İzmir'in Selçuk ilçesinde 3 Ocak 2020 tarihinde meydana gelen müessif iş kazasında yaşamını yitiren enerji işçisi Orhan Demirkafa'nın ailesi, aradan geçen altı buçuk yıla rağmen hukuk mücadelesini kararlılıkla sürdürüyor. Henüz 39 yaşındayken aramızdan ayrılan talihsiz işçinin ardından geride kalan eşi Gamze Demirkafa ve iki kız çocuğu, haklılıklarının mahkeme kararlarıyla tescil edilmesine karşın uzayan yargı süreçleri nedeniyle yıpratıcı bir dönemden geçiyor. Olayın gerçekleştiği gün büyük kızı henüz çocuk yaşta babasını kaybederken, küçük kızı ise anne karnında babasız kalmanın acısını yaşadı.
Yıllardır süregelen yargılama maratonunda ceza davası boyutu kesinleşmiş mahkumiyet kararlarıyla sonuçlandı. Ancak iş mahkemesinde görülen ve ailenin lehine sonuçlanan tazminat davası, davalı kurum tarafından istinaf merciine taşındı. Dosyanın yeniden Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesi, adalet bekleyen ailenin mağduriyetini derinleştirirken, yargı sürecinin bu denli uzaması Ege bölgesindeki iş güvenliği ve işçi hakları tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.
Mahkemelerin haklı bulduğu aile uzayan yargı sürecine tepkili
Yaşadıkları hukuk mücadelesini ve çektikleri vicdani yükü dile getiren acılı eş Gamze Demirkafa, geçen zamanın acılarını hafifletmek yerine daha da büyüttüğünü ifade etti. Mahkeme heyetlerinin dosyadaki kusur oranlarını tescilleyerek aile lehine karar vermesine rağmen karşı tarafın dosyayı sürekli bir üst mahkemeye taşıyarak süreci uzattığını belirten Demirkafa, adli mekanizmaların daha hızlı işlemesi gerektiğini vurguladı.
Altı buçuk yıldır iki yetim çocukla hayat mücadelesi veren ve adliye koridorlarında adalet mücadelesi veren Gamze Demirkafa, yaşadıklarını şu yürek burkan sözlerle kaydetti:
"Kızlarım sokakta veya caddede her elektrik dağıtım şirketi aracını gördüklerinde sadece boyunlarını büküp 'Babam...' diyor. Mahkemeler her aşamada haklı olduğumuza karar veriyor ama süreç bir türlü nihayete ermiyor. Keşke bu konuda haklı olmasaydık da eşim yanımızda olsaydı. Adliye raflarında bekleyen şey sadece bir dosya kağıdı değil; iki küçücük çocuğun adaleti, geleceği ve hakkıdır. Adalete ulaşmak bu kadar zor ve meşakkatli olmamalı."
Yetim kalan iki kız çocuğunun geleceği için kamuoyu desteği aranıyor
Babasız büyümenin zorluklarını her gün hissettiklerini aktaran aile, sürecin daha görünür kılınması ve benzer ihmallerin önüne geçilmesi amacıyla sosyal medya üzerinden geniş kapsamlı bir destek kampanyası başlattı. Oluşturulan dijital mecralar üzerinden hem devam eden hukuki sürecin adımları kamuoyuyla paylaşılıyor hem de Ege genelinde iş kazalarının önlenmesine yönelik toplumsal farkındalık oluşturulması hedefleniyor.
Büyük kızının babasını çok küçük yaşta kaybettiğini, küçük kızının ise 'baba' kelimesini hiç söyleyemediğini belirten acılı anne, "Altı yılı aşkın süredir sadece adaletin tecelli etmesini bekliyoruz. Yıllardır karşı taraf bir kez olsun yanımızda durmadı, halimizi sormadı. Hiç mi geride kalan iki yetim akıllarına gelmiyor? Yazık... Günah... Vicdan yahu, vicdan..." sözleriyle yetkilileri ve vicdan sahibi kamuoyunu seslerine kulak vermeye çağırdı.
Emekçilerin güvenliği için simge bir hukuk mücadelesi yürütülüyor
Demirkafa ailesinin avukatları ve yakınları tarafından yürütülen bu kararlı duruş, sadece tek bir iş kazası dosyası olmanın ötesinde, tüm enerji işçilerinin saha güvenliğini doğrudan ilgilendiren simge bir davaya dönüşmüş durumda. Sahada en zorlu şartlar altında görev yapan enerji emekçilerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve işveren sorumluluklarının eksiksiz yerine getirilmesi açısından davanın emsal teşkil edeceği belirtiliyor.
Altı buçuk yıldır süren davada ceza boyutunun kesinleşmesinin ardından gözler şimdi Bölge Adliye Mahkemesi'nden çıkacak karara çevrildi. Aile, tazminat davası dosyasının daha fazla geciktirilmeden onaylanmasını ve iki yetim çocuğun geleceğini teminat altına alacak adli kararın bir an önce uygulanmasını bekliyor.




