Takvimler 7 Eylül 1922’yi gösteriyordu. 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz’un ardından Türk ordusu, geri çekilen Yunan birliklerini Batı Anadolu boyunca takip ediyordu. Hedef artık açıktı: İzmir. Türk süvarileri günlerdir durmaksızın batıya ilerlerken İzmir’in güneydoğusunda bulunan Torbalı’da kritik bir mücadele yaşanacaktı. İlçe, 20 Mayıs 1919’dan beri işgal altındaydı. Yaklaşık 1206 gün süren işgal, 7 Eylül 1922’de sona erecekti. Torbalı Belediyesi de ilçenin işgalinin 20 Mayıs 1919’da başladığını ve 7 Eylül 1922’de sona erdiğini belirtiyor.
Sabah 06.00: Süvariler Bayındır’dan çıktı
3’üncü Süvari Tümeni, 6 Eylül’ü 7 Eylül’e bağlayan geceyi Bayındır’da geçirdi. Albay Çolak İbrahim Bey komutasındaki birlikler 7 Eylül sabahı saat 06.00’da Bayındır’dan Torbalı yönüne hareket etti. Tümenin bünyesinde 27’nci ve 28’inci Süvari Alayları bulunuyordu. Saatler süren ilerleyişin ardından birlikler yaklaşık 11.30’da Arslanlar köyüne ulaştı ve burada mola verdi. Ancak kısa süre içinde gelen haber, yürüyüşün bir muharebeye dönüşeceğini gösterdi. Yunan birliklerinin Torbalı’nın doğusundaki Fetrek Çayı hattında savunma yaptığı ve bölgede çatışmalar yaşandığı öğrenildi.
Saat 13.30: Fetrek’te taarruz başladı
Tümen Komutanı Çolak İbrahim Bey, beklemek yerine taarruz kararı aldı. 28’inci Süvari Alayı, bir topçu bataryasının desteğiyle saat 13.30’da Fetrek Çayı’nın batısındaki Yunan birliklerine saldırıya geçti. Topçu ateşi savunma hattı üzerinde etkili oldu. Yunan birlikleri Torbalı Ovası’nın batısındaki sırtlara doğru çekilmeye başladı. Saatler süreceği düşünülebilecek mücadelenin kritik bölümü oldukça hızlı gelişti. Askerî harekâta ilişkin aktarılan kayıtlara göre saat 14.00 civarında Yunan savunması çözülmüş, Türk kuvvetleri Torbalı’da üstünlüğü ele geçirmişti. Yani Bayındır’dan sabah başlayan yürüyüş, birkaç saat sonra Torbalı’nın kurtuluşuyla sonuçlanıyordu.
Yörük Ali Efe'nin kuvvetleri de sahadaydı
Torbalı çevresindeki mücadelede yalnızca düzenli ordu birlikleri bulunmuyordu. Milli Mücadele’nin önemli isimlerinden Yörük Ali Efe komutasındaki gönüllü kuvvetler de bölgede görev yaptı. Torbalı Ovası ve çevresinde geri çekilen Yunan birlikleriyle mücadele devam ederken Türk süvarileri, İzmir yönündeki ilerleyiş için bölgenin güvenliğini sağlamaya çalıştı. Kayıtlara göre Yunan birlikleri geri çekilirken çevredeki bazı noktalardan yeni kuvvetler de gelmiş, 7-8 Eylül boyunca Torbalı ve köyleri çevresinde hareketlilik devam etmişti. Bu nedenle 7 Eylül, yalnızca ilçeye Türk birliklerinin girdiği gün değil, İzmir’e yönelik takip harekâtının güney kolunda kritik bir dönüm noktasıydı.
Hedef artık İzmir’di
Torbalı’nın ardından Türk ordusunun gözü İzmir’e çevrildi. 8 Eylül tarihli askerî haberleşmelerde de durum açık biçimde görülüyordu. Mustafa Kemal Paşa’nın o günkü telgraflarında ordunun 26 Ağustos’tan itibaren yaklaşık 300 kilometre ilerlediği, Süvari Kolordusu’nun Manisa üzerinden, 3’üncü Süvari Tümeni’nin ise Torbalı üzerinden İzmir’e doğru ilerlediği bildiriliyordu. Torbalı böylece Büyük Taarruz’dan İzmir’in kurtuluşuna uzanan büyük takip harekâtının önemli geçiş noktalarından biri haline geldi. İzmir’e sadece iki gün kalmıştı.
