İzmir’in turizm cenneti Çeşme, tarihinin en esrarengiz kayıp vakalarından birine tanıklık etmeye devam ediyor. Takvimler 16 Temmuz 2023’ü gösterdiğinde, henüz 19 yaşında olan Veli Eren Atay, arkadaşlarıyla eğlenmek üzere gittiği Alaçatı mevkiindeki Deliklikoy’da adeta yer yarıldı ve içine girdi. O günden bu yana geçen sürede mevsimler değişti, yıllar devrildi ancak Atay ailesinin evindeki hüzünlü bekleyiş hiç bitmedi. Bugün 2 Şubat 2026; Veli Eren’den haber alınamayan, belirsizlikle dolu koca bir üç yıl geride kalmak üzere. Ne bir yaşam belirtisi ne de cansız bedenine dair bir iz bulunabilmiş değil. Ege’nin serin sularına mı karıştı, yoksa karada başına karanlık bir olay mı geldi sorusu, hala İzmir’in gündemindeki sıcaklığını koruyor.

Tatil cennetinde başlayan kâbus üçüncü yılına girdi

Olayın yaşandığı gün, sıradan bir yaz eğlencesi olarak başlamıştı. Gençler denizin ve güneşin tadını çıkarırken, Veli Eren Atay bir anda gözden kayboldu. Annesi Ebru Atay’ın "Sanki sır oldu, uçtu gitti" diyerek feryat ettiği o günden bugüne, ailenin gözündeki yaş hiç dinmedi. Kayboluşun hemen ardından başlatılan arama çalışmaları, bölgenin gördüğü en kapsamlı operasyonlardan biriydi. İlk etapta emniyet güçleri, AFAD ekipleri ve yüzlerce gönüllüden oluşan yaklaşık 300 kişilik dev bir kadro, Deliklikoy ve çevresini ablukaya aldı. Sarp kayalıklar, mağaralar, ormanlık alanlar ve sahil şeridi didik didik edildi ancak genç adamdan geriye sadece soru işaretleri kaldı.

Deprem! son dakika
Deprem! son dakika
İçeriği Görüntüle

Deliklikoy karış karış tarandı ama deniz evladını geri vermedi

Arama kurtarma faaliyetleri sırasında teknoloji de sonuna kadar kullanıldı. Sahil Güvenlik dalgıçları denizin dibini tararken, havadan helikopter ve İnsansız Hava Araçları (İHA) bölgeyi günlerce gözetledi. Emniyet birimleri, üç ay boyunca adeta iğneyle kuyu kazdı. Bu yoğun mesaide elde edilen tek somut bulgu, Veli Eren’in kıyıda bıraktığı, içinde şortu ve havlusunun bulunduğu çantası oldu. Olaydan bir süre sonra bulunan cep telefonu ise soruşturmanın seyrini değiştirecek bir ipucu vermekten uzaktı. Ne bir tişört ne bir ayak izi bulunabildi. Uzmanlar, denizin ve coğrafyanın bu kadar sessiz kalmasını "nadir görülen bir durum" olarak nitelendirirken, dosya zamanla faili meçhul raflarına doğru sürüklendi.

Acılı anne baba dedektif gibi iz sürdü

Devletin resmi aramaları sürerken, evlat hasretiyle yanan anne Ebru Atay ve baba Mehmet Atay, elleri kolları bağlı oturmadı. Aile, oğullarını bulabilmek için varını yoğunu ortaya döktü. Televizyon programlarına katılarak milyonlara seslenen çift, gelen her ihbarı değerlendirmek için şehir şehir dolaştı. Hatta olayın üzerindeki sır perdesini aralayabilmek adına özel dedektifler tutuldu. Semt semt, sokak sokak yapılan araştırmalar, görüşülen yüzlerce görgü tanığı maalesef Veli Eren’in nerede olduğuna dair somut bir kapı açmadı. Ailenin bu insanüstü çabası, 2026 yılına gelindiğinde de aynı kararlılıkla devam ediyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