Türkiye’nin yakın siyasi tarihindeki en büyük gizemlerden biri olan Muhsin Yazıcıoğlu davası, yargı cephesinde eşi benzeri görülmemiş bir hareketlilikle yeniden açıldı. Büyük Birlik Partisi’nin (BBP) kurucu liderinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 27 şüpheliden 19'u tutuklanarak cezaevine gönderildi. Geriye kalan 8 şüpheli hakkında ise adli kontrol kararı verildi. Yıllardır adliye koridorlarında bekletilen, her defasında takipsizlik iddialarıyla üzeri örtülmeye çalışılan dosyada yaşanan bu gelişme, adaletin geç de olsa tecelli edeceğine dair toplumsal inancı yeniden canlandırdı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, hafta başında yaptığı açıklamada Yazıcıoğlu soruşturması kapsamında 29 şüphelinin belirlendiğini ve dosyada yepyeni delillere ulaşıldığını duyurmuştu. Savcılık talimatıyla gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda şüphelilerin büyük kısmı yakalanırken, hakkında gözaltı kararı bulunan iki firari şüphelinin yakalanması için de emniyet güçlerinin çalışmaları aralıksız sürüyor. 17 yıllık bir davanın bu denli büyük bir tutuklama dalgasıyla sarsılması, dosyanın sadece bir kaza değil, organize bir eylem olma ihtimalini yeniden en üst sıraya yerleştirdi.

Maraş'tan Ankara'ya uzanan dava

Soruşturmanın seyrini değiştiren en radikal idari adım, dosyanın Kahramanmaraş’tan alınarak başkente nakledilmesi oldu. Yıllarca yerel savcılık bünyesinde kalan ve bürokratik engellere takılan devasa dosya, 12 Haziran 2026 tarihinde alınan yetkisizlik kararıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na devredildi. Bu nakil işlemi, davanın üzerindeki yerel baskıların kırılmasını ve devletin en üst düzey adli mekanizmalarının doğrudan sürece dahil olmasını sağladı.

Başkentteki uzman savcıların dosyayı devralmasıyla birlikte, geçmişte gözden kaçırılan teknik veriler, hava radarı kayıtlarındaki kesintiler ve helikopterin enkazından sökülen kritik parçalara dair şüpheler yeniden mercek altına alındı. Özellikle kaza kırım ekiplerinin olay yerindeki şüpheli hareketlerine dair eski ve yeni tüm deliller çapraz sorgularla birleştirildi. Soruşturmanın başkente nakli, davanın sıradan bir ihmal dosyası olmaktan çıkıp devlet düzeyinde ele alınan bir suikast soruşturması kimliği kazanmasını sağladı.

Nasuh Mahruki tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi
Nasuh Mahruki tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi
İçeriği Görüntüle

Tarihler 25 Mart 2009’u gösterdiğinde, yerel seçim çalışmaları için Kahramanmaraş’tan yola çıkan özel helikopter Keş Dağı yakınlarında düştü. Kazada BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu, pilot Kaya İstektepe, parti yöneticileri ve son ana kadar mesleki sorumluluğunu yitirmeyen gazeteci İsmail Güneş’in de aralarında bulunduğu 6 kişi can verdi. Ancak olayı asıl şüpheli kılan süreç, kazadan sonra başladı. Çetin kış şartlarında enkaza ve cansız bedenlere ancak günler sonra ulaşılabildi.

Arama kurtarma faaliyetlerindeki koordinasyon eksiklikleri, yanlış yönlendirmeler ve enkaza ulaşılmasını geciktiren idari kararlar, yıllarca kamuoyunda suikast iddiaları olarak tartışıldı. Yazıcıoğlu’nun milliyetçi camiadaki ağırlığı ve dik duruşu, bu kazanın arkasında karanlık odakların parmağı olduğu şüphesini hep diri tuttu. Bugün gerçekleştirilen tutuklamalar, Keş Dağı'nın karları altında dondurulan bu büyük sırrın çözülmesi için yargının elindeki en güçlü koz haline geldi.

Kaynak: haber merkezi