KAZİM BOZKURT/Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB) faaliyet gösteren Daşdan Metal Hurdacılık Geri Dönüşüm ve Nakliyat Sanayi Ticaret Limited Şirketi, mevcut tesisine tehlikeli atık ön işlem ve kablo geri kazanım üniteleri eklemeyi planlıyor. Yılda toplam 104 bin ton atığın işlenmesinin öngörüldüğü proje için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci başlatıldı.
İzmir Valiliği'nin duyurusuna göre, şirketin Ekim 2026'da sunduğu Proje Tanıtım Dosyası (PTD), ÇED Yönetmeliği'nin 16. maddesi kapsamında incelemeye alındı.
Kemalpaşa OSB Mahallesi'ndeki 2216 ada, 4 parselde hayata geçirilmesi planlanan proje, mevcut hurda metal işleme ve toplama-ayırma tesisine yeni faaliyetlerin eklenmesini kapsıyor. Şirket, yılda 64 bin ton tehlikeli atığı fiziksel yöntemlerle işlemeyi, 40 bin ton tehlikesiz kabloyu da geri kazanmayı hedefliyor.
Dosyada atıkların yakılmayacağı, eritilmeyeceği ve kimyasal işleme tabi tutulmayacağı taahhüt ediliyor. Ancak tesisin kapasitesi, kullanılacak alanın büyüklüğü ve çevresel etkilerle ilgili hesaplamalar yanıt bekleyen soruları da beraberinde getiriyor.
500 METREKAREDE GÜNDE 347 TON ATIK İŞLENECEK
Projenin en dikkat çekici yönü, yıllık 104 bin tonluk işleme kapasitesinin yaklaşık 500 metrekarelik alana sığdırılmak istenmesi.
Şirketin kiracı olarak bulunduğu parsel 11 bin 692 metrekare büyüklüğünde. Ancak yeni ünitelerin, mevcut faaliyetlerin de yürütüldüğü yaklaşık 500 metrekarelik alanda çalıştırılması planlanıyor.
Dosyaya göre tesis yılda 300 gün, günde 24 saat, üç vardiya halinde çalışacak. Bu da tam kapasitede günde yaklaşık 347 ton, saatte ise 14,4 ton atığın işlenmesi anlamına geliyor.
Yeni faaliyetler için iki santrifüj, bir manyetik ayırıcı, kablo kırma ve kablo soyma makineleri kullanılacak. Tehlikeli atıkların diğer malzemelerden ayrı depolanması, işlenen atıkların da farklı alanlarda biriktirilerek sevk edilmesi gerekiyor.
Peki, atık kabulünden depolamaya, makinelerin çalışmasından sevkiyata kadar bütün bu işlemler 500 metrekarede nasıl yürütülecek?
PTD'de iş akış şemaları bulunuyor. Ancak hangi atıktan ne kadar metal, yağ veya tehlikeli kalıntı çıkacağını gösteren ayrıntılı, sayısal bir kütle dengesi yer almıyor. Makinelerin saatlik işleme kapasiteleriyle depolama ve sevkiyat alanlarının yeterliliği de açıklama bekliyor.
SU KULLANILMAYACAK AMA TEHLİKELİ SIVI ATIK ÇIKACAK
Şirket, geri kazanım işlemlerinde su kullanılmayacağını ve atıkların yıkanmayacağını bildiriyor. Dolayısıyla üretim sürecinden kaynaklanan bir atıksu oluşması beklenmiyor.
Buna karşılık, tesiste çalışacak 14 personelden günde yaklaşık 3 metreküp evsel atıksu çıkacağı ve bu suyun OSB kanalizasyonuna verileceği hesaplanıyor.
Asıl dikkat çeken nokta ise tehlikeli atıkların işlenmesi sırasında ortaya çıkacak yağ ve konsantreler.
Tesise kabul edilecek yağlı metal çamurları, kirlenmiş metal atıkları ve bazı diğer tehlikeli atıklar santrifüjlerde işlenecek. Bu işlem sırasında ayrılan yağ ve konsantreler, 19 02 07* koduyla tehlikeli atık olarak sınıflandırılacak.
