İzmir'de Aynı kentin, yan yana iki mahallesinde bambaşka çocukluklar yaşanıyor. Bir tarafta mahallenin Alsancak'a bakan kısmında yüzme havuzlu siteler, spor alanları ve her türlü sosyal imkâna sahip çocuklar... Diğer tarafta ise uyuşturucu tehdidi, yoksulluk ve imkânsızlıklarla mücadele eden Ege Mahallesi'nin çocukları. Üstelik aralarında onları birbirlerinden ayıran yalnızca bir duvar var. Her gün yanı başlarındaki hayatı izleyerek büyüyen çocukların en çok sorduğu soru ise "Onların bizden neyi fazla?" Mahallede yaşayan çocuklar, "Biz yoksulluk içinde yaşarken her gün burnumuzun dibindeki lüks yaşamı görmek bizi çok üzüyor. Biz de onlar gibi spor yapmak, yüzmek ve güzel şartlarda yaşamak istiyoruz." diyerek yaşadıkları fırsat eşitsizliğine dikkat çekiyor.

Yıllardır Roman çocukların eğitimden kopmaması ve suça sürüklenmemesi için mücadele eden Ege Mahallesi Gençlik Eğitim Kültür Derneği Başkanı Tamer Yetişir, mahallede yaşanan eğitim ve fırsat eşitsizliğine dikkat çekerek şunları söyledi: "Aileler çocukların en temel eğitim giderlerini bile karşılamakta zorlanıyor. Birçok çocuk tek odalı evlerde yaşadığı için ders çalışabilecek uygun bir ortama sahip değil. İnterneti, bilgisayarı olmadığı için öğretmenlerinin verdiği ödevleri yapamayan çocuklar, zamanla okuldan uzaklaşıyor. Kimi ise daha çocuk yaşta aile bütçesine katkı
sağlayabilmek için çalışmak zorunda kalıyor. Oysa onların tek yapması gereken şey okumak, oyun oynamak ve çocukluklarını yaşayabilmek olmalı. Biz de dernek olarak çocukların eğitimden uzaklaşmaması, suça ve madde bağımlılığına sürüklenmemesi için tüm imkânlarımızla mücadele ediyoruz. Ancak bunu tek başımıza başarmamız mümkün değil." dedi. Yıllardır düzenli bir maddi destek almadan çocukları sokaktan uzak tutabilmek için derneğini kimi zaman sınıfa, kimi zaman sinema salonuna, kimi zaman da meslek edindirme merkezine dönüştürüyor. Tek amacı ise bir çocuğun daha uyuşturucunun ve suçun içine sürüklenmesine engel olabilmek.

ÇOCUKLARI SOKAKTAN DERNEĞE ÇEKMEYE ÇALIŞIYORUZ
İlk hedeflerinin çocukları güvenli bir ortama kazandırmak olduğunu söyleyen Yetişir, "Çocuklara bilgisayar eğitimi vermek istedik. Kendi imkânlarımızla masalar ve bilgisayarlar aldık. Dışarıdan ne bütçe ne de destek aldık. Çünkü burada çocukların durumunu görüyorsunuz. Bu çocukları sokaktan alıp güvenli bir ortama çekmek gerekiyor" dedi. Mahallede özellikle cumartesi günlerinin risk taşıdığına dikkat çeken Yetişir, "Çocuklar uyuşturucuya daha kolay maruz kalıyor. Uyuşturucu kullananları görüyorlar, kötü alışkanlıklarla karşı karşıya kalıyorlar. Biz de dedik ki çocukları bu ortamdan uzaklaştırıp derneğe çekelim" diye konuştu.
CUMARTESİ GÜNLERİ DERNEK SİNEMA SALONUNA DÖNÜŞÜYOR
Çocukların hafta sonlarını güvenli bir ortamda geçirmesi için farklı etkinlikler düzenlediklerini anlatan Yetişir, "Cumartesi günlerini sinema günü yapıyorum. Çocukları topluyoruz, mısır patlatıyoruz. Çizgi filmler, animasyonlar, Atatürk'ü ve Çanakkale'yi anlatan filmler izletiyoruz. Amacımız çocukların güzel anılar biriktirmesi. İnternette de bu etkinliklerimizin görüntüleri var" dedi.

GENÇLER MESLEK SAHİBİ OLSUN İSTİYORUZ
Gençlerin iş hayatına hazırlanması için de çalışmalar yaptıklarını belirten Yetişir, "Barista eğitimleri düzenledik. Birini Konak Belediyesi, diğerini Valilik iş birliğiyle gerçekleştirdik. Çünkü çocuklarımız kafelerde çalışmayı görüyor ama işin eğitimini almıyor. Hem meslek öğrensinler hem de sertifikaları olsun istedik. Starbucks ile de görüştük. Bazı gençleri yönlendirdik ancak
ulaşım nedeniyle devam edemediler. Yakın bölgelerde bu tür eğitimlerin artmasını istiyoruz" diye konuştu.

