Türkiye siyasetinin köklü çınarı Cumhuriyet Halk Partisi, bir süredir adliye koridorları ile genel merkez hatları arasında mekik dokuyan idari bir girdabın içinde yönünü bulmaya çalışıyor. Yerel seçimlerde elde edilen tarihi başarının ardından parti içi güç dengelerinin değişmesi, tüzük maddeleri ve delege iradesi üzerindeki tartışmaları daha da alevlendirdi. CHP Karacasu İlçe Yönetimi tarafından delege ve parti tabanının katılımıyla organize edilen üye toplantısı, son dönemin en sert idari çıkışlarından birine sahne oldu. Toplantının başat aktörü olan CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, yeni parti iddiaları karşısında sessizliğini bozarak örgütün ve seçmenin önünde çok net bir yol haritası çizdi.
Siyaset arenasının siber ve kentsel mecralarında günlerdir konuşulan yönetim krizine değinen Bülbül, genel merkezin mevcut idari tutumunu sert sözlerle eleştirdi. Egemenliğin saray iradesiyle ya da yargı baskısıyla dizayn edilemeyeceğini hatırlatan Aydın Milletvekili, liderlik makamının yalnızca delege iradesiyle tayin edilebileceğinin altını çizdi. 24 Mayıs’ta parti binasına yönelik gerçekleştirilen kolluk müdahalelerine atıfta bulunan Bülbül, cumhuriyet halk partisinin yönetim omurgasının sivil irade dışında hiçbir güç tarafından ipotek altına alınamayacağını tescilledi.
Hukukçu kimliğiyle mahkeme kararındaki detayları tek tek açıkladı
Parti içi muhalefetin hukuki sözcülüğünü üstlenen ve davanın anatomisini yakından takip eden deneyimli hukukçu, genel merkezde kurumsal muhalefet ruhunun kaybolduğuna dair ciddi endişeler taşıdıklarını ifade etti. Ankara adliyelerinden çıkan ve partiyi kayyum benzeri bir sürece sürükleyen mutlak butlan kararını satır satır incelediğini belirten Bülbül, mevcut yapının seçmen gözündeki meşruiyet zeminini kaybettiğini iddia etti. Alınan yargı kararının aslında 38. Olağan Kurultay öncesindeki idari organları bağladığını tescilleyen milletvekili, kurultay iradesinin önüne set çekebilecek hiçbir yasal engel bulunmadığını savundu.
Tüzüğün amir hükümlerini hatırlatarak idari çağrısını yineleyen Bülbül, olağanüstü kurultayın toplanması adına toplanan delegasyon gücünü rakamlarla deklare etti. Parti tüzüğünün ilgili maddesi uyarınca 833'ü doğrudan noter onaylı olmak üzere toplam 1003 delegenin ıslak imzasının genel merkezin siber ve fiziki evrak kayıtlarına girdiğini belirten tecrübeli siyasetçi, bu imzaların incelenme sürecinin kasıtlı olarak uzatıldığını ileri sürdü. Mevcut yönetim kadrolarının asıl amacının kurultaydan kaçarak partiyi genel seçimlere kadar işgal altında tutmak olduğunu iddia eden Bülbül, muhalefet ekseninin saray güdümlü bir yapıya tahvil edilmesine asla izin vermeyeceklerini vurguladı.
Son dört günde yapılan üç anketin verileri ilk kez paylaşıldı
Siyasi iddialarını yalnızca hukuki argümanlarla değil, sahada siber ve analitik yöntemlerle gerçekleştirilen kamuoyu araştırmalarıyla da destekleyen Bülbül, örgüt toplantısında partililere çarpıcı veriler sundu. Seçmenin nabzını tutmak amacıyla titizlikle yürütülen demografik çalışmalara atıfta bulunan kıdemli parlamenter, son dört günde yaptırdıklarını belirttiği üç anketin sonuçlarını kamuoyunun takdirine açtı. Ortaya çıkan kentsel ve kırsal veri dökümleri, partinin genel başkanlık koltuğundaki isimlerin seçmen nezdindeki karşılığını geometrik olarak ortaya koydu.
Araştırma şirketlerinin tescil raporlarına göre, Özgür Özel liderliğindeki CHP’nin yüzde 32-35 bandında çok güçlü bir toplumsal destek almaya devam ettiği belgelendi. Buna karşılık, eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu önderliğinde kurulması muhtemel paralel bir yapının ya da fraksiyonun ise sandıktaki karşılığının yüzde 2-5 arasında kalarak marjinal bir düzeyde sıkışacağı tescillendi. Bu anket verileri, tabanın radikal bir bölünmeden ziyade mevcut seçilmiş yönetimin arkasında durduğunu, ancak genel merkezdeki idari tıkanıklığın acilen aşılması gerektiğini net bir şekilde gösterdi.
Yargıtay kararına göre 21 Temmuz’da yeni bir güneş doğabilir
Konuşmasının final bölümünde adli tatil öncesindeki kritik takvimi işaret eden Süleyman Bülbül, Yargıtay’ın vereceği karara göre mücadelenin anatomisini tamamen değiştirebileceklerini belirterek adeta muhtemelen bir bölünmenin şifrelerini verdi. 11 Temmuz’a kadar genel merkezin kurultay çağrısına olumlu bir yanıt vermemesi durumunda Sulh Hukuk Mahkemeleri üzerinden çağrı heyeti lojistiğini devreye sokacaklarını duyuran Bülbül, asıl kırılma noktasının 21 Temmuz sabahı yaşanabileceğini ilan etti.
Hukuki yolların tamamen tıkanması senaryosuna karşı çok sert bir manifesto yayımlayan Bülbül, tarihi kararı şu sözlerle kamuoyuna duyurdu: "Eğer mutlak butlan davası Yargıtay tarafından bozulmazsa, Allah'ın izniyle 21 Temmuz’dan sonra yeni bir güneş doğacak. Biz 111 milletvekilinden 100’e yakınıyla, yeni bir oluşum olursa bütün hukuki yolları denedikten sonra bu yeni oluşumun düğmesine basacağız." İsmet İnönü’nün tarihi diplomatik çıkışına atıfta bulunarak "Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır" diyen Bülbül, hiçbir güçten kaçmadıklarını, sadece halkın iradesini korumak adına mücadele sahasını genişleteceklerini belirterek Ankara siyasetindeki tüm dengeleri altüst etti.