Şirket, söz konusu sıvıları sızdırmaz ve sızıntıya karşı ek koruma sağlanmış tanklarda biriktirerek lisanslı tesislere göndermeyi taahhüt ediyor.
Ne var ki dosyada, yılda 64 bin ton tehlikeli atığın işlenmesi sonucunda ne kadar yağ ve konsantre çıkacağına ilişkin sayısal bir tahmin bulunmuyor. Bu sıvıların ne kadarının, hangi büyüklükteki tanklarda depolanacağı da açık değil.
Şirket, ortaya çıkacak miktarların işletme döneminde yapılacak kütle dengesi bildirimleriyle takip edileceğini belirtiyor.
TESİSİN YAKININDA İKİ DİRİ FAY BULUNUYOR
Tehlikeli atıkların ve bunlardan ayrılacak yağların depolanması, tesisin deprem güvenliğini de gündeme getiriyor.
PTD'de Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü'nün (MTA) haritalarına dayanılarak verilen bilgilere göre, Ulucak Fayı proje alanının yaklaşık 410 metre kuzeyinden, Kemalpaşa Fayı'nın ikinci segmenti ise yaklaşık 822 metre güneydoğusundan geçiyor.
Şirket, yapılacak tadilat ve ilave yapılarda Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'ne uyacağını bildiriyor.
Ancak tehlikeli sıvıların depolanacağı tankların, bağlantı borularının ve depolama alanlarının olası bir depremde nasıl korunacağına ilişkin ayrıntılı mühendislik hesapları dosyada ortaya konmuyor.
Faylara yakınlık tek başına tesisin güvenli olmadığı anlamına gelmese de deprem sırasında yaşanabilecek sızıntılara karşı alınacak önlemlerin açıklanması önem taşıyor.
GÜRÜLTÜ HESABINDA DİKKAT ÇEKEN 0,85 DESİBELLİK İNDİRİM
PTD'deki gürültü hesapları da tartışmaya açık.
Tesiste kullanılacak yeni makinelerin toplam ses gücü 101,11 desibel olarak hesaplanıyor. Ancak gürültünün çevreye yayılımı değerlendirilirken, tesisin yılın 300 günü çalışacağı gerekçesiyle hesaplanan düzeylerden 0,85 desibel düşülüyor.
Oysa Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği'nde sanayi tesisleri için gece sınırı 55 desibel olarak belirleniyor ve değerlendirmede beş dakikalık eşdeğer gürültü düzeyi esas alınıyor.
Tesisin yılın 65 günü çalışmaması, faaliyette olduğu bir gecenin beş dakikalık gürültü düzeyini kendiliğinden azaltmıyor. Bu nedenle yıllık çalışma süresine göre yapılan indirimin gece gürültüsü hesabında neden kullanıldığı açıklama gerektiriyor.
Üstelik hesaplamada yeni makinelerin gürültüsü esas alınırken, tesiste halen yürütülen hurda kesme ve presleme işlemleriyle ağır araç hareketlerinin toplam gürültüye katkısı aynı hesap içinde ayrı ayrı gösterilmiyor.
Şirketin hazırlattığı dosyada gürültünün yasal sınırların altında kalacağı savunuluyor. Ancak bu sonuçlar, tesisin yeni faaliyetleri başladıktan sonra yapılmış bağımsız ölçümlere değil, proje aşamasındaki hesaplamalara dayanıyor.
İNŞAAT YAPILMAYACAK DENİLİYOR, 4 MİLYON LİRA AYRILIYOR
Proje için açıklanan toplam yatırım bedeli 5 milyon 450 bin lira. Bunun 4 milyon 50 bin lirası inşaat, 1 milyon 300 bin lirası makine ve ekipman, 100 bin lirası ise işçilik, nakliye ve montaj giderlerinden oluşuyor.
