Türk televizyon dünyasının sevilen isimlerinden Settar Tanrıöğen, geçtiğimiz yıl Ocak ayında geçirdiği beyin kanaması sonrası rol aldığı "Kızılcık Şerbeti" dizisinden ayrılmak zorunda kalmıştı. Sanatçı, sağlık sorunlarının ardından uzun bir tedavi süreci geçirdi ve nihayet kameralar karşısına çıktı. NTV ekranlarında yayınlanan, Ahmet Mümtaz Taylan'ın sunduğu "Empati" programına konuk olan Tanrıöğen, diziden ayrılışından bu yana ilk kez bu kadar ayrıntılı açıklamalarda bulundu.
64 yaşındaki oyuncu, uzun bir aradan sonra ekranlara dönerek hayranlarını sevindirdi. Programın açılışında Ahmet Mümtaz Taylan, "Uzun zamandır ağırlamak istediğim, dostumuz, abimiz. Hiçbir zaman devam eden bir işe, bir başka aktörün yerine girmemiştim. Hâlâ bir buçuk senedir Settar olsaydı şunu yapardı, Settar olsaydı bunu yapardı diyerek fırça yiyip duruyorum her hafta... Ama senden çok razıyım. Çok ısınmış bir yere gelip oturdum" sözleriyle samimi bir giriş yaptı.
Dizi özlemi ve yerine geçen dostuna destek
Settar Tanrıöğen, programda "Kızılcık Şerbeti" dizisindeki rolünü ve set ortamını ne kadar özlediğini içtenlikle ifade etti. Kendisinin yokluğunda karakterini devralan Ahmet Mümtaz Taylan'ın "Kızılcık Şerbeti'ni özlüyor musun? Setteki herkes seni çok özlüyor" sorusuna verdiği yanıt, stüdyodaki duygusal atmosferi daha da yoğunlaştırdı.
"Kızılcık Şerbeti'ni, arkadaşlarımı özlüyorum da işte, koşullar böyle gelişti. O da yerleşti artık," diyen sanatçı, diziden ayrılışını kabullenmişliğini gösterirken, ekip arkadaşlarına olan hasretini de dile getirdi. Samimi açıklamalarıyla dikkat çeken Tanrıöğen, sağlık durumunun giderek iyileştiğini ancak yoğun dizi temposuna henüz hazır olmadığını da sözlerine ekledi.
Doğayla iç içe bir yaşam tercihinin perde arkası
Settar Tanrıöğen, programda sadece mesleki hayatıyla ilgili değil, özel yaşamıyla ilgili de çarpıcı açıklamalarda bulundu. Ünlü oyuncu, İstanbul'dan uzaklaşıp doğayla iç içe yaşamayı tercih ettiğini ve beş yıldır Kocaeli'nin Kandıra ilçesine bağlı bir köyde yaşadığını belirtti.
"İstanbul'dan çok da uzaklaşmadan kendime ait bir alan olsun istediğim için oraya taşındım. Yakın bir komşu yok, köylüler var, onlar da evime 15 dakika mesafedeler," diyen sanatçı, modern yaşamdan uzaklaştığını ancak bundan memnun olduğunu ifade etti.
Doğal bir yaşam sürdüğünü vurgulayan Tanrıöğen, "Orada elektrik yok, güneş panellerim ve jeneratörüm var. Ama çok da elektrik kullanmıyorum. Çalışırken de oradan gelip gidiyorum," diyerek minimalist yaşam tarzını anlattı. Tanrıöğen'in bu tercihinin, yaşadığı sağlık sorunlarıyla birlikte değiştiğini ve hastalık nedeniyle tedavi sürecinde İstanbul'a taşınmak zorunda kaldığını öğrendik.
Sağlık sınavı ve sanat hayatına etkileri
Geçtiğimiz yıl 26 Ocak'ta beyin damarlarında oluşan anevrizma (baloncuk) patlaması sonucu ciddi bir sağlık sorunu yaşayan Tanrıöğen, bu durumun sanat hayatını nasıl etkilediğini de samimi bir şekilde paylaştı. Beyin ve beyin zarları arasında kanama tespit edilmesinin ardından acilen ameliyata alınan sanatçı, uzun ve zorlu bir tedavi sürecinden geçti.
"Sağlık her şeyden önemli. Böyle bir durumla karşılaşınca insan hayattaki önceliklerini yeniden gözden geçiriyor," diyen Tanrıöğen, hastalığın kendisine yaşamın değerini bir kez daha hatırlattığını vurguladı. Ünlü oyuncu, iyileşme sürecinde sevdikleri ve hayranlarından gelen desteklerin kendisine büyük güç verdiğini de sözlerine ekledi.
Şimdilerde eski sağlığına kavuşan ve hayatına kaldığı yerden devam eden Tanrıöğen, yakın gelecekte yeni projelerle sevenleriyle buluşmayı planladığını da ima etti. "Sanat benim yaşam kaynağım, ama artık daha seçici ve temkinli davranmam gerekiyor," diyen usta oyuncu, bundan sonraki kariyerinde daha az yorucu projelere öncelik vereceğinin sinyallerini verdi.