MAHALLENİN DIŞINDAKİ HAYATI GÖRSÜNLER
Çocukların yaşadıkları mahallenin dışındaki hayatı görmeleri için gezi programları düzenlediklerini belirten Yetişir, "Yunus Emre'ye, Çeşme'ye, Şirince'ye götürdük. Çocuklar yaşadıkları mahallenin dışındaki hayatı görsün, ufukları açılsın istiyoruz" dedi.
Mahalledeki sosyal koşullara dikkat çeken Yetişir, "Biz burada adeta dört duvar arasında yaşıyoruz. Çocuklar uyuşturucu kullanan insanları, kavgaları, küfürleri görerek büyüyor. Biz böyle bir ortam istemiyoruz. Çocuklarımızı farklı çevrelerle buluşturmak, sosyal etkinliklere götürmek, oyun alanlarına, spor alanlarına ulaştırmak istiyoruz" ifadelerini kullandı.
İMKÂNLARIMIZ SINIRLI
Tek başlarına her sorunun üstesinden gelemeyeceklerini belirten Yetişir, "Bunun için her şey sadece bize bağlı değil. Belediyelerden ve kurumlarımızdan da destek bekliyoruz. Biz elimizden geleni yapıyoruz ama imkânlarımız sınırlı. Belediyemizin de şu an zor bir dönemden geçtiğini biliyoruz. Biz de belediye personeliyiz. O yüzden içinde bulundukları şartları anlayabiliyoruz" dedi. İhtiyaç sahiplerine yapılan yardımları da gösterişten uzak ulaştırdıklarını vurgulayan Yetişir, "Yardımlar geldiğinde bunu reklam malzemesi yapmıyoruz. Belediyeden gelen destekleri gizlice ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. İnsanlar rencide olmasın diye fotoğraf çekmiyor, kimseyi teşhir etmiyoruz. Sadece teslim edildiğine dair gerekli belgeleri kuruma sunuyoruz" diye konuştu.

KIZ ÇOCUKLARINA UMUT OLDU
Kızının eğitim hayatının mahallede önemli bir örnek oluşturduğunu söyleyen Yetişir, "Benim kızım iki yıl Kıbrıs'ta Radyoterapi bölümü okudu. Roman toplumu için bu önemli bir örnek oldu. Mahalledeki kız çocukları onu görünce 'Demek ki biz de okuyabiliriz' diye düşünmeye başladı. İşte bizim istediğimiz de bu" dedi. En büyük hayalinin çocukları üniversite ortamıyla tanıştırmak olduğunu belirten Yetişir, "Ortaokuldaki çocuk liseyi, liseli genç üniversiteyi görsün. Üniversite ortamını tanısın. Böylece okumaya özensin" ifadelerini kullandı.
ANNE YEMEK Mİ ALSIN, İNTERNET Mİ ÖDESİN?
Mahallede yaşanan yoksulluğun eğitim hayatını doğrudan etkilediğini söyleyen Yetişir, yaşadığı
bir olayı şöyle anlattı: "Bazen öğretmenler bana geliyor, 'Bu çocuk okula gelmiyor' diyor. Çocuğu çağırıyorum. 'Neden gitmiyorsun?' diye soruyorum. 'Ödevimi yapamadım, öğretmen kızacak' diyor. Sebebini soruyorum. İnternet üzerinden ödev verilmiş ama evde internet yok. Anne yemek mi alsın, internet mi ödesin? Çocuk çaresiz kalıyor ve okuldan uzaklaşıyor."
BAŞARAN ÇOCUKLARIMIZ EN BÜYÜK MUTLULUĞUMUZ
Spor alanında da önemli başarılar elde ettiklerini anlatan Yetişir, "Futbola yönlendirdiğimiz çocuklarımız oldu. Kocaelispor'a giden bir çocuğumuz var. Altınordu altyapısında oynayan çocuklarımız var. Bunlar bizim için büyük gurur. Demek ki doğru dokunuş yapıldığında çocuklarımız başarabiliyor" ifadelerini kullandı.
İNTERNET VAR BİLGİSAYAR YOK
Dernekte bilgisayar sınıfı kurmak istediklerini belirten Yetişir, "İnternetimiz var ama bilgisayarımız yok. Geçmişte çevreden temin ettiğimiz eski bilgisayar kasaları ve hurda parçalardan bilgisayarlar oluşturmaya çalıştık. Ancak bu cihazlar hem eski hem de sık sık arıza yaptığı için çocukların eğitim ihtiyacını karşılamaya yetmedi. Bilgisayar desteği olursa çocuklar burada derslerini yapabilir. Psikologlar, sosyologlar gelip eğitim verebilir. Daha önce bunları yaptık ama bilgisayarlarımız çok eskiydi. Çevreden topladığımız bilgisayarlarla idare etmeye çalıştık. Buna rağmen çocuklar için mücadele etmeye devam ediyoruz" dedi. Hayırseverlere de çağrıda bulunan Yetişir, "Derneğimizin bilgisayara ihtiyacı var. Masalarımız hazır. Çocukların ders çalışabileceği, araştırma yapabileceği, eğitim alabileceği bilgisayarlar istiyoruz. Bugün bir bilgisayar almak çok zor. Biz de elimizden geldiği kadar yapıyoruz ama gücümüz bir yere kadar yetiyor. Bu ülkenin çocukları hepimizin çocukları. Hepimizin taşın altına elini koyması gerekiyor. Biz yönetim olarak üyelerden para toplamıyoruz. Gezileri, etkinlikleri, çocukların ihtiyaçlarını kendi imkânlarımızla karşılamaya çalışıyoruz. Mücadelemiz çocuklarımız için. Onların geleceği için çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

DEPREMDE 44 KİŞİYLE SAHADAYDIK
Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından bölgeye gönüllü olarak gittiklerini anlatan Yetişir, "Deprem döneminde oradaki organizasyonda ciddi anlamda insan gücüne ihtiyaç vardı. Biz de buradan 44 kişiyle bölgeye gittik. Günlerce orada
çalıştık, elimizden gelen desteği verdik. O döneme ait fotoğrafları da size göndereceğim" dedi.





