Yıllar boyunca altyapı modeliyle adından söz ettiren kırmızı-lacivertli kulüp artık profesyonel liglerde mücadele etmeyecek. Ancak bu karar beraberinde başka bir soruyu da gündeme getirdi: İzmir’in genç oyuncu yetiştirme kültürü bundan sonra nasıl şekillenecek?
Altınordu’nun Bıraktığı Miras
İzmir futbolunda altyapı denildiğinde son yıllarda ilk akla gelen kulüp Altınordu oldu. Öz Kaynak Sistemi adı verilen yapılanmayla hareket eden kırmızı-lacivertliler, genç oyuncuların gelişimini kulüp politikasının merkezine yerleştirdi.
Bu sistemin en dikkat çekici ürünleri ise Çağlar Söyüncü, Cengiz Ünder ve Berke Özer oldu. Üç futbolcunun da Avrupa’nın önemli liglerinde forma giymesi ve A Milli Takım’a kadar yükselmesi, Altınordu’nun yıllar boyunca uyguladığı modelin başarısını ortaya koydu.
Kulübün profesyonel futbol faaliyetlerini sonlandırma kararı alması bu mirası ortadan kaldırmıyor. Altınordu, bundan sonraki süreçte tamamen altyapıya ve oyuncu yetiştirme faaliyetlerine odaklanacak. Yani kırmızı-lacivertliler profesyonel liglerden çekilmiş olsa da Türk futboluna oyuncu kazandırmaya devam etmeyi hedefliyor.
Farklı Modeller Ortaya Çıkıyor
Altınordu’nun yıllar boyunca temsil ettiği anlayış bugün İzmir’in diğer kulüplerinde farklı biçimlerde kendisini gösteriyor.
Göztepe, Sport Republic ortaklığının ardından genç ve gelişime açık oyunculara yönelen bir yapı oluşturdu. Sarı-kırmızılı ekip yalnızca kendi altyapısından çıkan isimlere değil, farklı ülkelerden keşfedilen genç futbolculara da yatırım yapıyor. Amaç, bu oyuncuların gelişimini sağlayarak hem sportif hem de ekonomik değer üretmek.
Son yıllarda kulübün transfer politikasında genç oyuncuların ağırlık kazanması, Göztepe’nin geleceğe dönük planlamasının önemli parçalarından biri olarak öne çıkıyor. Bu yönüyle sarı-kırmızılılar, Altınordu’nun yıllarca uyguladığı geleneksel altyapı modelinden farklı bir yol izlese de genç oyuncu gelişimini merkeze alan bir anlayış ortaya koyuyor.
İzmir futbolunun yükselen ekiplerinden Aliağa FK da bu sürecin dikkat çeken kulüpleri arasında yer alıyor. Yeni sezon öncesinde kadrosunda kapsamlı bir değişime giden sarı-siyahlılar, genç ve gelişime açık isimlere yöneldi. Altınordu altyapısından yetişen Sercan Demirkıran ile Göztepe altyapısından gelen İzzet Furkan Malak gibi oyuncuların kadroya katılması, genç futbolcular için yeni bir gelişim alanı oluşturdu.
Aliağa FK’nın son dönemdeki yapılanması, İzmir’de yetişen oyuncuların profesyonel futbol içerisinde kendilerine yer bulabilecekleri alternatiflerin arttığını gösteriyor.
Köklü Kulüplerin Arayışı
İzmir’in köklü kulüpleri Karşıyaka ve Altay da bu tablonun önemli parçaları arasında bulunuyor.
Karşıyaka son yıllarda altyapı organizasyonunu yeniden güçlendirmeye çalışırken genç oyunculara A takım kapısını açmaya devam ediyor. Yeni sezon öncesinde bazı altyapı oyuncularının A takım kampına dahil edilmesi de bunun somut örneklerinden biri oldu. Ayrıca kulübün planladığı spor kampüsü projesi, uzun vadede altyapı yapılanmasına önemli katkı sağlayabilecek yatırımlar arasında gösteriliyor.
Altay ise farklı bir süreçten geçiyor. Son yıllarda yaşanan ekonomik ve sportif sorunlar nedeniyle siyah-beyazlı ekip önceliğini yeniden yapılanmaya vermiş durumda. Buna rağmen kulübün geçmişten gelen altyapı kültürü, Altay’ın geleceği açısından en önemli çıkış yollarından biri olarak görülüyor. Özellikle transfer yapmanın giderek zorlaştığı dönemlerde kendi oyuncusunu yetiştirebilmek, siyah-beyazlılar için büyük önem taşıyor.
Tek Bir Kulübün Hikâyesi Değil
Altınordu’nun profesyonel futbol sahnesinden çekilmesi, İzmir futbolunda önemli bir değişimi beraberinde getirdi. Ancak ortaya çıkan tablo, şehirdeki oyuncu yetiştirme kültürünün tek bir kulübe bağlı olmadığını gösteriyor.
Bir tarafta yıllar boyunca oluşturduğu altyapı geleneğini sürdürmeye çalışan Altınordu, diğer tarafta genç oyunculara yatırım yapan Göztepe, kadrosunu gençleştiren Aliağa FK ve yeniden yapılanma sürecindeki Karşıyaka ile Altay bulunuyor.
İzmir futbolunun geleceği açısından belirleyici olacak unsur da bu kulüplerin genç oyunculara ne kadar fırsat vereceği olacak. Çünkü bir futbol şehrinin gücü yalnızca liglerdeki başarısıyla değil, kendi içinden çıkardığı futbolcularla da ölçülüyor.





