direnç gösterdiği bilimsel verilerle tescil edildi. Araştırmacılar, elde edilen bu dental pulpa kök hücrelerini test ederek biyolojik kalitelerinden emin olduktan sonra tıp dünyasında heyecan yaratan bir sonraki faza geçiş yaptı.

Deney hayvanlarında oluşturulan hastalık odaklarında gerileme gözlendi

Çalışmanın en heyecan verici ve klinik açıdan umut vadeden aşaması ise kadın hastalıklarında sıkça karşılaşılan kronik bir sağlık sorunu üzerinde denendi. Kadınlarda şiddetli ağrılara, yaşam kalitesinin düşmesine ve en önemlisi de kısırlığa neden olan ve halk arasında çikolata kisti adıyla bilinen endometrioma hastalığının tedavisi hedeflendi. Bu doğrultuda araştırmacılar, öncelikle sağlıklı deney hayvanlarında insanlardaki çikolata kisti hastalığına birebir benzeyen yapay hastalık modelleri oluşturdu.

Hastalık odakları geliştirilen bu deneklerin karın boşluğuna, dişlerden izole edilip bir yıl boyunca dondurularak saklanan kök hücreler enjekte edildi. Tedavi sürecinin ardından yapılan makroskobik ve histopatolojik incelemelerde, enjekte edilen hücrelerin bölgedeki inflamasyonu baskıladığı ve çikolata kisti odaklarının ciddi oranda gerileyerek iyileştiği gözlemlendi. Bu sonuç, dünyada kesin ve kalıcı bir ilaç tedavisi bulunmayan bu zorlu hastalık için tamamen doğal ve hücresel bir tedavi alternatifinin ilk somut kanıtı oldu.

Kısırlık tedavisi için geleceğe yönelik küresel bir vizyon

Günümüzde çikolata kistinin klinik yönetimi genellikle cerrahi müdahaleler veya hastaları baskılayıcı hormonal tedaviler ile yapılmaya çalışılmaktadır. Ancak bu geleneksel yöntemler, yumurtalık rezervlerine zarar verebilmekte veya yan etkileriyle hastaların yaşam konforunu olumsuz etkileyebilmektedir. Üstelik uygulanan tedavilere rağmen hastalığın tekrarlama oranının yüksek olması ve kısırlık üzerindeki olumsuz etkilerinin tam olarak giderilememesi, bilim insanlarını yeni arayışlara itmektedir.

Ege Üniversitesinde elde edilen bu tescilli başarı, gelecekte kısırlık ve çikolata kisti ile mücadele eden kadın hastalar için umut ışığı yakıyor. Araştırma ekibi, deney hayvanlarında elde edilen bu yüz güldürücü ve başarılı sonuçların, gerekli yasal izinler ve tüzük süreçlerinin ardından klinik insan deneyleri aşamasına taşınmasını hedefliyor. Hücresel tedavilerin yaygınlaşmasıyla birlikte, kadın sağlığı ve üreme tıbbında tamamen yeni bir dönemin kapılarının aralanması bekleniyor.

Kaynak: AA