Torbalı’dan Gaziemir’e özel müfreze
Harekâtın en dikkat çekici ayrıntılarından biri ise Gaziemir’de yaşandı. Akademik çalışmalarda aktarılan askerî kayıtlara göre Çolak İbrahim Bey, Torbalı bölgesindeyken kuvvetli bir müfrezeyi Gaziemir’de bulunan Yunan havaalanına gönderdi. Müfrezenin görevi havaalanını kullanılamaz hale getirmekti. Türk birliği havaalanına ulaştığında tesisi tahrip etti ve burada bulunan üç Yunan uçağını da kullanılamaz hale getirdi. Bu operasyon, Torbalı’daki mücadelenin yalnızca ilçenin kurtarılmasıyla sınırlı olmadığını; İzmir’e yönelik son harekâtın askerî altyapısının da hazırlandığını gösteren çarpıcı ayrıntılardan biri oldu.
Gazeteler: İzmir artık çok yakın
8 Eylül 1922’de İstanbul’da yayımlanan gazeteler de Türk ordusunun İzmir’e yaklaşmasını büyük heyecanla takip ediyordu. Dönemin Tevhid-i Efkâr gazetesi, Türk süvarilerinin İzmir’e yaklaşık 35 kilometre kadar yaklaştığını bildiriyor; Torbalı, Ödemiş ve çevredeki bölgelerin Türk kuvvetlerinin kontrolüne geçtiğini duyuruyordu. Gazetenin haberlerinde İzmir’in kurtuluşunun artık çok yakın olduğu havası hâkimdi. Bu beklenti yalnızca bir gün sonra gerçeğe dönüşecekti.
Torbalı’dan iki gün sonra İzmir
7 Eylül: Torbalı.
8 Eylül: Türk ordusunun İzmir çevresindeki ilerleyişi.
9 Eylül: İzmir.
Türk süvarileri 9 Eylül 1922 sabahı kente girdi ve İzmir’in işgali sona erdi.
Bu açıdan Torbalı’nın 7 Eylül’de kurtuluşu, yalnızca ilçenin tarihindeki bir dönüm noktası değil; 9 Eylül’e uzanan büyük yürüyüşün son aşamalarından biri oldu. Torbalı’dan ilerleyen 3’üncü Süvari Tümeni ile kuzeyden İzmir’e yaklaşan diğer süvari birlikleri, şehrin çevresindeki Yunan kuvvetlerinin geri çekilmesini hızlandırdı.
1206 günlük işgal sona erdi
Torbalı için 7 Eylül’ün anlamı ise çok daha derindi. İzmir’in 15 Mayıs 1919’da işgal edilmesinden yalnızca beş gün sonra, 20 Mayıs’ta işgal Torbalı’ya ulaşmıştı. İlçe halkı üç yılı aşkın süre boyunca savaşın, işgalin ve belirsizliğin içinde yaşadı. 20 Mayıs 1919 ile 7 Eylül 1922 arasında 1206 gün geçti. Torbalı Belediyesi geçmiş yıllardaki kurtuluş açıklamalarında 7 Eylül’ü “acının, kederin, zulmün ve karanlığın son bulduğu” gün olarak tanımladı.
104 yıl sonra aynı tarih
Bugün Torbalı, kurtuluşunun 104’üncü yıl dönümünü kutluyor. Ancak 7 Eylül’ü yalnızca yerel bir kurtuluş yıldönümü olarak okumak, o günün tarihsel önemini eksik bırakıyor. Çünkü 104 yıl önce bugün Torbalı Ovası’nda yaşananlar, iki gün sonra İzmir’de son bulacak büyük takip harekâtının parçalarından biriydi. Sabah Bayındır’dan çıkan süvariler Arslanlar’a ulaştı. Fetrek Çayı’nda karşılarına çıkan savunmaya saldırdı. Torbalı’ya girdi. Gaziemir’deki havaalanına müfreze gönderildi. Ve yön artık İzmir’di. 7 Eylül’de Torbalı’da açılan yol, 9 Eylül sabahı İzmir’de zafere ulaştı.