Dosyanın farklı bölümlerinde ise mevcut 500 metrekarelik kapalı alanda faaliyet yürütüldüğü, bu alanın çelik konstrüksiyonla kapatılacağı ve yeni bina inşaatı yapılmayacağı yazıyor.
Bu ifadeler, dört milyon lirayı aşan inşaat harcamasının tam olarak hangi işler için ayrıldığı sorusunu gündeme getiriyor.
Tehlikeli atıkların depolanacağı alanların sızdırmaz zeminleri, yağ tankları, sızıntı önleme düzenekleri ve yangın güvenliği ekipmanlarının maliyet hesabına nasıl dahil edildiği de dosyada ayrı kalemler halinde gösterilmiyor.
DOĞAL YAŞAM İÇİN AYRI BİR ARAŞTIRMA YAPILMADI
Proje dosyasındaki bir başka ayrıntı da bölgenin bitki örtüsü ve hayvan varlığına ilişkin değerlendirmede yer alıyor.
PTD'de, proje alanının yoğun sanayi faaliyetlerinin bulunduğu bir bölgede olduğu ve doğal bitki örtüsüyle hayvan varlığının büyük ölçüde ortadan kalktığı belirtiliyor. Bu gerekçeyle ayrıca flora-fauna çalışması yapılmadığı açıkça ifade ediliyor.
Şirket, proje alanında ve yakın çevresinde ÇED Yönetmeliği kapsamında koruma statüsüne sahip bir bölge bulunmadığını da bildiriyor.
Ancak sanayi bölgesinde bulunmak, yeni faaliyetlerin çevresel etkilerinin olmayacağı anlamına gelmiyor. Özellikle bölgedeki mevcut tesislerin oluşturduğu toz, gürültü ve trafik yüküne yeni faaliyetlerin ne ölçüde katkıda bulunacağı önem taşıyor.
TAM KAPASİTEDE GÜNDE 35 ARAÇ SEFERİ
Projenin çevreye etkisi yalnızca tesisin içinde yürütülecek işlemlerle sınırlı değil.
Dosyada, tam kapasitede günlük yaklaşık 347 ton atık kabul edileceği hesaplanıyor. Yirmi tonluk araçlar esas alındığında, tesise gelen atıklarla işlenen malzemelerin sevkiyatı için günde yaklaşık 35 araç seferi yapılması öngörülüyor.
İlk yıl tesisin yüzde 20 kapasiteyle çalışması planlandığından, başlangıçta günlük yaklaşık 7 sefer yapılacağı belirtiliyor.
Şirket, ağır araçların OSB iç yollarını kullanacağını ve yerleşim alanlarından geçmeyeceğini taahhüt ediyor. Bununla birlikte, tesis tam kapasiteye ulaştığında oluşacak ek trafiğin bölgedeki diğer sanayi faaliyetleriyle birlikte nasıl yönetileceği de yanıt bekleyen konular arasında.
ÇED SÜRECİ BAŞLADI, HENÜZ ONAY VERİLMEDİ
Daşdan Metal'in projesi, 5 Mart 2026'da değiştirilen ÇED Yönetmeliği uyarınca çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projeler arasında yer alıyor.
Bu kapsamda yetkili idare, gerekli görmesi halinde ilgili kurumlardan görüş alabilecek, şirketten ek bilgi ve belge isteyebilecek, yeni analiz ve ölçümler talep edebilecek.
İnceleme sonunda proje için “ÇED Olumlu” veya “ÇED Raporu Hazırlanmalıdır” kararı verilebilecek.
Valiliğin ÇED sürecini başlatması, projenin çevresel açıdan uygun bulunduğu ya da şirkete yeni faaliyetleri için izin verildiği anlamına gelmiyor.
Kemalpaşa'da yılda 104 bin ton atığın işlenmesinin planlandığı projede, özellikle 500 metrekarelik alanın yeterliliği, tehlikeli atıkların depolama koşulları ve çevresel etkilere ilişkin hesapların doğrulanması, ÇED incelemesinin öne çıkan başlıkları arasında bulunuyor.



